Hüseyin Akın yazdı: Kalabalıklar içinde yalnızlık

Yalnızlık, yani o sizin korkarak yanına yaklaşmadığınız şey, insana kendi karanlığını haber verir, kendisiyle yüzleşmesini sağlar. Yalnız insanın, kendisiyle yüzleşecek yüzü olur.

Hüseyin Akın yazdı: Kalabalıklar içinde yalnızlık
Hüseyin Akın yazdı: Kalabalıklar içinde yalnızlık Zehra

Siz bir başına kalmayı varoluşunuz için tehdit olarak algılayadurun. Siz yanınızda yörenizde insan kalabalığını güçlü olduğunuza dair en kuvvetli delil kabul etmeye devam edin. Sağ yumruğunuz sol yanağınıza vurduğu vakit kuvvetinizi en doğru şekilde test ettiğinize tereddütsüz inanın. Haklı olmanın temel şartını elin güçlü olmasına bağlayın. Oluşturduğunuz yığınakların altında debelenen yığınlar haline geldiğinizden habersiz bütün ağırlığınızla göğüslerimize abanın.

Biliyorum bozacının şahidi şıracı misali dört bir yana yerleştirdiğiniz amigolar tarafından çılgınca alkışlanacaksınız. Yanlışınız takdir görecek, eksikleriniz görmezden gelinecek ve hakikatin genleriyle oynamaktan bile çekinmeyeceksiniz. Yalnız bir şeyin farkında değilsiniz, yalnızlık Allah’ın size bahşetmediği en büyük bir imkândır! Siz yalnız olanları kalabalığınızla çiğnemeye kalkarken ezdiğiniz kendi onurunuzdan başka bir şey değil hâlbuki.

Gittiğin yere kendini götürmüyorsun

Yalnızlık, yani o sizin korkarak yanına yaklaşmadığınız şey, insana kendi karanlığını haber verir, kendisiyle yüzleşmesini sağlar. Yalnız insanın kendisiyle yüzleşecek yüzü olur. Ne de olsa gün boyu kendisiyle beraberdir. Takviye güce ihtiyacı yoktur. Kendi kendisi olmanın tadını çıkarır. Sen sanıyor musun ki, sırtın daha fazla sıvanmadığı için yeteri kadar kıymetin bilinmiyor. Yanılıyorsun bayım! Gittiğin yere kendini de götürmüyorsun hiç. Hep başkalarının libasları var üzerinde, başkalarının kelimeleri ve başkalarının ısmarlama mutlulukları ve sıkıntıları. Seni tutup hafızandan yukarı kaldırıyorlar. Dağarcığında var olanlar da o tutup kaldırma esnasında düşüp etrafa saçılıyor.

Bilsen, yalnızlığın insana en yakışır ve en benzer olduğunu hayatın tekli koltuklarını tercih ederdin hep. Düşüncelerine hiçbir şeyi monte etmezdin. Herkesin yediği içtiği, düşündüğü, duygulandığı, öldüğü ve kaldığı kendisine zimmetlidir. Bu yüzden ben yediğimde sen doymuyorsun. Ölmek için kimse senin yaşamanı beklemiyor. Tek kişilik serüveni yaşıyoruz bir kalabalık içerisinde. Herkes birbirinden bağımsız, kimsenin uzayıp giden damarları birbirine eklemlenmiyor. Kimsenin kolu bacağı bir başkasının kolunun bacağının bir devamı falan değil. Bize bunu yazmak öğretir bayım!

Yazmak yalnız olduğumuzun tescili ve de tutanaklara geçirilmesidir. Yazarken konu başka başka olsa da neticede yaptığımız yazgımızı dillendirmekten ibaret. Bir kalemin sıkleti bir eli kaldırır ancak. Bir sürü el ile kalem tutmaya kalkanlar kalem kadar bile yontulmamış olanlardır. Dünyanın karanlık odasına tek başına girmeye cesaret edemeyenler peşlerini bir yığın insan takarlar. Oysa bu dünyanın kozmik odası sadece bir kişinin bedeninin ve de kalbinin sığabileceği kadardır.

“Herkes herkese refakatçi”

Yazdıklarım neden başkalarına yeterince ulaşmıyor diyorsun. Zarfının üzerinde adres olmadığının farkında değilsin. En son gönderdiğin zarfın üzerine kendi adresini yazmıştın çaresiz. Aidiyetlerimiz ve mensubiyetlerimiz hendeği atlayıncaya kadardır. Yanımızda olanların yarınımızda da olacağının hiçbir garantisi yok. Herkes herkese refakatçi. Hastane odasında ağır hastasını bekleyen kişi ona son nefesinden sonra da refakat etmez. Köşe başına kadardır dünyada insanın insana refakati. Gerisi upuzun yalnızlıktır. Bu yüzden karışmıyor hiç kimsenin uykusu birbirine. Ne alnının çatı ne de parmak izleri müşterek kullanıma açık. Sanki şöyle söylüyor yüce Yaratıcı: ‘Ben seni o olmadığın için sen yarattım!’

Ah! İnsanın kulakları ne kadar çok başkalarının sesi ile dolu. Başkalarının şarkısı, başkalarının noktalama işaretleri ve de hesapları ile hıncahınç. Caddeden kaç insan geçtiyse hepsinin yüzü hesap cetveli gibi. Bir grup insan sanal ortamın dijital sokak ortasında bir hakikatin gırtlağına çökmüş onu göz göre göre boğuyorlardı. Yalnızdım ve adım şahitler arasına yazıldı. Suçu kaç kişi ile birlikte işlediniz? Diye sordu hâkim. “Sadece ben” diyemedi adam, içi o kadar kalabalıktı ki. Tek başına bir kalabalık gibi yaşıyordu hayatı. Bir başına haklı olmak, doğru söylemek, sağlıklı olmak yetmiyordu mutlu olmasına. Bakışlarında bilim kurgu romanlarından kalma bir şaşkınlık vardı. Tek başına yalnızlığın üstesinden gelemeyeceğine kendini inandırmıştı.

Yalnızlık bir başına sokaklarda

Beş kişi bir araya gelip yalnız olmaya karar verdiler. Her gün yalnızlıklarının şerefine buluşup ayrılıyorlardı. Bir gün sokakta buldukları bir dizeyi evlerine taşımaya karar verdiler. “Göz gözü görmüyor yalnızlıktan” yazıyordu dizenin çehresinde. Tek başına kaldırmaya güç yetiremedikleri için her biri bir kenarından yapışıp sürükleye sürükleye tenha ve ıssız bir yere götürdüler. Beş kişi dizenin kimin evinde kalacağı konusunda uzlaşamamışlardı çünkü.

Yalnızlık bir başına sokaklarda dolaşıyordu. Gidecek bir yeri yoktu bir elektrik direğinin dibinden başka. “Hem insanlar konusunda aydınlanmış olurum” diye düşündü. Geceyi orada geçirdi. Ne şair açmıştı ona kapıyı ne derviş ne de filozof. Bir sokak çocuğu ile birlikte sabahın nöbetini tuttular. Şiir de şair de kayıplara karışmıştı.

Gelip geçene sordu yalnızlık: “Şairi bu gece gören oldu mu?” “Bir siyasetçi ile birlikte afiş asmak için göğe merdiven dayıyorlardı” dedi birisi. Bir diğeri “Cehennemin dibine uzanan yol çalıştayında konuşurken gördük” diye yanıtladı. “Bir medya patronuyla ‘yalan haber aklama’ atölyesine doğru yürüyorlardı” diyenler oldu. Hiç kimse sahip çıkmadı yalnızlığına. Herkes karanlıkta bir gürültü ve homurtu olarak kaldı. Şairin şiirinde sırıtan yalnızlığı nereden peydahladığı hep bir soru olarak kaldı.

Dünyabizim

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...