vr etkinlik

ankara evden eve nakliyat

istanbul escort

kaçak iddaa kaçak bahis güvenilir bahis siteleri iddaa siteleri en iyi bahis siteleri illegal bahis en iyi canlı bahis siteleri casino siteleri canlı bahis siteleri ensobet üyelik bonus veren siteler

Gazze, Filistin direnişinin simgesi ....

29 Dey günü (19 Ocak) İran İslam Cumhuriyeti’nin resmi takviminde Filistin halkının korsan rejim İsrail karşısında mazlumane ve kahramanca direnişi ve bu saldırgan rejime karşı zafer kazanması yüzünden “Gazze, Filistin direnişinin simgesi” günü olarak adlandırılmıştır.

 Gazze, Filistin direnişinin simgesi ....
 Gazze, Filistin direnişinin simgesi .... Zehra

29 Dey günü İran takviminde Gazze günü olarak adlandırıldı ve böylece İran milletinin mazlum Filistin milletine eski ve derin desteği ebediyen tarihte kayda geçti. Gerçekte Filistin milletinin siyonist rejim İsrail ordusunun 2008 yılında Gazze şeridine dayattığı 22 günlük savaşta şanlı direnişi Filistin milletinin tarihinde önemli bir dönüm noktasıdır.

19 Ocak 2019 günü ise siyonist rejimin Gazze şeridine dayattığı 22 günlük savaşın bittiği günün yıldönümüdür. Bu savaşta korsan İsrail fiyasko bir yenilgi aldı. Eli kanlı rejimin Gazze şeridine karşı 27 Aralık 2008’de başlattığı savaş 19 Ocak 2009’da Tel aviv’in hezimeti ile sona erdi.

Gerçekte 22 günlük savaş Filistin milletinin tarihinde bir dönüm noktasıydı, zira bu savaşta siyonist İsrail’in yenilmezlik yaftası yerle bir oldu ve Tel aviv’in daha ileriki yıllarda, 2012 yılında 8 günlük savaş ve 2014 yılında 50 günlük savaş ve en son 2018’de 2 günlük savaşta art arda hezimetlerine zemin hazırladı.

Korsan İsrail ordusu 22 günlük savaşta mazlum Filistin milletine karşı işlediği onca korkunç cinayete karşın bu bölgeyi yeniden işgal etme ve Filistin milletini siyonist rejime karşı direnişten vaz geçirme hedeflerine ulaşamadı. Asla eşit şartlarda olmayan ve Gazze şeridine dayatılan bu savaşta siyonist rejim karadan, havadan ve denizden her türlü cinayeti işlemekten çekinmedi, ancak Filistin milleti direnişten el çekmedi ve hatta siyonist orduya ağır darbeler indirerek bu rejimi geri çekilmeye zorladı.

22 günlük savaş sona erdikten sonra uluslararası çevreler, katil rejim İsrail’i türlü savaş suçları ve beşeriyete karşı suç işlemek gibi cinayetleri yüzünden kınadı. Korsan İsrail’in bu savaşta işlediği cinayetlere, yerleşim merkezleri, okullar, umumi mekanlar, Gazze’nin iktisadi altyapı tesisleri gibi hedefleri vurmak ve hatta misket bombaları gibi yasak silah ve mühimmatları kullanmak gibi cinayetleri örnek vermek mümkün, gerçi maalesef bu cinayetlerin faillerinden hiç biri adalete teslim edilmedi. Her halükarda hş. 29 Dey gününü Gazze günü olarak adlandırmanın amacı ilk etapta mazlum Filistin milletinin şanlı direnişini saygı ile anmak ve ikinci etapta da eli kanlı rejimin cinayetlerini unutturmamak ve adaletin yerine getirilmesini sağlamaktır.

Buna göre Gazze günü de dünya Kudüs günü gibi Filistin milletinin mazlumiyet sesini dünya halkının kulağına duyurmak için bir fırsattır ve böylece uluslararası kamuoyu ve uluslararası çevreler Gazze şeridinde olup bitenlerden haberdar olabilir. Dünya genelinde yaşanan süreçlere kısaca bakıldığında, İran’ın bu günü Gazze günü adlandırması büyük ölçüde hedeflerine ulaştığı, nitekim Filistin milletinin direnişi ve başta İran İslam Cumhuriyeti olmak üzere dünyanın hür milletlerinin Filistin milletine destekleri uluslararası camianın siyonist rejimin 22 günlük savaşta işlediği cinayetlerin hakkında bilinçlenmesine vesile olduğu anlaşılıyor. Son bir kaç yılda uluslararası kamuoyunun baskıları altında, başta Avrupa ülkeleri olmak üzere bir çok ülkenin Filistin devletini tanımaya başladığı gözleniyor.

Bundan başka, 2012 yılında da BM genel kurulu 193 üyesinin olumlu oyları ile Filistin’in konumunu üye olmayan gözlemci ülke konumuna yükseltmeyi kabul etti. Tüm bu gelişmelerin yanında, Filistinlilerin diplomatik meydanlarda ve özellikle uluslararası kurum ve kuruluşlara üyelik konusunda elde ettikleri başarılara ve bunun doğal sonucu olarak siyonist rejim ve baş hamisi Amerika’nın bu durumdan ve Filistin’in uluslararası platformlarda kabul görmesinden derin paniğe kapılmalarına işaret etmek mümkün.

Bu bağlamda Filistin hatta uluslararası ceza mahkemesine üye oldu ve hemen mahkemenin yetkililerinden resmen siyonist rejimin 22 günlük savaşta Gazze şeridinde işlediği cinayetlerle ilgilenmesini istedi. Bu talebin ardından uluslararası ceza mahkemesi Filistin’de işlenen cinayetleri mercek altına alacağını açıkladı. Bu açıklamanın hemen ardından Amerika ve korsan İsrail elebaşıları bu karardan duydukları derin kaygıdan söz etmeye başladı. Aslında Amerika ve siyonist rejim elebaşılarının kaygılarının sebebi, uluslararası ceza mahkemesinin araştırmaları siyonist rejimin subayları, askerleri ve hatta sivil yetkilileri ve hatta hamilerinin işledikleri cinayetleri gün yüzüne çıkaracak olmasıdır.

Gerçekte korsan İsrail’in 22 günlük savaş sırasında savunmasız Filistin milletine karşı ağır hezimete uğraması bu rejimin haysiyetine indirilen ağır bir darbeydi, öyle ki Tel aviv elebaşıları uzun süre bu yüzden şaşkınlık yaşadı ve iç siyaset arenasında birbirine düşerek zillet verici hezimetlerinden birbirini sorumlu tutmaya çalıştı. Gazze şeridi Filistin milletinin intifada hareketinin doğduğu coğrafya olarak her daim eli boş fakat direniş anlayışı ile İsrail’in savaş makinesini durdurmayı ve Tel aviv elebaşılarını aciz ve çaresiz yapmayı ve geri çekilmeye zorlamayı başarmıştır.

Öyle ki bugün Gazze’nin adı bile siyonist rejim elebaşılarının korkulu kabusu sayılır. Filistin’de intifada hareketi Gazze’den başladı ve ardından işgal altındaki Filistin topraklarına yayıldı. Bu bağlamda İsrail’in eski başbakanlarından İshak Rabin 1987 yılında Filistin milletinin birinci intifadası başladığında İsrail’in savaş bakanıydı ve askerlerine yakaladıkları Filistinlilerin ellerini ve kafalarını kırma talimatı vermişti. Rabin bir keresinde “keşke bir gece uyuyup sabah uyandığımda, Gazze’yi sular altına girdiği bir durumda görseydim” demişti. Korsan İsrail elebaşıları Gazze’yi İsrailli askerlerin nefesini kesen saatli bomba olarak adlandırmıştı. Gazze halkı başta olmak üzere Filistin milleti direnişleri ile siyonist işgalcilere Gazze’den ve Filistin’in diğer bölgelerinden defolup gitmeleri gerektiği mesajını vermiştir.

Ocak 2006’da düzenlenen genel seçimlerde Gazze halkı işgal altındaki Kudüs ve Batı şeriada olduğu gibi Filistin İslamî direniş hareketi Hamas’a oy verdi ve böylece direniş simgesi olarak siyonistlerle barış müzakerelerinin faydasız olduğuna vurgu yaparak, gaspedilen hakların geri alınması için direnişe devam edilmesi gerektiğini ortaya koydu. Hal böyleyken ve Filistin milletinin birinci intifadasının üzerinden yaklaşık otuz yıl geçtiği bir sırada Filistin halkının direniş süreci ve eli boş bir şekilde işgalci rejimle mücadele etmeleri, bu milletin mazlumiyetini daha da gün yüzüne çıkardı.

Gerçekte Filistin direnişinin elde ettiği zaferler de bölge milletlerine Ortadoğu bölgesinde gelişmelerin direniş ekseninde şekillenmesi gerektiğini gösterdi. Nitekim bölge halkının sergilediği direnişle elde edilen güçlü zaferler de Ortadoğu bölgesinde gelişmelerin ecnebilerin müdahaleleri ile değil, bölge milletlerinin çıkarları temelinde olması gerektiğini ortaya koydu. Bu gerçek, Filistin ve bölgede siyasi liderler ve medya çevrelerinin üzerine vurgu yaptığı gerçektir.

Filistin direniş komitelerinin yetkililerinden Ebu Mücahit bu bağlamda yaptığı açıklamada, siyonist rejim ve ordusunun yenilmezlik kuruntusu Filistin direnişi karşısında tamamen çöktüğünü belirtti. Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin Kassam tugayları komutanlarından Ebu Ubeyde de Gazze’nin zaferi, nihai zafere ulaşma yolunda bir dönüm noktası olduğunu vurguladı. İşgal altındaki Filistin’de İslam hareketin yetkililerinden Kemal Hatip de Gazze şeridinde direnişin siyonist rejime karşı zafer kazanmasını Arap ve İslam ümmeti ve Filistin milletinin kaderini değiştirecek gelişme niteledi. Öte yandan Filistin direnişinin zaferleri siyonistlerin moralini çökertme yönünde etkisi oldu ve aynı zamanda Arap ve İslam ümmetinin moralini yükseltti.

Bu yüzden direnişin İran İslam İnkılabı bileşenlerinden etkilenerek siyonist rejim karşısında elde ettiği zaferleri bölge milletlerinin kıyamında yeni bir ilham kaynağı oldu ve 2011 yılında bu kıyamları başlattı. Bugün bölgede İslamî uyanış adında bir gerçek Filistin milletinin direnişinin içinden doğdu ve Filistin meselesini yeni bir denkleme taşıdı. Her halükarda Filistin direnişinin 22 günlük savaşta zaferi geniş çapta getirileri oldu ve bu zafer Filistin milletinin daha fazla zaferlerine zemin oluşturdu ve Filistin ülküsünün gerçekleşmesi için tek seçeneğin direniş olduğunu ortaya koydu.

Bu şartlarda İslam ülkeleri ve İslam dünyasının seçkin şahsiyetleri ve STK’ları ve ayrıca dünyada her hür insan Filistin milletine nihai zafere kadar destek vermesi ve bu milletin zalim siyonist rejime karşı mazlumiyet sesini tüm dünya halkına duyurması gerekir. Yine herkes 22 günlük savaştan daha hafif bir cinayet olmayan Gazze kuşatmasına karşı Filistin milletinin direnişine destek vermesi gerekir.

Siyonist rejim İsrail 22 günlük savaşta bozguna uğradıktan sonra Gazze şeridini karadan, havadan ve denizden kuşatma altına aldı ve savaşla elde edemediklerini kuşatma ile elde etmek istedi. Ancak bu kuşatma uluslararası yasalara ve insan hakları ilkelerine ve BM bildirgesine aykırıdır. Bu arada siyonist rejimin Gazze kuşatması ile işlediği cinayetler yeteri kadar dünya medyası ve siyaset çevrelerinin ilgisini çekmemiştir ve Mısır gibi bazı ülkeler bile bu kuşatmada siyonist rejime yardım etmektedir.

Bu yüzden İslam ülkelerinden ve dünyanın hür medya organlarından siyonist rejime baskı uygulamaları ve Gazze kuşatmasını sonlandırmaya zorlamaları beklenmektedir. Kuşkusuz İran’ın bir günü Gazze günü olarak adlandırması mazlum Filistin halkına verilen destek doğrultusunda önemli bir adımdır ve uluslararası camiaya Filistin milleti ve özellikle savaşzede Gazze halkına destek çağrısı yönünde etkili bir hareket sayılır.

Parstoday

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İmam Musa Sadr’ın Mübarek Ramazan Ayı  Mesajı Yıl 1971...
İmam Musa Sadr’ın Mübarek Ramazan Ayı Mesajı Yıl 1971...
Serdar Duman Yazdı: Gün, Amerika’ya karşı bağımsızlık için direnme günüdür.
Serdar Duman Yazdı: Gün, Amerika’ya karşı bağımsızlık için direnme günüdür.