vr etkinlik

ankara evden eve nakliyat

istanbul escort

kaçak iddaa kaçak bahis güvenilir bahis siteleri iddaa siteleri en iyi bahis siteleri illegal bahis en iyi canlı bahis siteleri casino siteleri canlı bahis siteleri ensobet üyelik bonus veren siteler

Mücahit Gültekin: ‘Toplumsal Cinsiyet Eşitliği’ Aile Kurumunu Hedef Almaktadır...

Dr. Öğretim Görevlisi Mücahit Gültekin İstanbul'da İMH (İnsan ve Medeniyet Hareketi)’ nin Genel Merkezinde "Türkiye'de Aile Politikaları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği" konulu bir konferans verdi.

Mücahit Gültekin: ‘Toplumsal Cinsiyet Eşitliği’ Aile Kurumunu Hedef Almaktadır...
Mücahit Gültekin: ‘Toplumsal Cinsiyet Eşitliği’ Aile Kurumunu Hedef Almaktadır... Zehra

Dr. Öğretim Görevlisi Mücahit Gültekin İstanbul'da İMH (İnsan ve Medeniyet Hareketi)’ nin Genel Merkezinde "Türkiye'de Aile Politikaları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği" konulu bir konferans verdi.

İMH (İnsan ve Medeniyet Hareketi)’ nin organize ettiği Konferans 12 Ocak Cumartesi günü saat 16:00'da, İMH Genel Merkezindeki konferans salonunda düzenlendi.

Çeşitli toplum kuruluşlarından gönüllülerin ilgi gösterdiği Konferansa yoğun bir katılım olduğu görüldü.

Konferanstan önce “Mutlu aile mutlu çocuk derneği” toplumsal cinsiyetle ilgili basın açıklamasını okudu.

Basın açıklamasından sonra konuşmasına başlayan Mücahit Gültekin hoca; Meselenin bir kadın hakları meselesi olmadığını söyledi ve Özellikle kadına yönelik şiddet kavramının araçsallaştırılarak  aile kurumunun hedef alındığının altını çizdi. 

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği projesinin asıl sahiplerinin amacının  kendi değerlerine dayalı bir toplum inşa etmek olduğunu söyledi.

Gültekin konuşmasında, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği poltikalarının en iyi uygulandığı ülkelerde kadın ve aileye ilişkin tablonun dramatik olduğunu ifade ederek  bu ülkelerden örnekler verdi.

"Bugün Finlandiya'da

Şiddet gören kadınların oranı %53,

Evlilik dışı doğum %41

İsveç'te

Şiddet gören kadınların oranı %46 

Evlilik dışı doğum %54,

Cinsel taciz gören kadın %56

Norveç'de

Evlilik dışı ilişkilerden doğumlar % 55

Şiddet gören kadınların oranı %28

Tüm bu ülkelerde boşanmalar artarken evlilikler azalıyor...

İşte Toplumsal Cinsiyet Eşitliği poltikalarının en iyi uygulan ülkelerin geldiği nokta. Eğer bizde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği poltikalarını uygularsak bizimde gideceğimiz nokta burasıdır” dedi.

Dr. Öğretim Görevlisi Mücahit Gültekin konuşmasından notlar:

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği’ projesine göre:

Cinsiyet biyolojik (sex) ve toplumsal (gender) olarak ikiye ayırılır.

Kadınların yaşadığı sorunlar, erkek egemen tahakkümün ürettiği “kadınlık” ve “erkeklik” algısından; toplumsal cinsiyet algısından kaynaklanmaktadır. 

Doğumdan itibaren kadına erkek egemen kültürün ürettiği davranış kalıpları yüklenmekte, bu da kadınların aleyhine bir eşitsizliğe “ayrımcılığa” yol açmaktadır.

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği’ ne göre sorun tarihsel ve kültüreldir.

Çözüm, toplumsal cinsiyetin “eşitlik” temelinde yeniden tanımlanıp, üretilmesi ve buna dayalı politikaların hayata geçirilmesidir.

Halbuki araştırmalar bu tezleri doğrulamamaktadır. Araştırmalar kadın ve erkek arasındaki birçok farkın yaratılıştan fıtrattan kaynaklandığını göstermektedir.

İşte bu araştırmalardan bazıları şöyle:

Harvard Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma kız bebeklerin annelerini erkek bebeklerden daha iyi anladığını ortaya koymuştur (Weinberg, 1999)

Kız çocuklar arkadaşlarıyla daha yakın duygusal bağlar kurmaktadır. Araştırmalar hemen her kültürde iki ila sekiz yaşındaki kız çocuklarında bu gerçeğin aynı olduğunu belirtiyor (Maccoby ve Jacklin, 1987)

Bebekler üzerine yapılan araştırmalar kızların iletişim ve ilişki odaklı olduğunu gösteriyor. Doğumdan sonraki ilk üç ayda kız bebeklerin göz teması kurma ve gözle iletişim yeteneğinin %400 oranında arttığı belirtiliyor. Bu süre içerisinde erkek bebeklerde bir gelişme gözlenmiyor (Leeb ve Rejskind, 2004).

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği’ nde asıl hedef anneliktir. Kadın anne olduğu zaman başka bir varlığa dönüşmektedir. Onun için kadının doğumunu bir yük olarak görüp kadının annelik özelliğini elinden almak istiyorlar. Taşıyıcı annelik ve sperm bankaları ve benzeri üreme teknolojileri yolu ile evlenmeden doğurmadan emzirmeden çocuk edinmenin yolları araitırılıyor.

Çünkü Annelik kadın biyolojisiyle zorunlu ilişkisi olan bir roldür ve kadınlık dediğimiz cinsiyet kimliğine ekstra bir yük yükler. Çocuk kadının emeğini, ilgisini ve duygusal konsantrasyonunu emen kadına bitişik bir varlık olarak dünyaya gelir. Tam da bu sebeple, kadına bitişik bir rol olan annelik kadını piyasada erkeğe karşı dezavantajlı bir konuma getirir. Kadının doğurma ihtimali sadece kadın için dezavantajlı bir konum yaratmaz aynı zamanda işveren için de kaygı vericidir. Çünkü çocuk sahibi olan, ilgisinin ve konsantrasyonunun çocuğuna yönelmesine sebep olan yeni bir biyolojik varlık söz konusudur

Bundan dolayı, TCE savunucularını, kadınlığa bitişik bir başka biyolojik konum olan anneliğe karşı tavır almaya zorlar.

Toplumsal cinsiyet eşitliği teorisyenleri, farklılıkları vurgulayan araştırmaları ya görmezden gelmekte ya da "erkek egemen bilimle" ilişkilendirerek, kendi kendini doğrulayan bir perspektifle açıklamaktadır. Bu durumda objektif tartışma olanağı kalmamakta, kadınlık ve erkeklik üzerine yapılan tartışmalar sadece "eşitlik" perspektifine mahkum edilmektedir.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İmam Musa Sadr’ın Mübarek Ramazan Ayı  Mesajı Yıl 1971...
İmam Musa Sadr’ın Mübarek Ramazan Ayı Mesajı Yıl 1971...
Serdar Duman Yazdı: Gün, Amerika’ya karşı bağımsızlık için direnme günüdür.
Serdar Duman Yazdı: Gün, Amerika’ya karşı bağımsızlık için direnme günüdür.