Julia Sveshnikova yazdı: Suriye’nin yeniden imarında Rusya-İran rekabeti

Moskova ve Tahran her ne kadar ticari, ekonomik ve kültürel iş birliğini artırmaktan söz etse de ilişkiler büyük ölçüde askeri ve siyasi konularda yoğunlaşıyor.

 Julia Sveshnikova yazdı: Suriye’nin yeniden imarında Rusya-İran rekabeti
 Julia Sveshnikova yazdı: Suriye’nin yeniden imarında Rusya-İran rekabeti Zehra

Rusya’ya ait bir ucağın 17 Eylül’de Suriye’de düşürülmesi, Moskova’da Rusya’nın Suriye’deki rolüne ilişkin tartışmaları yeniden canlandırdı. Suriye politikasının gözden geçirilmesi tartışılırken ülkedeki Rus varlığı azaltılmalı mı ve İran’a mesafe konulmalı mı gibi sorular gündemde.

Moskova ve Tahran her ne kadar ticari, ekonomik ve kültürel iş birliğini artırmaktan söz etse de ilişkiler büyük ölçüde askeri ve siyasi konularda yoğunlaşıyor. Bu bağlamda gündemin hâkim konusu Suriye’deki savaş. Ayrıca, resmi adı Ortak Kapsamlı Eylem Planı (OKEP) olan İran’ın nükleer programına ilişkin anlaşmanın sürmesini isteyen Rusya, Tahran’a üst düzey diplomatlar göndererek Donald Trump'ın çekilme kararına rağmen İran’ın anlaşmaya bağlı kalmasını sağlamaya çalışıyor.

Rusya-İran ortaklığının “omurgası” olan unsurlar bu ortaklığa “stratejik” sıfatını verecek kadar güçlü mü tartışılır. Ancak ikili ilişkilerin bir dizi küresel ve bölgesel faktörün etkisiyle güçlendiği muhakkak. Bu faktörlerden biri, Rusya-ABD ilişkilerinin iyice kötüleşerek sistematik kriz noktasına gelmesi ve bu arada ABD’nin İran’ı ekonomik olarak boğmaya dönük kararlı adımlar atması. İran’ın yaptırımlara direnme tecrübesi Ruslar tarafından giderek daha yakından inceleniyor.

Yine de Rusya-İran ilişkisi üçüncü tarafların adımlarına bağlı. OKEP konusunda bile İran’ın esas beklentisi, Trump’ın baskısına Rusya’nın değil “Avrupa üçlüsünün” vereceği tepkiyle bağlantılı. İranlı yetkililer, ABD’nin “yatırımcıları ve yabancı şirketleri caydırma” politikasına işaret ederek İran’ın yararına olmayan bir anlaşmada yer almayacaklarını defalarca söylediler. Avrupa’nın İran’la işlemler için özel bir finansal sistem oluşturma planının ne kadar başarılı olacağı henüz belli değil. Rusya İran’ın nükleer meselesini çözmek için önemli diplomatik çabalar sarf etmiş olsa da ekonomik açıdan İran için Avrupalı yatırımcılar kadar cazip bir ülke değil. Hasan Ruhani yönetimi Avrupalı yatırımcıların peşinde.

Moskova’nın tespitlerine göre İran’da kamu kaynaklarının masraflı dış operasyonlarla heba edildiğini düşünenler artıyor, hoşnutsuzluk yayılıyor. Tahran yönetimi Suriye’deki varlığını güçlendirmek için silah anlaşmaları imzalamayı, ulaşım ve elektrik şebekesi dahil altyapının onarımında yer almayı hedefliyor. Ancak büyük mali yatırım gerektiren bu iddialı hedefler, İran'daki iç siyasi ve ekonomik sorunlarla uyuşmuyor.

Bu, İran için yeni bir sıkıntı sayılmaz. Hatta aynı sıkıntı Rusya açısından da geçerli. Hem Rusya’nın hem İran’ın ekonomik sıkıntı yaşadığı bir dönemde bu konuların nasıl halledileceği Moskova’yı düşündürüyor.

Bu bağlamda en önemli meselelerden biri, maliyeti 400 milyar dolar ilâ 1 trilyon dolar arasında tahmin edilen Suriye’deki yeniden inşa süreci. Tahran burada ekonomik nüfuzunu artırmak istiyorsa önemli boyutta mali destek sağlamak durumunda. Öte yandan AB, Beşar Esad yönetimi yerinde durduğu sürece yardım vermeyi reddediyor, bu da İran’ı bölgedeki “hayırseverliğini” azaltmaya zorluyor. Örneğin komşu Irak’a sağlanan bedelsiz elektrik ve su tedarikleri durduruldu. Suriye’deki iç savaşın başında İran buradaki varlığına ve yaptığı yardımlara askeri stratejik açıdan bakıyordu. Ekonomik menfaat iddiaları daha sonra gündeme geldi. Bazı İranlılara göre Suriye adeta İran’ın 35. eyaleti oldu.

İran’daki ekonomik durum farklı olsaydı, Cumhurbaşkanı Ruhani’nin Irak ve Suriye’deki asker maaşlarının ödenmesi, askeri teçhizat masraflarının karşılanmasına ilişkin açıklamaları halkın milli duygularına hitap edebilirdi. İsrail istihbaratının tahminlerine göre Suriye’de İran’ın kontrolünde yaklaşık 82 bin asker var. Bunların bir kısmı Devrim Muhafızları’na mensup. Bu harcamalar artık önemsiz görünmüyor ve İran toplumu, Suriye’nin İran’ın güvenliğinde oynadığı stratejik rolün maliyeti karşılamadığına inanıyor.

Esad ordusu ülke topraklarının büyük bölümünü Rusya’nın desteğiyle geri almaya başlayınca İran’ın gündemi savaş sonrası konumunu güçlendirmeye yöneldi. Bu da Moskova’yı İran’ın hamlelerini daha dikkatli izlemeye itti.

Son aylarda gerçekleşen resmi ziyaretlerde İran Suriye’yle büyük çaplı anlaşmalar yaptığını duyurdu. Bunun yanı sıra iki taraf arasında milli paraların kullanılması, ortak girişimlerin kurulması, bu iş birliğine Bağdat’ın da eşit ortak olarak dâhil edilmesi ve bu doğrultuda üç ülkenin demiryolu ağlarının tek bir sistemde birleştirilmesi gibi somut planlar da açıklandı.

Demiryolu projesi İran Cumhurbaşkanı Yardımcısı İshak Cihangiri ile Suriye Ekonomi ve Dış Ticaret Bakanı Samir El Halil arasında haziranda ele alındı. Ağustosta Suriye’ye giden bir başka İran heyeti, İranlı şirketlerin Suriye’de 30 bin konut yapmasını görüştü. İran Savunma Bakanı Emir Hatemi ise yine ağustos ayında Suriyeli mevkidaşıyla yaptığı görüşmede askeri teçhizat tedarikini ve Suriye’deki askeri sanayinin ayağa kaldırılmasını ele aldı.

Tahran’ı Şam’la ilişkilerinde askeri alan dışına yönelmeye Rusya’nın attığı adımlar da itmiş olabilir. Çünkü Rusya bir dizi ikili anlaşma yaptığını duyurmuştu.

Ayetullah Ali Hamaney’in askeri danışmanı Yahya Rahim Safevi şubatta yaptığı açıklamada “Suriye’nin toprak bütünlüğünü koruma” çabaları sürerken İran’ın yaptığı yatırımları geri alacağını söylemişti. Safevi’nin bahsettiği konulardan biri fosfat madenciliği idi. Ne var ki bundan birkaç hafta sonra Şam bu sektördeki 50 yıllık anlaşmayı İran’la değil Rusya’yla imzalamayı tercih etti.

Eski Devrim Muhafızları komutanı Muhsin Rızai’ye yakınlığıyla bilinen Tabnak sitesi iki ay önce yayımladığı makalede Suriye’de savaş sonrası pazarın ele geçirilmesinde İran’ın Rusya’nın çok gerisinde kaldığını yazdı. Kamuoyunda gereksiz kaygı yaratmamak adına yazı bir saat sonra yayından kaldırıldı.

Tahran ve Moskova Suriye’nin kaynakları ve yeniden imar ihalelerinde rakip konumunda. Şam ise doğal olarak yardım eli uzatanlardan olabildiğince yararlanmak istiyor. Ancak her ikisi de yaptırımlara maruz kalan İran ve Rusya, bu süreci tek başlarına yürütme imkânına sahip değil, hele de ikisi de pastanın en iyi parçasını kapmaya çalışırken. Bu durumda en makul yol, Avrupalı hükümet ve şirketlerin yeniden imar yükünü paylaşmasını sağlamak için iki ülkenin ortak diplomatik çaba yürütmesi olabilir. Moskova ve Tahran’da bazı çevrelerin pek hoşuna giden stratejik iş birliği söylemi de böylece desteklenmiş olur.

http://www.al-monitor.com/pulse/tr/originals/2018/09/russia-iran-syria-economics-grievances.html#ixzz5TE8U0O85

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...