Özgün İrade Dergisi Kasım-2018 Sayısı ‘Amelsiz Müslümanlık’ Konusu İle Çıktı!..

Özgün İrade Dergisi Kasım-2018(175.) Sayısı, ‘Amelsiz Müslümanlık´ dosya konusu ile birlikte, diğer sayılarda olduğu üzere bu sayıda da gündem, düşünce, kitap tanıtım ve film eleştiri yazılarına yer vererek, okuyucusuna hitap etmektedir.

Özgün İrade Dergisi Kasım-2018 Sayısı ‘Amelsiz Müslümanlık’ Konusu İle Çıktı!..
Özgün İrade Dergisi Kasım-2018 Sayısı ‘Amelsiz Müslümanlık’ Konusu İle Çıktı!.. Zehra

Özgün İrade Dergisi Kasım-2018(175.) Sayısı, ‘Amelsiz Müslümanlık´ dosya konusu ile birlikte, diğer sayılarda olduğu üzere bu sayıda da gündem, düşünce, kitap tanıtım ve film eleştiri yazılarına yer vererek, okuyucusuna hitap etmektedir.

Sizlerin, dergi editörünün, ´Editörden...´ başlıklı yazısını istifade etmeniz niyet ve dileğiyle aşağıda olduğu gibi yayımlıyoruz...

"EDİTÖR´DEN...

Müslümanlık Manzara-i Umumiyemiz

İman-amel meseleleri geçmişte âlimler tarafından tartışılmış, farklı yaklaşımları, itikadi meselelerde mezheplerin oluşmasına dahi sebep olmuşsa da biz işin bu yönünde değiliz. Müslümanların, inançlarının gereği olan ‘amelleri´ , fiilleri gereğince ve yeterince yerine getirmemeleri çok önemli bir sorun olarak karşımızda durmaktadır.

Bugün iman iddiası sözlerde, yazılarda, nutuklarda kendini gösteriyor ama pratiğe, günlük hayatımıza ve ilişkilerimize yansımıyor ne yazık ki. Toplumun, Müslüman kalabalıkların ‘ameli´ meselelerde ki durumu zaten fazlasıyla içi açıcı değil; fakat bizi asıl kaygılandıran, bu işlerde söz sahibi, kalem erbabı olan, geçmişte ömrünün şu kadar zamanını, emeğini bu işlere ayırmış, heyecanlı, coşkulu ve İslam´ın değişim hedeflerine hayatını koymuş insanların bugün, ‘rehavet´ e kapılmaları, ‘yorgun´ düşmeleri, konforizm´e kapılıp erime ve yok olma tehlikeleri, bugün üzerinde çok ciddi olarak durulması gereken bir mesele olarak karşımızda durmaktadır. 

Bugün bilgiye ulaşma sorunumuz yok, maddi malzemeler ve imkânlar ise dünden daha fazla olarak elimizin altında… Hatta kimi yerlerde on yıllardır ‘devlet´ ve ‘hükümet´ aygıtları bile İslami kimliğe haiz dindarların elinde. Fakat Müslümanların tek başına iktidar veya devlet olmaları veya bir başka alanda, farklı coğrafyalarda Müslüman kimlikli savaşçıların emperyalizme karşı direnişleri yaraya merhem olmuyor… Sözde (Allah yolunda) savaşanların işi nereye kadar getirdikleri bugün ibretle seyrediliyor; keza devlet ve iktidar olanlarında bulundukları coğrafyada ‘İslam´ ve ‘insanlık´ adına neler ortaya koydukları da görülmektedir…

Peki, biz neden böyleyiz? Bu tembellik, bu atalet neden? Bu konfor, bu kendini beğenmişlik, bu ciddiyetsizlik, cıvıklık neden? Nerede Müslüman kadının ‘ağır başlılığı´? Hayatımızdaki sadelik, giyimlerdeki ‘hicâb´ nerede? 

 Müslümanlar böyle mi olmalıydı?..

Yoksulluğunu ve yoksulları unutan Müslümanlar... ‘Kendine iktidar olan´ Müslümanlar...

Zengin olup şımaran, onu taşıyamayacak kadar kendini beğenmiş, dününü unutan Müslümanlar...

Oysa dün, her şey daha güzeldi; azdık, ama samimiydik; yoksulduk ama yüreklerimiz zengindi, dünyevi hesaplarımız yoktu. Kadınımızda, erkeğimizde, edep, terbiye, saygı, fedakârlık, feragat, samimiyet adına ne varsa; bütün bunlar; hayatımızın doğal bir parçalarıydı..

Büyür, çoğalır, zengin olursak, devlet olur, iktidar olursak, coğrafyalara adımız yazılırsa... Her şey ‘iyi, güzel´ olur sandık, yanılmışız oysa... Bizden ‘götürdükleri´, ‘getirdiklerini´ sandığımız ‘şeylerden çok daha büyükmüş, çok daha önemliymiş; fark etmedik.

Bugün fark ediliyor olsa da her şey ilk başladığı gibi değil. Her zaman ilkler, ilk zamanlar, ilk yapılanlar ve yaşananlar daha kıymetli ve içten ve daha anlamlı... Bundan sonrası tekrar ve yozlaşma; Müslüman topluluğu daha da dünyevileştirme, amelsizleştirme, içini boşaltma, özünden etme ameliyeleri...

Bir operasyon yapılıyor sanki farkında mıyız? Hassasiyetlerimiz zayıflıyor, kayboluyor; hissediyor muyuz? Üzerimizde İslam´ın ‘ameli salih´ yönü kayboluyor, önemsenmiyor; görüyor muyuz?

Bize yabancı, gayri meşru fikir ve düşünceler, yaklaşımlar, yaşayışlar ‘bizden olan´ birileri tarafından sunulursa bu ‘meşruiyet´ kazanır mı? Notlarımızı tekrar gözden geçirmemiz lazım...

Acaba ‘bütün bunlar´ diye düşünüyor insan; inandığımız gibi yaşamayınca mı geldi başımıza?..

Öyle ya neden Müslümanların ellerindeki devasa imkânlar derde çare olmadı; iktidarız, ama neden mutlu değiliz, neden tedirginiz?

Bugün asıl konuşulması gereken en acil meselemiz bu. Her şeyi konuşuyoruz ama kendimizi hiç… Dünyevileşen, deistleşen, ateistleşen hayatlar var; hiç mi payımız yok bizim? Düşünmeliyiz…

 ‘Ameli´ alanda çok önemli problemlerimiz var; İslam´ın gerçeği ile İslam´ın talepleri ile pratiğimiz arasındaki mesafe açıldıkça açılıyor… Bu tehlikeli, bu kupkuru, içi boşaltılmış halden çıkmadıkça ne kendimize ne de kimselere bir hayrımız dokunmaz gibi gözüküyor… 

Ne söylesek de ‘sorun´ yeni bir durum değil, bize has, bize özgü değil… İnsanla, insanlıkla başlamış Müslümanların sorunu; her çağda ve her devirde… Akif´ de yüreği yanarcasına haykırıyor ya!.. 

‘´Müslümanlık nerde! Bizden geçmiş insanlık bile...

Âdem aldatmaksa maksad, aldanan yok, nafile!

Kaç hakiki müslüman gördümse, hep makberdedir;

Müslümanlık, bilmem amma, galiba göklerdedir´´

Kendimizi konuşmak, kendimizden başlamak her zaman asıl olandır; bir muhasebe, bir değerlendirme, bir ‘oto kritik´…

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...