Süresiz Nafaka Mağdurları Platformu Bir Basın Açıklaması Yaptı.

Süresiz Nafaka Mağdurları Platformu kurucuları İlhan Ergincan ve Mesut Arabul, Ankara AKM metro durağı önünde basın açıklaması yaptı.

Süresiz Nafaka Mağdurları Platformu Bir Basın Açıklaması Yaptı.
Süresiz Nafaka Mağdurları Platformu Bir Basın Açıklaması Yaptı. Zehra

Süresiz Nafaka Mağdurları Platformu kurucuları İlhan Ergincan ve Mesut Arabul, Ankara AKM metro durağı önünde basın açıklaması yaptı.

Süresiz Nafaka Mağdurları Platformu, Babalar ve Çocuklar Derneği, Mağdur Çocuklar ve Baba Hakları Derneği üyeleri, süresiz nafaka uygulamasını protesto etti.

Mağdurlar, hükümete seslenerek, “Ömür boyu borç, insan fıtratına aykırı. İnsanın kendi çocuğunu para karşılığı görmesi kadar zor bir şey yok” dedi.

İşte “Süresiz Nafaka Mağdurları Platformu” nun yaptığı basın açıklamasının tam metni:

Süresiz Nafaka Mağdurları Platformu Basın Açıklaması

Kıymetli basın mensupları, öncelikle hepinize geldiğiniz için teşekkürlerimizi sunuyoruz. Basın açıklamamızın yapılma nedeni, toplumumuzun kanayan iki yarası süresiz nafaka ve çocuk icrası konularında mağdurların sesini duyurmak ve çözüm önerilerimizi sunmaktır..

Bugün burada, Süresiz Nafaka Mağdurları Platformu olarak sadece mağdur erkekleri değil; kocasının eski eşine süresiz ödediği nafaka yüzünden mağdur edilen ikinci eşleri, oğlunun nafaka borcundan cezaevine girmesini önlemek için kredi çeken anne-babaları, babasının eski eşine her ay ödediği nafaka yüzünden ihtiyaçları karşılanamayan çocukları ve çocuklarını icra yoluyla görmek zorunda bırakılan tüm anne ve babaları temsil ediyoruz..

Öncelikle süresiz nafaka ile başlamak istiyoruz. 1988 yılına kadar bir yıl ile sınırlı olan yoksulluk nafakası, aynı yıl kanunda yapılan bir değişiklikle SÜRESİZ hale getirilmiş ve geçtiğimiz otuz yılda ailelerle birlikte iki milyona yakın kişinin mağduriyetine sebep olmuştur. Kanun bu haliyle uygulanmaya devam ettiği her gün, bu sayı artarak devam edecektir.

Türk Medeni Kanunu’nun 175. Maddesi der ki, ‘’Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir..’’ Bu madde açıkça göstermektedir ki, eski eşe ödenen yoksulluk nafakasının bir süresi ya da sınırı yoktur. Borcun ne zaman biteceği ya da bitip bitmeyeceği belirsizdir. Nafakanın iptal koşulları oluşmadığı müddetçe yükümlülük ömür boyu devam eder ve bu nedenle de yoksulluk nafakası süresizdir. Takdir edersiniz ki; ne zaman biteceği belli olmayan ve ömür boyu ödenen bir borç insan fıtratına aykırıdır. Ayrıca kanun maddesinde, yoksulluk nafakasını her iki tarafın da isteyebileceği yazılmışken; uygulamada nafaka ödeyen taraf büyük çoğunlukla erkeklerdir. Eğer ülkemizde, eski eşine ödediği süresiz nafaka nedeniyle mağdur olmuş tek bir kadın dahi varsa; bugün burada onu da temsil ettiğimizi ve haklarını savunduğumuzu söylemek isteriz. Çünkü amacımız herhangi bir cinsiyetin değil; kadın erkek ayırmadan sadece insan hakkını üstün tutmak  ve toplumun temel taşı olan aileyi korumaktır.

Türk Medeni Kanunu’nun 176. Maddesinde, süresiz nafakanın hangi durumlarda kaldırılacağı belirtilmiştir. Bu durumlar nafaka alan kadının yeniden evlenmesi, taraflardan birinin ölümü, kadının evlenme olmadan fiilen evli gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz yaşam sürmesi şeklinde sıralanmıştır. Açıkça görülmektedir ki, nafakanın bulamadıkları için suçlu gibi tutuklanmakta, itibarları zedelenmektedir. Vicdanları yaralayan bu ilkel nafaka hapsi cezası muhakkak kaldırılmalıdır

Yurtdışındaki uygulamalara baktığımızda, süresiz nafakanın çok istisnai durumlarda uygulandığını görmekteyiz. Evlilik çok uzun yıllar sürmüş yada eşlerden biri artık iş bulamayacak kadar yaşlanmışsa nafakaya süresiz olarak hükmedilmekte, diğer tüm boşanmalarda belli bir süre ile sınırlandırılmaktadır. Nafakaya süresiz hükmedildiği durumlarda bile sosyal devlet devreye girmekte, tüm yükü nafaka borçlusuna yüklememektedir. Şu an Hollanda’da yapılan bir yasa çalışmasıyla, eski eşe ödenen nafaka süresine sınırlama getirilmesi planlanmaktadır. Bunun da sebebi, boşanan erkeğin ödediği nafaka nedeniyle yeni bir evlilik yapmasının zorlaştığı ve bu durumun  toplumun geleceğini ve sürekliliğini tehlikeye atmasıdır. Avrupa’da bile süresiz nafakanın aile kurumunu ve toplumun geleceğini tehdit ettiği fark edilip önlem alınmışken, bunca mağduriyete rağmen bu yasanın ülkemizde hala uygulanıyor olması kaygı ve üzüntü vericidir..

Bugün ülkemizdeki çoğu hukukçu; süresiz nafakanın modern hukuka aykırı olduğunu düşünmektedir. Çünkü hukukta ucu açık ve sınırsız başka bir borç ya da tazminat yoktur. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanı Ömer Uğur GENÇCAN da, süresiz nafakaya süre sınırı getirilmesi gerektiğini yıllardan beri ısrarla belirtmektedir. Aslında süresiz nafakanın adil olmadığını görebilmek için hukukçu olmaya da gerek yoktur. Kadın erkek ayrımı yapmadan duruma insan odaklı yaklaşabilen herkes, ömür boyu ödenen ve ödendikçe de artan bir borcun hakkaniyetli olmadığını görebilir. Açıklamamızın başında da belirttiğimiz gibi, biz mağdurlar süresiz nafaka meselesine cinsiyet değil insan odaklı yaklaşmaktayız. Kanunlar önünde bir cinsin korunurken, diğerinin mağdur edilmemesi taraftarıyız. Amaç kadını korumaksa, nafaka ödeyen erkeğin ikinci eşinin de kadın olduğu unutulmamalıdır. Süresiz nafaka ile bir kadının hayatı ömür boyu garanti altına alınırken, diğer yanda da başka bir kadın ömür boyu mağdur edilmektedir.

Diğer taraftan süresiz nafaka, sosyal devlet ilkesine de aykırıdır. Çünkü ortada, boşanmadan kaynaklı bir yoksulluk varsa; bununla mücadele etme görevi eski eşin değil devletin olmalıdır. Bu nedenle de yoksulluk nafakası belli bir süre ile sınırlandırılmalı, süre sonunda eğer ihtiyaç varsa sosyal devlet devreye girmelidir.  Devletimiz oluşturacağı bir sosyal fondan ihtiyacı devam eden kadına yardım etmeli, ayrıca kadını çalışması yönünde teşvik etmelidir. İŞKUR aracılığı ile kadına meslek kazandırılması da önemli bir diğer husustur.

Öte yandan, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN tarafından 3 Ağustos 2018 tarihinde açıklanan 100 Günlük Eylem Planı içerisinde, süresiz nafaka ve çocuk icrası maddelerinin yer alması biz mağdurları sevindirmiştir. Ancak icraatlerin gerçekleşmesi için

verilen süre çoktan dolmasına rağmen ortada hala bir çözüm yoktur. Üstelik çözüm için net bir tarih de verilmiş değildir. Bu da biz mağdurları umutsuzluğa sevk etmektedir. Taleplerimiz, Türk Medeni Kanunu’nun 175. Maddesinde yer alan SÜRESİZ ibaresinin kaldırılarak; belirlenen alt ve üst sınırlar içinde yoksulluk nafakasına hakkaniyetli süre sınırı getirilmesi ve çocuk haczinin tamamen kaldırılmasıdır. Süresiz nafaka sorununun çözümünde süreyi, alt-üst sınırlar olmadan sadece hakim takdirine bırakmak çözüm değildir. Biz mağdurlar bu seçeneği kesinlikle kabul etmiyoruz. Tüm mağduriyetleri gidermek ve yenilerinin oluşmasını önlemek, ancak kriterli ve alt-üst sınırlı bir nafaka yasasının kabul edilmesiyle mümkün olacaktır. 20-25-30 yıldır nafaka ödeyen binlerce mağdur olduğunu düşünürsek, yasal değişikliğin bir an önce yapılması şarttır.. Aileleriyle birlikte sayıları 2 milyonu bulan süresiz nafaka mağdurlarının ve çocuğunu icra yoluyla gören anne babaların daha fazla bekleyecek gücü kalmamıştır. Yasal değişiklikler muhakkak seçim öncesi tamamlanmalıdır. Süresiz nafaka ve çocuk icrası konuları toplumumuzun ve çocuklarımızın geleceğini ilgilendiren siyaset üstü konulardır. Gelecek nesillere temelleri sağlam atılmış bir toplum bırakmak ve sağlıklı, mutlu çocuklar yetiştirmek hepimizin görevidir.

Bununla birlikte, 10 Ekim 2018 tarihinde yapılan Nafaka Çalıştayı nın sonuçları kamuoyu ile paylaşılmamıştır. Çalıştay sonuçlarını öğrenmek mağdurlar olarak en doğal hakkımızdır.  Ayrıca yakın zamanda Adalet Bakanımız Sayın Abdülhamit GÜL’ün süresiz nafaka yasa çalışmalarına dair yaptığı açıklamalar bizleri tatmin etmemiştir. ‘’Süresiz nafaka yasası 2019 yılı içerisinde meclise gelecek..’’ ifadesi ucu açık bir söylemdir. Sayın Bakanımıza sormak istiyoruz, süreli nafaka yasa tasarısı seçimden önce meclisimize sunulup yasalaşacak mıdır?

NAFAKA KRİTERLERİ HAKKINDAKİ ÖNERİLERMİZ

1) Kısa süreli evlilik sonucu boşanmalarda nafaka süresi en fazla 1 yıl

2) Uzun süreli evlilik sonucu boşanmalarda nafaka süresi en fazla 3 yıl

3) Yoksulluk nafakasının süresi belirlenirken, nafaka alacaklısının yaşı, eğitim ve sosyo ekonomik durumu, iş gücü ve evli kalma süresi gibi kriterlerin dikkate alınması

4) Mesleği olmayan nafaka alacaklısına meslek edindirme ve İŞKUR tarafından iş imkânı sağlanması

5) Yaş kriterlerine bakılırken, boşanmanın gerçekleştiği tarihteki yaşın baz alınması, ortak çocuk olmayan ileriki yaştaki evliliklerde ise evlilik süresine ve kaçıncı evlilik olduğuna bakılması

6) Nafaka başlangıç süresinin dava başlangıç tarihinin esas alınarak belirlenmesi

7)Yargıtayın 2012 tarihli “ Asgari ücret kadını yoksulluktan kurtarmaz “ kararının yok hükmünde sayılması

8) Nafaka süresi sonunda işgücü, yaş, sağlık nedeni ile çalışamaz durumda olan kadınlara nafakanın devlet tarafından oluşturulacak Sosyal Yardım Fonu’ndan ödenmesi

9)Süre sonunda altsoy ya da üstsoyundan yardım nafakasının devreye alınması (TMK 364)

10) Nafaka yükümlülüğünü yerine getiremeyen kişiler için uygulanan hapis cezasının kaldırılması

11)Süreli nafaka yasası çıktığı tarihten itibaren, süreyi tamamlamış ya da aşmış nafaka yükümlüsünün nafaka ödemesine son verilmesi

12) Çocuk icrasının derhal sonlandırılması ve çocuk teslim merkezlerinin kurulması

13) Velayet sahibinin çocuğu sebepsiz nedenlerden dolayı 3 kes göstermemesi

Velayet hakkının karşı tarafa verilmesi

14) Yukarıda yazılan tüm maddelerin, anlaşmalı veya çekişmeli tüm boşanma türleri için geçerli olması

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Mustafa İslamoğlu: İslamcılık benim için ömrümün en büyük hayal kırıklığıdır ve kendimi de sorumlu hissediyorum.
Mustafa İslamoğlu: İslamcılık benim için ömrümün en büyük hayal kırıklığıdır ve kendimi de sorumlu hissediyorum.
Mücahit Gültekin: Asıl tehlike geleneksel yapılardan değil, liberal kapitalist değerlerden geliyor
Mücahit Gültekin: Asıl tehlike geleneksel yapılardan değil, liberal kapitalist değerlerden geliyor