İki Müslüman Kadın Kongre Üyesi Riyad'ı Tedirgin Ediyor...

Suudi Arabistan medyası, bir süredir, Amerika’da Kasım ayında yapılan ara seçimlerde Temsilciler Meclisi'ne girmeyi başaran iki Müslüman kadın üyeye siyasi saldırıda bulunuyor.

İki Müslüman Kadın Kongre Üyesi Riyad'ı Tedirgin Ediyor...
İki Müslüman Kadın Kongre Üyesi Riyad'ı Tedirgin Ediyor... Zehra

Suudi Arabistan medyası, bir süredir, Amerika’da Kasım ayında yapılan ara seçimlerde Temsilciler Meclisi'ne girmeyi başaran iki Müslüman kadın üyeye siyasi saldırıda bulunuyor. Ancak Suudi Arabistan’ın bu tavrı siyasi alanda ters tepebilir. Bunun nedeni, Minnesota eyaletinden seçilen İlhan Omar'ın, Amerika'nın Suudi Arabistan'a yaptığı silah satışını askıya alma yetkisi bulunan Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu'ndaki yerini garantilemiş olması.

Geçen hafta Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu'na girmesi kesinleşen Somali asıllı İlhan Omar ve Michigan eyaletinden seçilen temsilci Rashida Tlaib, bir süredir Suudi Arabistan'da devlet kontrolundaki medyanın, Suudi kraliyet ailesinin görüşlerini yansıtan akademisyenlerin ve yorumcuların eleştiri oklarının hedefindeydi. Suudi Arabistan'da bazı çevreler, Omar ve Tlaib'i Müslüman Kardeşler'le işbirliği yapan gizli İslamcılar olarak tanımlıyordu.

Minnesotalı Kongre Üyesi İlhan Omar, Dış İlişkiler Komisyonu'ndaki yerini garantiledikten sonra yaptığı açıklamada, ”Suudi Arabistan gibi insan haklarını çiğneyen ülkelere silah satışını dizginlemeye kararlı” olduğunu açıkladı.

Kendilerini ”Demokrat sosyalist” olarak tanımlayan ve Amerikan Kongresi'ne seçilen ilk Müslüman kadınlar olarak tarihe geçen İlhan Omar ve Rashida Tlaib'i hedef alan saldırılarda ara seçimlerden sonra azalma olmadı. Her iki Kongre üyesi de hem kendi partilerini hem de Amerikan Kongresi'ni değiştirme vaadiyle yola çıkan ilerici yeni nesil siyasetçiler arasında.

Omar ve Tlaib'e yönelik saldırılar, ara seçimlerin yapıldığı 6 Kasım 2018'de başladı. Suudi Arabistanlı bir diplomat, Omar'ı hedef aldığı Twitter mesajında, ”Körfez'e düşman olacak” ifadelerini kullandı ve Omar'ı, Müslüman Kardeşler'in temsil ettiği siyasi İslam'a bağlı olmakla suçladı.

Suudi kraliyet ailesinin kurduğu haber medyası Al Arabiya, geçen ay yayınladığı bir başyazıda, Amerikan Kongresi'ne seçilen ilk Müslüman kadınlar Omar ve Tlaib'in Amerikan siyasetine sızan Müslüman Kardeşler üyeleri olduğu suçlamasında bulundu. Başyazıda Müslüman Kardeşler'in, Başkan Donald Trump'ın Suudi Arabistan'la olan stratejik ortaklığını yıkmayı amaçladığı belirtildi. Omar ve Tlaib'e yönelik saldırılar, Suudi Arabistan'ın komşusu ve müttefiki Birleşik Arap Emirlikleri'nde de destek topladı. Siyasi hareket Müslüman Kardeşler, her iki ülkede de yasaklı.

Başyazı, ”Demokratlar'ın Amerikan Kongresi'nin kontrolunu ele geçirmek için Cumhuriyetçiler'e karşı giriştikleri mücadele, siyasi İslamcı hareketlerle işbirliği yapmalarına yol açtı. Göçmen azınlık gruplara mensup Müslümanlar'ı ve kadın aktivistleri siyasi arenada öne çıkardılar,” şeklinde ifadeler içeriyor.

Sözlü saldırıların ardında yatan ironi

Omar ve Tlaib'i destekleyenler, Suudi Arabistan medyasının saldırılarını iftira olarak nitelendiriyor ve iki Müslüman kadın Kongre üyesinin LGBT ve kadın hakları gibi, siyasal İslam'ın karşı olduğu konularda ilerici fikirlere sahip olduklarını hatırlatıyor. Suudi Arabistan medyasının saldırıları ayrıca Omar ve Tlaib'in Suudi Arabistan gibi ülkelerde kadın haklarını savunmaları ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman başta olmak üzere Suudi kraliyet ailesine eleştiriler yöneltmelerine verilen bir tepki.

Öte yandan her iyi Kongre üyesi, Suudi Arabistanlı gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın Ekim ayında öldürülmesiyle ortaya çıkan krizi iyi yönetemediği gerekçesiyle Trump'ı eleştiriyor. Omar, Kaşıkçı cinayetinden sonra paylaştığı Twitter mesajında, ”Suudi hükümeti azınlıklara, kadınlara, aktivistlere yönelik saldırıları, hatta Yemen'deki soykırımını örtbas etmede usta olabilir ancak Kaşıkçı cinayeti, yapmalarına izin verilen son şer eylemi olacaktır,” dedi.

Başkan Trump, gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın İstanbul'daki Suudi Arabistan Başkonsolosluğu'nda öldürülmesinden sonra Suudi Arabistan'ı sert şekilde cezalandırmaktan kaçınmıştı. Cinayeti işlemekle suçlanan 17 Suudi Arabistan vatandaşına yaptırım uygulamaya başlayan Trump yönetimi, Riyad'la Washington arasındaki stratejik ilişkilerin daha önemli olduğunu vurguluyor.

Öte yandan Omar ve Tlaib'in eleştirileri, sadece Suudi Arabistan'ı hedef almıyor. Her iki Kongre üyesi de İsrail politikalarına şiddetle karşı çıkıyor ve İsrail'e boykot çağrılarını destekliyor.

Kongre'ye seçilen ilk Filistin asıllı Amerikalı olan Rashida Tlaib, solcu araştırmacı haber sitesi “Intercept”le söyleşisinde, Amerika'nın İsrail'e ya da eşitlik ve adalet yanlısı olmayan başka ülkelere askeri yardım yapmasını desteklemeyeceğini söyledi.

Tlaib, Filistin konusunda, ”Büyükannem hala orada yaşıyor. Büyükannemin insanlık onurunu ayaklar altına alan bir ülkeye yardım yapılmasını desteklemem, eşitlik hakkını ortadan kaldırır. Sağlık hizmeti almak için gittiği hastanede kontrol noktalarından geçmek zorunda kalması, kendi topraklarında ikinci sınıf insan muamelesi görmesi, benim destek verebileceğim bir durum değil,” şeklinde konuştu.

Rashida Tlaib, askeri yardımın, bazı ülkeleri insan haklarına uymaya ikna etme konusunda bir koz olarak kullanılması gerektiğini düşünüyor. Tlaib, ”Eğer bu kozu İsrail, Suudi Arabistan ya da başka ülkelere karşı kullanmazsak o zaman bu, ülke olarak görevimizi yerine getirmiyoruz demektir,” diyor.

7sabah

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Mustafa İslamoğlu: İslamcılık benim için ömrümün en büyük hayal kırıklığıdır ve kendimi de sorumlu hissediyorum.
Mustafa İslamoğlu: İslamcılık benim için ömrümün en büyük hayal kırıklığıdır ve kendimi de sorumlu hissediyorum.
Mücahit Gültekin: Asıl tehlike geleneksel yapılardan değil, liberal kapitalist değerlerden geliyor
Mücahit Gültekin: Asıl tehlike geleneksel yapılardan değil, liberal kapitalist değerlerden geliyor