Mustafa Sabri Beşer yazdı: Keşke Müslümanlar hiç iktidar olmasaydı...

İşte son 10 yıldan beri Müslümanlara rahat battı. Din ve dava adına her şey daha iyiye gitmesi gerekirken maalesef tam tersi oluyor.

Mustafa Sabri Beşer yazdı: Keşke Müslümanlar hiç iktidar olmasaydı...
Mustafa Sabri Beşer yazdı: Keşke Müslümanlar hiç iktidar olmasaydı... Zehra

Mustafa Sabri Beşer, İnternethaber’de yayımlanan yazısında KONDA’nın Türkiye’de dindarlaşmanın azaldığı yönünde hazırladığı raporunu değerlendirdi.

Ak Parti teşkilatlarında da görev alan Yazar   ‘Söylemlere göre müslümanlar için her şey daha iyiye gidecekti. Devlet ve toplum İslamlaşacak, İslamiyet yayılacak, dindar insan sayısı artacak, herkes daha mutlu ve müreffeh olacaktı. Oysa bugün gelinen noktada tam tersi bir manzara yaşanıyor’ dedi.

İşte o yazı:

 

Hani bir deyim vardır “rahat battı” diye…

İşte son 10 yıldan beri Müslümanlara rahat battı. Din ve dava adına her şey daha iyiye gitmesi gerekirken maalesef tam tersi oluyor.

Konda’nın son 10 yılı kapsayan araştırmasına göre;

Dindarlar %55’den %51’e indi

 

Sofular %13’den %10’a

Türban %13’den %9’a

Mutluluk %57’den %52’ye

Evlilik %71’den %65’e

düşerken

Ateist %1’den %3’e

İnançsızlar %1’den %2’ye çıktı.

Oysa söylemlere göre müslümanlar için her şey daha iyiye gidecekti. Devlet ve toplum İslamlaşacak, İslamiyet yayılacak, dindar insan sayısı artacak, herkes daha mutlu ve müreffeh olacaktı.

Oysa bugün gelinen noktada tam tersi bir manzara yaşanıyor. Bizzat yaşadığımız ve gözlemlediğimiz olaylara bakarak şunları rahatlıkla söyleyebilirim:

Tesettürün cılkını çıkardık. Tesettür modası adı altında tesettürle uzaktan yakından ilgisi olmayacak şekilde giyim tarzları almış başını gidiyor.

Lüks ve şatafatın dibine vurduk. Öyle ki israf denizinde yüzüyoruzadeta. Her ailede son model bir değil iki hatta bazen 3 tane araçla yolların tozunu atıyoruz.

AVM’lerden çıkmaz, mağaza mağaza dolaşır olduk.

En lüks otellerde en şatafatlı tatilleri yapar olduk…

Listeyi daha da uzatabiliriz ama ben dikkatlerinizi işin başka bir boyutuna çekmek istiyorum.

Cumhuriyet kurulup arka arkaya inkılaplar yapılırken Müslümanlar değerlerine canları pahasına sahip çıkıyordu.

Sarığı çıkarıp şapka giymemek için canlarını seve seve feda ediyorlardı mesela…

“Kur’an okumak” yasak dendiğinde kutsal kitaplarını okuyabilmek ve öğretebilmek için hapse girmeyi göze alıyorlardı.

“Ezan Türkçe okunacak” dendiğinde buna tüm benlikleriyle direniyor ve mücadeleyi kazanıp ezanı tekrar asli okunuşuna döndürüyorlardı.

Üniversitelerde türbanlarına sahip çıkıp tüm güçleriyle mücadele ediyorlardı.

28 Şubat sürecine baktığımızda da aynı benzer tabloyu görebiliyoruz; Mehmetçiğin yemin törenine başörtülü annelerin alınmadığı, Kur'an Kurslarına yönelik baskının yaşandığı, ikna odalarında İslam'ın simgesi olan başörtüsüne zulmün yapıldığı, dini sohbet yapıldığı için gözaltına alınanların olduğu, kamuda İslami kimliğinden dolayı memuriyetten sürgüne gönderilmelerin, atılmaların yaşandığı zamanlar…

Elimizdekileri almaya yönelik hamleler bizi biraz daha kenetler, saflarımız daha sıklaşırdı. 

Bu direniş, şahsiyet ve karakterin ayrılmaz bir parçasıydı. Ve biz o zamanlar Allah ile münasebeti koparmamaya çalışan Müslümanlar idik.

Velhasıl Müslümanlar mazlumken daha diri, daha güçlü, daha bilinçli, daha iradeli, daha fedakârdılar.

Yıllar sonra bu zorlukları çekenlerin iktidar olduğu ve sıkıntıların peyderpey azaldığı günlere erdik. Müslümanların ezildiği günlerden, hak ettiği konum ve sınıflara geldiklerini gördük.

Sünnetullah gereği toplumlar da imtihan olunacaktı. Açlıkla, yoklukla, zulümle olduğu gibi bolluk, refah ve varlıkla da imtihan olacaktı Müslümanlar. Çünkü Rabbimiz bizi her koşulda, ortamda ve zamanda nasıl davrandığımızı görmeyi murat etmişti ve imtihan sırrı da burada yatmakta idi.

Ne olduysa gücü ve iktidarı ellerine geçirdiklerinde oldu.

İlkeler değişmeye, duruşlar gevşemeye başladı…

Bizim hayat tarzımıza her türlü müdahaleyi yapanların kimliğine bürünür olduk.

Çevreye, erke direnen ve dünyasını satmamayı tercih eden duruşlarımız; ortamın rahatlaması ile birlikte çözülen ve şahsiyetli Müslüman kimliğinden çok rahat taviz verir konuma nasıl geldi?

Müslümanlar maalesef “parayla olan imtihanlarını” kaybettiler.

Lüks ve şatafat denizinde kayboldular.

Şunu herkes kendine sormalı: Ötekileştirdiğimiz insanlardan farkımız nedir?

O günlerin başarıyla verilmiş imtihanlarının günümüze yansıyan sonuçları böyle mi olmalıydı peki.

O gün karşısında durduğumuz ne varsa bugün taraftarı olmuş gibiyiz.

Ve bugün gelinen noktayı bir daha nazarlarınıza sunuyorum:

Konda’nın son 10 yılı kapsayan araştırmasına göre;

Dindarlar %55’den %51’e indi

Sofular %13’den %10’a

Türban %13’den %9’a

Gazete okuma %61’den %26’ya

Kitap okumayı listeye bile alamıyoruz maalesef!

Evlilik %71’den %65’e

düşerken

Ateist %1’den %3’e

İnançsızlar %1’den %2’ye çıktı.

Neredeyse insanın “keşke Müslümanlar hiç iktidar olmasaydı” diyesi geliyor…!

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
KONDA raporu: Son 10 yılda kendini ‘dindar muhafazakar’ olarak nitelendiren gençlerin oranı yarıya düştü..
KONDA raporu: Son 10 yılda kendini ‘dindar muhafazakar’ olarak nitelendiren gençlerin oranı yarıya düştü..
Atasoy Müftüoğlu Yazdı: Entelektüel Bir Direniş Gerçekleştirmek Zorundayız...
Atasoy Müftüoğlu Yazdı: Entelektüel Bir Direniş Gerçekleştirmek Zorundayız...