Fahrettin Elitaş yazdı: Siyasal Üçlemeye Reddiye

Bu dinlerden biri ezilenleri yeryüzüne önderler kılmak isteyen Nebevi Hareket Metodu olup özünde; aşk, adalet, özgürlük, merhamet, ilim, bilinç ve medeniyet bulunmaktadır.

Fahrettin Elitaş yazdı: Siyasal Üçlemeye Reddiye
Fahrettin Elitaş yazdı: Siyasal Üçlemeye Reddiye Zehra

Tarih boyunca yaşanan birçok savaş din merkezli olarak devrime dayanan tevhid dini ile statükonun ibka ve idamesini teolojik bir mesele addeden din mensupları arasında cereyan etmiştir.

Bu dinlerden biri ezilenleri yeryüzüne önderler kılmak isteyen Şeyhayn'ın, Zinnûreyn'in ve İmam-ı Ali ibn-i Ebu Talib Hazretleri'nin tabi oldukları Nebevi Hareket Metodu olup özünde; aşk, adalet, özgürlük, merhamet, ilim, bilinç ve medeniyet bulunmaktadır.

Bu dinlerden bir diğeri ise zalimlerin iktidar ve saraylarını inşa eden bir din tasavvuru olup özünde; menfi milliyet, sermaye, güç ve iktidar putları yer almaktadır. Statükocu şirk dininin varoluş kaynağı ise tevhid dininin hurafeler, mitolojik bilgiler ve bid'alar ile tahrif ve tağyir edilmesidir.

Tevhidî dinlere yapılan bu tahrif ve tağyir işlemi tarihi süreçte Vedd, Süva, Yağus, Nesr, Lat, Menat, Uzza, kabile bağları, din adamları vb. unsurlar ile gerçekleşmiştir. İslam tarihinde bütün zulüm rejimlerinin temel ve ortak özellikleri İslamî söylem ve hissiyatların araçsallaştırılması üzerinde tesis edilmiştir. Ortadoğu'da sosyolojik olarak ekseri halkın Taklîdî İman gerçekliği saltanatçı egemenler tarafından bu coğrafyanın dinsel teolojik yaklaşımlarına yön vermiştir.

Kitle-İktidar diyalektik ilişkisinde bu egemen güçler bu coğrafyada yaşayan toplumların hislerini menfi yönde tecelli ettirecek en etkili araçları kullanmaktaydılar. Emevilerde saltanat ve mevali politikası ile başlayarak, Abbasiler ve Osmanlı'da da çoğu zaman hararetli ve hareketli mülkiyet, güç ve menfi milliyet ekseninde bu dinin varlığını devam ettirdiğini görmekteyiz. Türkiye'ye intikal eden bu din, mekanizmasını sağcılık ve muhafazakarlık cenahları ile işletmektedir. Dikkat ediniz, muhafazakarlık ve sağcılık; iktidar, milliyet ve sermayeyi teolojik boyuta taşıyıp gelenekle insanlığı aldatmanın merkezleridir. Teolojik nazarları iktidar, milliyet ve sermayedir. Mitolojik meseleler ve siyasal İslam paradigmalarıyla toplumları uyuşturma işlevi görmektedirler.

Hz. Aişe, Ahmed ibn-i Hanbel, Hazret-i Râbia el-Adeviyye, Hazret-i Şeyh Abdulkadir-i Geylânî, Mevlâna Celâleddin-i Rumî, İbn-i Haldun, Şeyhulislam İbn-i Teymiyye, İbn-i Kayyım El-Cevziyye, Hazret-i Şah-ı Nakşibend, İmâm-ı Rabbânî, Melayê Cizîrî, Mevlânâ Hâlid-i Zulcenaheyn ve Üstad Bediüzzaman'ın tevhidî fikir ve hukukî mücadeleleri bu bağlamda daha sağlıklı okunabilir. Bu perspektiften hareketle tarihi yolculuğa çıkıldığı vakit, şirke taalluk eden neredeyse bütün dinlerde üçlü sistemin varlığı görülecektir. Örneğin; Türklerde İslam evveli Gök Tanrı inancında Büyük Tengri-Hanımı Umay Hatun-Çocukları Tarkan, Hristiyan kültüründe Baba-Oğul-Kutsal Ruh, Sümer'de Anu-Enlil-Enki, Mısır'da Ra-Amon-İsis...

Kabe'de şeytan taşlama ritüelinin arka planında Babil, Mısır ve Asya teolojilerindeki üçlemelere reddiye barınmaktadır. Hatta modern ve postmodern dönemlerde artan sınıf, etnik ve cinsiyet temelli çatışmalara Allah (c.c.) siyahi kadın bir köle olan Hz.Hacer’in naaşını evi Kabe'ye kabul ederek insanlar arasında sınıf, etnik ve cinsiyet eşitsizliğini kadim dönemde ortadan kaldırılması yönünde ciddi bir mesaj vermektedir. Evet, Kabe'yi tavaf eylemselliği bireysel ve toplumsal bir devrim niteliği taşımaktadır.

Günümüz siyasal üçlememizin tevhide aykırı teolojisi ise şu:

İktidar-Menfi Milliyet-Sermaye

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Cevdet Işık Yazdı: Kayıpların En Büyüğü ‘Hakikat Bilincinin Kaybı’dır
Cevdet Işık Yazdı: Kayıpların En Büyüğü ‘Hakikat Bilincinin Kaybı’dır
10 Maddede Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Nedir?
10 Maddede Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Nedir?