Bülent Acun Yazdı:Hocalığa Adanmış Bir Ömür: Merhum Hilmi Türkmen

Maalesef nice mümtaz şahsiyetler gibi Hilmi Türkmen Hoca da kıymeti bilinmeden gelip geçti bu âlemden..

Bülent Acun Yazdı:Hocalığa Adanmış Bir Ömür: Merhum Hilmi Türkmen
Bülent Acun Yazdı:Hocalığa Adanmış Bir Ömür: Merhum Hilmi Türkmen Zehra

Diyanet İşleri Başkanlığının bu yıl ki “Camiler ve Din Görevlileri Haftası” temasının “adanmışlık” üzerine bina edilmesi son derece anlamlı ve hikmetli oldu. Bu vesile ile din hizmetine adanmış ömürler kervanının o kutlu yolcularını çeşitli yönleri ile bir kere daha hatırlayarak, onların bu yoldaki örnek hayatlarından hayatımıza ibretler iktibas etmiş olduk. “Din hizmetine adanmış ömürler” dendiğinde benim ilk aklıma gelen isimlerden birisi Merhum Hilmi Türkmen Hoca'dır. Ben diyorum ki bu çok yönlü sıra dışı örnek şahsiyeti mutlaka herkes tanımalı. Herkes onun hayatından ilham ve ibret almalı. Onun çile, mücadele, istikamet ve başarılarla dolu hayatı gelecek nesillere örnek olmalı.

 Hilmi Türkmen Kimdir?

Merhum Hilmi Türkmen Hoca 1937 yılında Mersin'in Tarsus ilçesinde doğdu. Son devrin mümtaz şahsiyetlerinden Merhum Süleyman Hilmi Tunahan'ın rahle-i tedrisatında yetişerek onun en saygın talebelerinden birisi oldu.

Diyanet İşleri Başkanlığında vaizlik, bölge vaizliği ve müftülük gibi görevlerde bulunarak insanlara irşad eyledi. İki dönem parlamenterlik yapıp, enerji bakanlığında müşavir olarak çalıştı. Ülkemizin birçok ilinde ve dünyanın birçok ülkesinde konferanslar verdi. Ömrünün son yıllarını Kur'an Kurslarına adadı. Akçatekir yaylasında bulunan Bahşiş Kuran Kursu bu adanışın en güzel meyvelerinden birisidir. 2006 yılında 69 yaşında elim bir hastalık sonucu âlemi bakaya irtihal eyledi. Mekânı cennet olsun.

1996 veya 1997 yılı idi. O yıllarda Mersin Erdemli ilçesinin Avgadı yaylasında yayla şenlikleri yapılırdı. Bu şenlikler ülkemizin ilim, kültür, sanat ve siyaset adamlarını bir araya getirdiği için Mersin halkı bu şenlikleri yoğun bir ilgi ile katılırdı.

Namını duyduğum bu şenliğe o yılların birinde ben de katılmıştım. Namaz kılmak için camiye gittiğimde kürsüde bir hatip konuşuyordu. Hatip öyle güzel konuşuyordu ki adeta dinleyenleri mest ediyordu. O vaazın bitmesini zannediyorum bir Allah'ın kulu istememiştir. Tok bir ses, muhteşem bir diksiyon, bütün dikkatleri üzerinde toplayan bir üslup, mahir bir aşçının birbirinden leziz yemeklerinden müteşekkil bir sofra misali insanı aklen, kalben ve ruhen doyuran zengin bir anlatım. Bu şahsı merak edip hemen sağımdaki kişiye sorduğumda şu cevabı aldım:

“Şu vaizi mi soruyorsun? Bu vaiz meşhur Hilmi Türkmen Hoca'dır.”

Bu durum üzerine kendi kendime şöyle dedim: “İşte aradığım vaizi buldum.”

 Ahlak ve Şahsiyeti

Tam bir hitabet dâhisi ve söz üstadı olan, Merhum Hilmi Türkmen Hoca fevkalade mert, ziyadesiyle cömert bir insandı. Hayatı boyunca gözünü budaktan, sözünü hedef aldığı odaktan asla sakınmadı. Haksızlık karşısında hiç bir zaman susmadı. Bulduğu her fırsatta bildiği her doğruyu yüksek sesle haykırdı. Bazen en yakınlarını kaybetmek pahasına olsa bile haktan ve hakikatten hiç ayrılmadı. Sözü evirip çevirmekten adeta nefret ederdi. Deyim yerindeyse dilini adeta Hz. Ömer'in kılıcı gibi kullanırdı. Bundan dolayı vurduğu zaman inletir, konuştuğu zaman dinletirdi. İzzet, heybet ve vakar sahibi, Çukurova'nın ağır adamıydı.

Tam bir sohbet ve muhabbet adamıydı. Şayet eşref saatini yakalarsanız yatsı namazında girdiğiniz hanesinden ancak sabah namazında çıkabilirdiniz. Koca bir gecenin nasıl bittiğini hiç anlayamazdınız. Merhumun hataya hiç tahammülü yoktu. Onun lügatinde tavize yer yoktu. Kendisini tanıdığım kadarı ile hiç kimseden dünyalık hiç bir beklentisi yoktu.

 Yürüyen Kütüphane

Merhum Hilmi Türkmen Hoca'nın ilmi kişiliği de mutlaka kaydedilmeli, ona hangi meseleyi sorarsanız sorun, verdiği cevapla mutlaka tatmin olurdunuz. Merhum adeta yürüyen bir kütüphane idi. Meselelere vukufiyeti, sunumundaki ustalığıyla birleşince ortaya muhteşem bir ilmi zenginlik çıkıyordu.

 Hocalığım Her Şeyin Üstündedir

Tarsus Süper FM'de Misafirhane isimli bir söyleşi programı yapıyordum. Program da ilim, kültür, sanat ve edebiyat alanlarında söz sahibi kimseleri bulup onlarla söyleşiyorduk. O yıllarda FETÖ'nün başımıza bela ettiği ‘dinler arası diyalog' faciası adeta ortalığı kasıp kavuruyordu. Bu durum meselesi olan insanların bir numaralı gündem maddesiydi. Ne yapıp edip bir yolunu bulmalı ve bu meseleyi ehil bir insanla masaya yatırmalıydık. Bu sapkınlığı en veciz ve yetkin bir şekilde ortaya koyacak olan kişi merhum Hilmi Türkmen Hoca'dan başkası değildi.

Kendisini programa davet ettiğimde bana dedi ki: “Hafız Bülent ben artık koştum, yoruldum, aktım, duruldum, ekranlara ve mikrofonlara veda ettim. Kusura bakma, davetine icabet edemeyeceğim.”

Bunun üzerine kendisine şöyle dedim: “Hocam size öyle bir konu teklif edeceğim ki Allah'ın izni ile kesinlikle geleceksiniz. Çünkü mesele tam size göre.

- Neymiş o mesele bakim.

- Dinler arası diyalog hocam.

- Dinler arası diyalog mu dedin?

- Evet, bu meseleyi konuşmalıyız.

- Tamam geliyorum.”

Merhum Hilmi Hoca radyoya gelmiş, programa başlamıştık. Ben, kendisini takdim sadedinde “Değerli dinleyenler bu haftaki misafirhane programımızın mümtaz bir konuğu var. İki dönem parlamenterlik, enerji bakanlığında müşavirlik yapmış, Diyanet İşleri Başkanlığında muallimlik, vaizlik ve müftülük yapmış muhterem Hilmi Türkmen Hocamız program konuğumuz. Muhterem Hocam hoş geldiniz, deyince daha hoş bulduk.” der demez ilk cümlesi şu oldu: “Hafız Bülent, tabi siz genel kabule uyarak benim parlamenterliğimi önce zikrettiniz. Fakat beni buradan dinleyen herkese şu hususu mutlaka açıkça beyan etmek isterim ki, ben önce hoca, sonra milletvekili falan filanım. Benim hocalığım parlamenterliğimin de müşavirliğimin de hatta şu hayatta sahip olduğum her şeyin de üzerindedir.”

 Bir Hatırat Yazsaydı

Türkiye'nin yarım asırlık tarihinin bizzat içinde olan, uzun yıllar Ankara'da İstanbul'da yaşaması münasebeti ile ilim, kültür, sanat, siyaset, edebiyat sahasının önde gelen şahsiyetlerini yakinen tanıyan, Türkiye'de meydana gelen darbelerden doğrudan etkilenerek o sancılı süreçleri günbegün yaşayan, Türkiye'yi ve Dünyanın birçok ülkesini karış karış gezen, bütün bunların neticesi olarak hayatı adeta bir hatıralar hazinesi olan Merhum Hilmi Türkmen şayet bir hatırat yazabilseydi, inanıyorum ki o hatırat Türkiye'nin en çok okunan ve satılan kitaplar arasında yer alırdı. Fakat ne yazık ki okumayı çok seven hocamız yazmayı pek sevmezdi.

 Kıymeti Bilinmedi

Maalesef nice mümtaz şahsiyetler gibi Hilmi Türkmen Hoca da kıymeti bilinmeden gelip geçti bu âlemden... Geride yazılı bir eser bırakmadı. Fakat kendisinin iyi bir mümin olduğuna canı gönülden şahadet edecek sayısız yaşayan eser bıraktı. Yapımına kendisini adayıp, her şeyini ortaya koyarak büyük emek sarfettiği Akçatekir Bahşiş Kur'an Kursu, milletvekili maaşını alır almaz arabasının bagajına erzak ile doldurup yardım dağıttığı Kur'an kursları, gördüğünde kucaklayıp başlarını okşayıp hem birbirinden kıymetli nasihatler hemde hatırı sayılır miktarda harçlık verdiği hafızlar(Fakir de bu hafızlardan birisidir.), etrafında oluşturduğu ve onları her yönüyle doyurduğu sohbet meclisleri geride bıraktığı eserlerden sadece bir kaçı.

Evet, bu vesile ile merhum Hilmi Türkmen Hocamızı tekrar hasret minnet ve rahmetle anıyor, Rabbimizin kendisini cennet ve nimetleriyle rızıklandırmasını niyaz ediyoruz. Ruhu şad, mekânı cennet olsun.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...