vr etkinlik

ankara evden eve nakliyat

istanbul escort

kaçak iddaa kaçak bahis güvenilir bahis siteleri iddaa siteleri en iyi bahis siteleri illegal bahis en iyi canlı bahis siteleri casino siteleri canlı bahis siteleri ensobet üyelik bonus veren siteler

10 Maddede Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Nedir?

Aile Akademisi Derneği olarak, son zamanlarda kamuoyunda daha sık tartışılmaya başlayan toplumsal cinsiyet eşitliği kavramını 10 maddede özetleyen bir çalışma yaptık.

10 Maddede Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Nedir?
10 Maddede Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Nedir? Zehra

Aile Akademisi Derneği olarak, son zamanlarda kamuoyunda daha sık tartışılmaya başlayan toplumsal cinsiyet eşitliği kavramını 10 maddede özetleyen bir çalışma yaptık. Çalışmada toplumsal cinsiyet eşitliğine ilişkin merak edilen sorulara açık ve anlaşılır cevaplar vermeye çalıştık. Ayrıca konuyla ilgili yapılmış başka çalışmalara ve web sitelerine de dipnotlarda yer verdik. 

Ekran Gazetesi olarak Aile Akademisinin bu çalışmasının sizler için alıntıladık...

1. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği'nin (TCE) Anlamı Feminist gruplar cinsiyeti ikiye ayırmaktadır.

Onlara göre bir doğuştan getirdiğimiz biyolojik cinsiyet (sex) bir de sonradan kazandığımız cinsiyetvardır. Sonradan kazanılan cinsiyete toplumsal cinsiyet (gender) denilmektedir.

Kadınla erkeğin sosyal rolve davranışlarının sebebi doğuştan getirdiği farklılıklar değildir. Bu nedenle kadınlık ve erkeklik davranışlarıyeniden kurgulanıp değiştirilebilir. Kadınlara bugün bildiğimiz geleneksel anlamdaki erkeklik rolleri, erkeklere de kadınlık rolleriyüklenebilir. Bugün yapılmaya çalışılan şey de budur.

Bunun farkında olan akademisyenlerden biri olan Harvard Üniversitesi'nden Dr. Brizendine buna ilişkin şöyle söylemektedir: “Oysa bize insanlardaki cinsiyet ayrımının ailelerin çocukları kızya da erkek olarak yetiştirmelerinden kaynaklandığı öğretilmişti. Bugün bunun tamamen doğru olmadığını biliyoruz.”,“Özgür irade ve politik olarak doğru davranmak adına biyolojinin beyin üzerindeki etkisini görmezden gelmeyi deniyoruz, kendi doğamızla savaşıyoruz”[1]

Gerçekten de TCE bilimsel bir temelden çok, ekonomik ve politik amaçlara sahiptir. Kadın ve erkeğin biyolojik farklılıklarının sosyal rolve davranışlarını da biçimlendirdiğini gösteren pek çok bilimsel araştırma yapılmıştır.[2]

Ne var ki, bu tür çalışmalarıyapan akademisyenlerin sesi kısılmakta, dışlanmakta ya da görmezden gelinmektedir. Bu ise en çok "ayrımcılık"sopası kullanılarak yapılmaktadır.

2. Toplumsal Cinsiyet Ayrımcılığının Anlamı Ayrımcılık, feminist örgütlerin tasarladıkları kadın ve erkek modelini gerçekleştirebilmek için en sık kullandıkları gerekçedir. "Ayrımcılık" oldukça kullanışlı bir gerekçedir çünkü içinde gerçeklikler taşır.

Bu gerekçeye dayanarak ulusalve küresel politikalaryapılmakta, uluslararasısözleşmeler imzalanmakta ve hukuk sistemi değiştirilmektedir. Halbuki "ayrımcılık" kavramı altında kadın-erkek arasındaki biyolojik temelden kaynaklanan kimi farklılıklar da yok sayılmaktadır. Bugün genetik mühendisliği alanındaki gelişmeler, biyolojik temelde de müdahaleleryapılacağının bir işareti olarak görülebilir.

Diğer taraftan kadının iş dünyasında ve özellikle cinsellik endüstrisinde maruz kaldığı sömürü yeterince ele alınmamakta, hatta TCE savunucuları tarafından kadının cinsellik endüstrisindeki uğradığısömürü "seksişçisi" kavramıyla meşrulaştırılmakta, tahkim edilmektedir.

3.Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Savunucularına Göre Din Bir Ayrımcılık Kaynağıdır Toplumsal cinsiyeti tanımlarken resmi belgelerde geçen "toplum" kavramı toplumsal cinsiyet eşitliğisavunucuları tarafından başka metinlerde ayrıntılı olarak açıklanmaktadır.

Bu yaklaşıma göre, özellikle geleneksel değeryargıları, örfve dinin ayrımcılığın asıl kaynakları olduğu iddia edilmektedir. Burada sadece bazı uygulamaların eleştirilmediğine, toptan bir karşı duruşun olduğuna dikkat çekmek gerekir.

 Örneğin, toplumsal cinsiyet eşitliğisavunusu yapan temel metinlerden birinde şu ifadeleryer almaktadır: "...bu dinlerin dayattıkları toplumsal cinsiyet kalıp yargılarınıve eşitsiz cinsiyet ilişkilerinisorgulama; kısacası din olgusuyla bir hesaplaşma gereksinmesiyle yüzyüze olduklarını düşünüyorum."[3]  

4. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Savunucularına Göre Aile Kadın İçin Tehlikeli Bir Kurumdur Toplumsal cinsiyet eşitliğisavunucuları aileyi bir tehditve tehlikeli bir mekan olarak görmektedir.

Çünkü onlara göre aile, erkek egemen kültürün devamını sağlayan ataerkil bir kurumdur. Bu sebeple feminist perspektifle yapılan araştırma ve haberlerde aile şiddetin üretildiği bir mekan olarak tanıtılmakta ve aile şiddet kavramı ile birlikte anılmaktadır.

Örneğin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın da bileşenleri arasında olduğu Türkiye'de Aile İçi Şiddet araştırmasında bu açık birşekilde ifade edilmektedir. "Araştırma sonuçları hem kadınlar hem de toplum tarafından en güvenli ortam olarak düşünülen ailenin aslında kadınlar için güvenli bir ortam olmadığını göstermektedir. 10 kadından 4’ünün birlikte yaşadıkları erkekler tarafından şiddete maruz kalmaları, aile ortamının kadınlar için tehdit edebilecek bir kurum haline dönüştüğünü göstermektedir. Bu durum çalışmanın bulguları dikkate alınarak, Türkiye'nin temel politikalarından birisi olan ailenin güçlendirilmesi politikasının, kadının güçlendirilmesi bakış açısı ile yeniden değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir." Halbuki dikkatli birşekilde incelendiğinde, bu araştırmalarda manipülasyon, algıyönetimive çarpıtmaların kullanıldığı görülmektedir.[4]

5. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Cinsel Özgürlük Söylemi Toplumsal cinsiyet eşitliği savunucuları namus kavramını ataerkil bir kavram olarak ele almaktadır.

Buna göre namus kavramı kadının erkek tarafından kontrol edilmesinisağlayan; ayrımcılık ve şiddet üreten bir kavram olarak ifade edilmektedir. Bu yüzden kadın hareketlerinin talepleriyle TCK'dan edep, ırz, namus haya gibi kavramlar çıkarılmıştır.[5]

Toplumsal cinsiyet eşitliği politikaları, kadının "annelik rolüne"yapılan vurguyu tehlikeli olarak değerlendirmektedir.[6]

Son yıllarda özellikle üreme teknolojilerindeki ilerlemeler kadının annelik rolünü en aza indirmeyi amaçlamaktadır. Evlenmeden (sperm bankaları) doğurmadan (yapay rahim)ve emzirmeden (süt bankaları) mümkün olabilecek bir "anneliğin" imkânları var edilmeye çalışılmaktadır. Hatta bugün yumurta bankalarının da devreye girmesiyle "erkek"ve "kadına" ihtiyaç duyulmadan çocuk üretiminin mümkün olduğu söylenebilir. TCE savunucuları 18 yaşın altındaki evliliklere karşı çıkarken 15-18 yaş arasındaki karşılıklı rızaya dayalı cinsel birlikteliklerisavunmaktadır.[7], [8]

6. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Politikalarını Kimler Desteklemektedir?

TCE hem pek çok Batılı devlet hem de pek çok Batılı uluslararası kurumlar tarafından desteklenmektedir. Bunlar arasında Almanya Büyükelçiliği, ABD Büyükelçiliği, Avrupa Birliği, Ford Vakfı, Rockefeller Vakfı, Fransa Büyükelçiliği, İsviçre Büyükelçiliği, Soros Vakfı, Norveç Büyükelçiliği, Danimarka Büyükelçiliği gibi kurumlar bulunmaktadır.[9]

Ulusalve küreselsermaye TCE'nin desteklenmesine özellikle büyük önem vermektedir. Türkiye'de TÜSİAD TCE'nin en güçlü destekçileri arasındadır. TÜSİAD TCE'yiyaygınlaştırmak için bünyesinde bir çalışma grubu da oluşturmuştur.[10]

Ayrıca ismini de (Türk Sanayicive İş Adamları Derneği) "adam" kelimesinin "ayrımcı" olduğu gerekçesiyle geçtiğimizyıl değiştirmiştir. Ulusalve küreselsermayenin toplumsal cinsiyet eşitliğini desteklemesinin arkasında kadının istihdamının arttırılıp "ucuz iş gücü" oluşturulması yatmaktadır.

7. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Cinsel Yönelim Biyolojik cinsiyetten farklı olarak, heteroseksüel, homoseksüelve biseksüel olmak üzere 3 farklı cinselyönelim tanımlanmaktadır.

Heteroseksüel, karşı cinsiyetteki bireylere cinselve romantik anlamda ilgi duymayı, Homoseksüel aynı cinsiyetteki bireylere cinselve romantik anlamda ilgi duymayı ifade etmektedir. Erkek homoseksüellere gay, kadın homoseksüellere lezbiyen denmektedir. Biseksüel ise hem aynı hem de karşı cinsiyetteki bireylere cinselve romantik anlamda ilgi duyma olarak ele alınır.

LGBTİQ+'nın Açılımı Nedir? Farklı cinselyönelimleri kullanmak için kullanılan bir kısaltmadır.L(Lezbiyen) kadın olup kendi cinsine cinselve romantik ilgi duyan, G (Gey) erkek olup kendi cinsine cinsel ve romantik ilgi duyan, B (Biseksüel) hem aynı, hem karşı cinse cinselve romantik ilgi duyan, T (Transeksüel) operasyon geçirerek bedenlerini karşı cinsiyetin bedenine dönüştüren, İ (İnterseks) bedenlerive üreme sistemleri tam olarak erkek ya da kadın üreme sistemi olmayan, Q (Questioning) henüzLGB olup olmadığına kararverememiş bireyleri, + ise kendini herhangi bir cinsiyet kimliğinde tanımlamayan bireyleri ifade etmek için kullanılır.

TCE ve cinselyönelim savunucuları arasında güçlü bir iş birliğisöz konusudur. Toplumsal cinsiyet eşitliğisavunusu yapan pek çok metinde aynı zamanda cinsel yönelim savunusu da yapılmaktadır.

Feminist örgütlerin Türkiye'de en önemli kazanım olarak gördükleri İstanbul Sözleşmesi'nin 4. maddesinin 3. fıkrası eşcinsellik ve biseksüelliği de güvence altına almaktadır.[11]

Ayrıca Türkiye'deki en eski eşcinsel dernek olan KAOS GL'nin yayınladığı fon rerhberinde 79 devletve STK bazındaki uluslararası örgütLGBT çalışmalarının yaygınlaşması için fonlama yapmaktadır. Bu örgütlerin büyük bir kısmı aynı zamanda TCE çalışmalarını da desteklemektedir.[12]

Bu bakımdan TCE çalışmaları aynı zamanda LGBT örgütlerin üzerinden gideceğiyolun taşlarını da döşemektedir.

8. Eğitimde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği (ETCEP) Projesi Nedir?

TCE politikaları bakanlıklar arası bütünleşik bir politika olarak uygulandığı için her bakanlık kendi hedef grubuna yönelik çalışmalar planlamakta ve uygulamaktadır. Bunların Milli Eğitim politikalarındaki örneklerinden birisi ETCEP’tir.

“Yeniden yazmaya var mısın?”sloganıyla toplumsal kadınerkek rollerinin yeniden yazılmasını hedeflemekte ve bunu da öğrenciler üzerinden gerçekleştirmektedir. 2 yıl boyunca pilot uygulama olarak 10 ilde, 40 okulda yürütülmüş, 57.000 öğrenciye ulaşılmıştır. Projenin pilot uygulama sonrasında sürdürülebilirliğinin sağlanacağı çeşitliyetkililer tarafından ifade edilmiştir.

Proje British Councilve AB tarafından finanse edilmektedir. Ancak Milli Eğitim Bakanlığı 6 Ocak 2019 tarihinde yaptığı açıklamada, " Bakanlığımızın gündeminde bu alanda devam etmekte olan bir proje yoktur." ifadesine yerverilmiştir. Ancak bu açıklama tatmin edici değildir.[13]

9. Türkiye'de TCE Politikalarının Yasal Dayanakları Nelerdir?

Türkiye, uluslararası mevzuatlar çerçevesinde TCE eşitliği politikasını bakanlıklar üstü bir ana bir politika haline getirmiştir. Türkiye’nin, 2011 Mayıs ayında ilk imzacısı olduğu, kısa adı “İstanbul Sözleşmesi/Konvansiyonu” olan uluslararasısözleşme bu perspektife dayanmaktadır.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı 5 yıllık TCE Ulusal Eylem Planı (2008-2013) hazırlamışve uygulamışve TCE politikasına dayalı uluslararası belgeleri esas alan kanun ve yönetmelikler çıkarmıştır. 2012 yılında ise İstanbul Sözleşmesi'ne dayanarak "Aileyi Koruma ve Kadına Şiddeti Önleme Kanunu" çıkarılmıştır.

Bu kanun, özellikle "kadının beyanının delilve belge aranmaksızın esas kabul edilmesi"sebebiyle kamuoyunda tepki çekmiştir.[14]

Toplumsal cinsiyet eşitliği politikaları,sadece Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın yürüttüğü bir politika olarak değil, bakanlıklar arası bütünleşik bir politika olarak uygulanmaktadır. Bu uygulama Ulusal Eylem Planı’nda ve AB müktesebatında “Gender Mainstreaming” stratejisi olarak isimlendirilmekte ve toplumsal cinsiyet eşitliği ilişkilerinin gündelik yaşama yansıtılması için politik karar alıcıların gerçekleştirdiği etkinlikleri entegre eden politik ve teknik birsüreç olarak açıklanmaktadır. Örneğin devletin yaptığı dokuzuncu ve onuncu kalkınma planları TCE'ye duyarlı olarak yapılmıştır.  

10. TCE Politikalarına Neden Karşı Çıkılmalıdır ve Neler Yapılabilir?

* Ülkemizde “toplumsal cinsiyet eşitliği” temel bir politika olmasına rağmen, bu kavramın ne anlama geldiğiyle, toplumsalsonuçlarıve değerlerimizde yaratacağı erozyonla pek ilgilenilmemektedir.

* “Toplumsal cinsiyet eşitliği” diye birşeyin mümkün olup olamayacağıya da bu kavramın bilimsel miyoksa politik bir argüman mı olduğu konuları tartışılmamıştır.

* Toplumsal cinsiyetin kültür tarafından şekillendiğinisavunan aktivistve kuramcıların bize hangi kültürün toplumsal cinsiyet algısını esas almamızı önerdiği tartışılmamaktadır. Önerilen cinsiyet algısının doğruluğu bir hipotezden ibarettir.

* TCE’nin en iyi uygulandığı ülkelerde (İzlanda, Finlandiya, İsveç, Norveç) kadın ve aileye yönelik problemler önlenebilmiş değildir. Aksine kadına yönelik şiddet, boşanma, intihar, bağımlılık oranları oldukça yüksektir.

*Toplumsal Cinsiyet Eşitliğine dayalı politikalar erkek ve kadını birbirine karşı rekabete yöneltmekte ve çatışma dilini kullanmaktadır.

* Kendi kültürve medeniyet kodlarına uygun olmayan ve muhtevası tam irdelenmeden ve de araştırılmadan uygulanan politikalar kadına yönelik sorunları çözmeyecek, bilakis artıracaktır. Nitekim İstanbul Sözleşmesi’nin imzalandığı 2011yılından bu yana kadın cinayetleri giderek artmaktadır.

 * Toplumsal cinsiyet gelenek/örf/din gibi kaynakları "ayrımcılık" üreten bir tehdit olarak tanımlayıp, çocuğun, Batılı feministve LGBTİ lobisinin kadınlık ve erkeklik anlayışına göre yetişmesine hizmet edecektir. Böylelikle toplumun tamamısömürüye açık hale gelecek, bu sömürüye direnme odakları devreden çıkarılacaktır. Böylelikle yeniyetişecek nesiller seküler, hedonist, materyalist değerlersistemini içselleştirmiş, kendi değerlerine yabancılaşmışşekilde yetişecektir.

* TCE’yi esas alan tüm yasal anlaşmalardan ve çalışmalardan bir an önce vazgeçilmelidir. Nitekim Hırvatistan'da İstanbul Sözleşmesi'nin imzalanması geniş ölçekli tepkilerle karşılanmış, Macaristan, üniversitelerdeki toplumsal cinsiyet eşitliği çalışmaları programınıyasaklamış, Bulgaristan Anayasa Mahkemesi ise İstanbul Sözleşmesi'nin anayasaya aykırı olduğuna karar vermiştir.

* Kadın ve erkeğin cinsiyet kimliğinden kaynaklanan farklılıkların sosyal yaşamda ne gibi farklılıklara yol açacağı konusu ajite edilmeden bilimselve ilmiveriler ışığında değerlendirilmelidir.

* Kadın ve erkeklik rollerine ilişkin yerleşik algılara toptancı birşekilde yaklaşılmamalıdır. Olumlu algıve uygulamalar desteklenmeli, olumsuz algı ve uygulamalar değiştirilmeye çalışılmalıdır.

* Cinsiyet ayrımcılığının kaldırılmasının yolu kadının erkeklik, erkeğin de kadınlık rollerine yaklaştırılması değildir. Bu, cinsiyet ayrımcılığının değil, cinsiyetler arasındaki farklılığın kaldırılmasına hizmet eder. Erkeğin de kadının da yapabileceği ortak iş, görevve roller olduğu gibi cinsiyet farklılıklarından kaynaklı olarak her bir cinsiyetin daha kolayve doğasına uygun işve görevlerin de söz konusu olabileceği hesaba katılmalıdır.

* Kendi değerve medeniyetimize dayalı olarak kadının ve erkeğin uğradığı haksızlıkların önüne geçecek teoriler, modeller geliştirilmelive bunların uygulama alanları geliştirilmelidir.[15] 

 _________________________

[1] Bkz. Louann Brizendine, Kadın Beyni, Say Yayınları: İstanbul. *Metindeki dipnotlara tıklayarak ilgili kaynakları inceleyebilirsiniz.

[2] Bu araştırmalar için "Bilimsel Araştırmalarda Kadın Erkek Farklılıkları" araştırmamıza bakınız.

[3] Bkz. Prof. Dr. Fatmagül Berktay, Tek Tanrılı Dinler Karşısında Kadın, Metis Yayınları: İstanbul

[5] Türkiye'de yasal mevzuatın feminist perspektifle yeniden düzenlenişinden yaşanan gelişmeleri şu makaleden takip edebilirsiniz: http://aileakademisi.org/yazi/turkiye%E2%80%99de-aileyi-kamunun-denetimine-acmak-kadina-siddetcinsel-istismar-ve-hukukun-manipulasyo

[6] Konuya ilişkin Av. Muharrem Balcı'nın "Dünya ve Türkiye Ölçeğinde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Ne Getirir, Ne Götürür" başlıklı sunumunu

[7] Bkz. Türkiye’nin Kadına Karşı Ayrımcılığı Önleme Komitesi’ne Sunduğu Altıncı Periyodik Rapor için STK Gölge Raporu, http://kasaum.ankara.edu.tr/files/2013/02/CedawTR_6-gozden-gecirme-golge-rapor.pdf? fbclid=IwAR3plRBBLaTWbLojc43tCBj6sUxS1gYdtFeMNKgnYGHAJCDwY4Tu4N3YdxA

inceleyiniz: http://www.muharrembalci.com/toplumsalcinsiyetesitligi.php (Ayrıca, bu sitede konuya ilişkin pek çok makale derlenmiştir.)

[8] Konuya ilişkin kapsamlı bir analiz için Ahmet Hakan Çakıcı'nın Ailesiz Toplum yazısını okuyunuz: http://ahmethakancakici.blogspot.com/2018/11/ailesiz-toplum-modern-family-ya-sonras.html

[9] Daha geniş bir liste için KAOS GL'nin yayınladığı "Fon Rehberi"ne bakınız: http://panel.stgm.org.tr/vera/app/var/files/k/a/kaos_gl_rehber_web_ver02.pdf?fbclid=IwAR195_TGeXdAA7j9sjqKbsyveotlpm566H1kXeaFzBZFUnLqKp-JfD9Gyh0 [10]

https://tusiad.org/tr/toplumsal-cinsiyet-esitligi-cg

[11] Bu sözleşmenin ayrıntılı bir analizi için "Ailenin Sonu mu: Aile Politikaları ve İstanbul Sözleşmesi" araştırmamıza bakınız.

[12] Yedinci dipnotta verilen kaynağı inceleyiniz.

[13] MEB'in açıklamasına ilişkin Aile Akademisi'nin yaptığı basın açıklaması için bkz.: http://aileakademisi.org/basinaciklamasi/etcep-hakkinda-basin-aciklamasitoplumsal-cinsiyet-esitligi-politikalarinatamamen-so

[14] Konuya ilişkin Sema Maraşlı'nın "Kadın Lobisi ve Yargı Bağımsızlığı" yazısı için bakınız: http://www.cocukaile.net/kadin-lobisi-ve-yarginin-bagimsizligi/

 [15] Toplumsal Cinsiyet Eşitliği kavramının daha ayrıntılı bir analizi ve TCE Politikalarının uygulandığı ülkelerdeki kadın ve ailenin durumunu Türkiye ile karşılaştırmalı bir şekilde analiz eden ''Toplumsal Cinsiyet Eşitliğine Dayalı Politika Uygulayan Ülkelerde Kadın ve Aile (İzlanda-Finlandiya-Norveç-İsveç-Türkiye)'' araştırmasını inceleyiniz. www.aileakademisi.org E-posta: aileakademisi@hotmail.com Telefon: 0.224. 225 47 41 GSM: 0551 215 19 02 Adres: Alacamescid Mh. Çancılar Cd.

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İmam Musa Sadr’ın Mübarek Ramazan Ayı  Mesajı Yıl 1971...
İmam Musa Sadr’ın Mübarek Ramazan Ayı Mesajı Yıl 1971...
Serdar Duman Yazdı: Gün, Amerika’ya karşı bağımsızlık için direnme günüdür.
Serdar Duman Yazdı: Gün, Amerika’ya karşı bağımsızlık için direnme günüdür.