Özgün İrade Dergisi Ekim 2018 Sayısı ‘Kriz ve Kritik´ konusu ile Çıktı!

Özgün İrade Dergisi Ekim 2018 (174.) sayısında ‘Kriz ve Kritik´ konusu işlenmektedir.

Özgün İrade Dergisi Ekim 2018 Sayısı ‘Kriz ve Kritik´ konusu ile Çıktı!
Özgün İrade Dergisi Ekim 2018 Sayısı ‘Kriz ve Kritik´ konusu ile Çıktı! Zehra

Özgün İrade Dergisi Ekim 2018 (174.) sayısında ‘Kriz ve Kritik´ konusu işlenmektedir.

Özgün İrade Dergisi Ekim 2018 (174.) sayısının kapak konusu, AK Parti iktidarı üzerinden, temelde küresel ekonomik krizle bağlantılı olan, ama her nedense rahip Brunson´un tutuklanma olayına hamledilen ve Türkiye ile ABD arasında oluşan krizden yola çıkarak ‘Kriz ve Kritik´ konusuna ayrıldı.

Dosya içerisinde kriz ve kritik konusu ile ilgili, her biri önemli tespitleri içeren sekiz yazı bulunmaktadır.

Dosya konusu dışında düşünce, deneme, kitap tanıtımlarını içeren kültür sanat sayfaları ile birçok konuyu içeren yazılar yer almakta…

Biz de, dergi editörünün kaleminden çıkmış bulunan “editörden” üst başlık altında ‘Her Kriz Kritiktir´ yazısını sizlerin istifadesine sunuyoruz…

***

EDİTÖRDEN…

Her Kriz Kritiktir

Kriz olağanüstü haldir. Sağlıksızlığın zirve yapmasıdır. Ürkütücüdür. Belki bir dönüm noktasıdır, insan ve toplumsal hayat için. Her şey rutinde giderken, ortaya çıkan beklenmedik stresli bir durumdur. Yakalar, kolay kolay bırakmaz. Ardışık bir karakteri de vardır. Sarsıcıdır, öyle ki işleyen sistem bozulur…

Kriz, hayatın merkezini vurur; kalbi sıkar, beyni etkiler. Kritik bir andır o insan için; toparlanıp atlatabilir de, ya da teslim alır onu. Sebepsiz gelmez kriz, onun da tabi olduğu yasalar vardır. Ters giden, yanlış gider bir şeyler vardır illa ki. Birikir, biriktirir. Hiçbir şey yokmuş gibi hareket eder insan, oysa o belirtilerini hissettirir, uyarır; aldırış etmeyiz. Bir gün ansızın yakalar; kramp gibi. Kolay kurtulamazsın. Hatta kımıldayamazsın, acı çekersin. İz bırakır sende.

Bireysel krizlerde, toplumsal krizlerde aynı süreci yaşarlar. Bir gün kapıyı çalacağı bellidir. Oralı olunmaz. Perşembe´nin geleceği, Çarşamba´dan değil çok öncelerden bellidir aslında. Fakat renk verilmez. Kritik edilmez. Ciddiye alınmaz. Nazik bir durumdur aslında yaşananlar. Fay hattında enerji birikmesi gibi bir şey… Çaresiz o fay kırılacak ve enerji açığa çıkacak, yıkacak. Tedbirler, beşerin gücü ile sınırlıdır bunda. Oysa yönetimsel dikkat, toplumsal sıkıntıların biriktirdiği enerjiyi boşaltabilir. Göz göre göre gelen sarsıcı sonuçların önüne geçebilir.

Somut olarak yaşadığımız ekonomik kriz, sadece bir sonuç. Bunun geçmişi, süreci var. Doğru kritik edilmeyen yönleri var. İç ve dış faktörler var. Fakat, ipler sende, yetki sende; kimseye bir şey anlatamazsın. Politik izahlar, hamasi nutuklar ikna edici değil; şimdi hiç değil.

Artık kral çıplak… Her şey yolunda iken, maslahat gereği, büyük resmi görme adına, ‘kol kırılır yen içinde´ bizden açıklamalar, şimdilerde görmezden geliniyor. Tablo değişiyor.

Hayat ateş pahası… Orta ve alt gelir grubunu vurdu en çok da bu ateş. Nasıl telafi edilir bilinmez ama tedirgin edici bir hâl var ortada gelecek için.

Ciddiye alınırsa, kriz bir uyarıcıdır da. Ders verir. Yaşam için bir şanstır hatta. Ders alırsan, muhasebe yaparsan yeni fırsatlar bile sunar sana.

Krizin doğru kritiği yapılırsa, kriz ‘kritik´ olmaktan çıkar. Böyle değil, aç gezer tok gibi sallanır, yokmuş gibi davranırsan, olan bitenin mesuliyetini üzerine almaz, günahımız yokmuş gibi masumiyet havalarına girer, varsa yoksa emperyalizm, ABD, iç ve dış işbirlikçi ajanlar söylemiyle oluşan hasar açıklanırsa, yaşanan fakirlik ve sıkıntıların bedeli de ağır olur.

‘´Kenarı Dicle´de bir kurt kapsa koyunu, gelir de adli ilahi Ömer´den sorar onu!´´ Kriterimiz bu. Devletin en tepesinde yaşanan bir hassasiyet, bir sorumluluk bilinci… En ücra köşede de olsa bir mesuliyet hissiyatı…

Yolunda olmayan sayısız problemlere karşın, olguyu doğru tanımlamamak, medyanın gücüyle örtbas etmek marifet değil. Düşmanın silahıyla silahlanmak hiç değil.

Hayat varsa, krizde vardır tabi ki. Her şey her zaman, istediğimiz gibi gitmeyebilir de. Fakat doğru ve adil yönetim, yüksek sorumluluk bilinci, ortak akıl ve istişare olmazsa olmazlarımız olmalı. Tek başımıza tabii ki bu devasa yükün altından kalkamayız, birbirimize omuz vermedikçe…

Hayatın inişleri ve çıkışları vardır. Ak günler, kara günler vardır. Sorun şu ki, yönetim bir bütün olarak bir güven sorunu yaşamıyor, toplumsal mutabakatı da yakalamışsa, toplum iyi günde de, zorda da yanınızdadır.

Değilse ‘´düşenin dostu olmaz…´´ 

Yeni sayımızda buluşmak üzere…

Haberduruş

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...