Fatma Tuncer yazdı: Anneye veda...

Anne ise onun hayallerinde yer alan ve oyunlarında rol verdiği bir kişiydi. Onu özlüyor, zaman zaman ağlıyordu fakat anne artık onun hayatında yoktu.

Fatma Tuncer yazdı: Anneye veda...
Fatma Tuncer yazdı: Anneye veda... Zehra

Fatma Tuncer Milli Gazete'de 'Anneye veda' başlıklı bir yazı kaleme aldı.

İşte o yazı: 

Yolunuz beklenmedik bir anda acıya çıktığında içgüdüsel olarak, “Anne”  diye irkilir ve onun tıpkı çocukluğunuzda olduğu gibi size koşarak geleceği vehmine kapılırsınız. Sonra umarsızca bakınırsınız sağınıza solunuza… Çocukluğunuzda her düştüğünüzde sizi şefkatle kucaklayan ve ellerinizi avuçlarına alıp, “Öptüm bak iyileşecek” diyen şefkatli bir sese ihtiyaç duyar ve o günlere geri gidersiniz.

Zaman hızla geçer, çocukluk, ergenlik, erişkinlik, yaşlılık derken hayatın bütün merdivenlerini tek tek tırmanırsınız. Büyüdüm, olgun yaşa geldim der ve hayatınızın muhasebesini yaparsınız. Fakat sizi çocukluğunuzda şefkatle kucaklayan ve tehlikelere karşı kanatlarını siper eden o kadın yani anneniz iç dünyanızda hep vardır. Başınız her sıkıştığında anne diye seslenir ve çocukluğunuzda tutunduğunuz o kanatlara uzanmaya çalışırsınız.

 

Uzmanlar, ruh hekimleri çocuğun anneye olan ihtiyacını kuvvetle vurgulasalar da, çevremizde terk edilen ve anneden mahrum bırakılan onlarca çocukla karşılaşıyoruz. Umut’la tanışmama vesile olan şey de onun yaşadığı anne yoksunluğu idi.

Bir akşamüstü gittiğim özel bir kurumda bir çocuğun anne diye seslendiğini işittim. Adı Umut’tu. Minicik bedenine onlarca acıyı sığdırmıştı ve her şeye rağmen annenin kanatlarına tutunmaya çalışıyordu. Yüzünde yara izleri vardı, yırtık ayakkabılardan fırlayan parmakları morarmış, gözlerindeki umut sönmüştü. Her şey durmuştu, dünya dönmüyor, insanlar konuşmuyor, kuşlar özgürlük şarkıları söylemiyor, saatin yelkovanı hareket etmiyordu. Bir tek onun sesi vardı yankılanan… Anne! Anne!

Anne, Umut’a şiddet uyguluyor onun ruhunu rencide ediyor, aç bırakıyordu. Ama öyle de olsa o annenin sesini, kokusunu ve kanatlarını arıyor ve panik halde koşturuyordu. Genç bir bayan bir çikolata uzattı ve “annen gelecek, şuraya otur verdiğim çikolatayı ye” dedi. Umut ilgisiz şekilde baktı çikolataya sonra başını çevirdi, yüzünü minik elleriyle kapatıp ağlamaya başladı.

Sonradan öğrendiğime göre Umut’un annesi babasından boşandıktan sonra bir başkasıyla evlenmiş. Fakat bu kişi Umut’u istemiyor, şiddet uyguluyormuş. Anne de çocuğuna zulmeden bu kişinin haklı olduğunu düşünüp Umut’a fiziki darp uyguluyor ve devlet kurumuna vermek istiyormuş. Anne o gün Umut’u gerçekten terk etmişti fakat Umut’un bundan haberi yok gibiydi. Onunla ilgilenmeye çalışan genç bayan polise haber vermek için telefona yönelirken Umut gözlerini dikti ve korku ile baktı. İşte o an terk edildiğini fark etmişti. “Gitmek istemiyorum annemi istiyorum” diye bağırdı… Umut her şeyini kaybetmiş gibiydi, olduğu yerden doğruldu ve sağa sola koşturmaya başladı… Anne! Anne!

Umut aynı gün Çocuk Esirgeme Kurumu’na yönlendirildi ve kendisiyle aynı kaderi paylaşın arkadaşları ile bir araya geldi. O artık uzun ve yorucu bir yolun yolcusuydu. Anne ise onun hayallerinde yer alan ve oyunlarında rol verdiği bir kişiydi. Onu özlüyor, zaman zaman ağlıyordu fakat anne artık onun hayatında yoktu.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...