Merve Akbayır yazdı: Güzel bir öncü: Esad Coşan

Merhum Esad Coşan Hoca, bir ömre sığdırılabilecek ne varsa hepsini sığdırmayı başarmış nadir insanlardandır. Güzel ve tatlı dilli bir insan, sade ve samimi bir Müslümandı.

Merve Akbayır yazdı:  Güzel bir öncü: Esad Coşan
Merve Akbayır yazdı:  Güzel bir öncü: Esad Coşan Zehra

Şehrin en güzel camilerinden biridir Süleymaniye. Manzarasıyla, kedileriyle, hikayeleriyle, semtiyle, mimarıyla, sultanıyla… İstanbul Üniversitesi öğrencilerine tahsis edilmiş gibidir çoğu zaman. Ön kapıdan çıktıysanız Beyazıt’a, arka kapıdan çıktıysanız Süleymaniye’ye düşer yolunuz.

Bu kadar sık uğranılan yeri namaz kılıp terk etmek olmaz. Sağını solunu, bahçesini, haziresini merak eder insan. İşte bu merak çeker sizi. Aşınmış mermere basar, küçücük kapıdan geçersiniz. Sağlı sollu mezarlar karşılar sizi. Süleymaniye’de yatmak fikri garip gelir birden. Kimlerdir acaba dersiniz? Kimler olduğu mezar taşında muhakkak yazıyordur ama okuyamazsınız. Bir küfür göndermek harf devrimine? Yok yok. Sırası değil. Belki daha sonra… Sizden, babanızdan, dedenizden yaşlı taşlara basarak ilerlersiniz o dar yolda. Sağınızda genişçe bir alan görünür sonra. Ve Sultan Süleyman’ın türbesi. Ayakkabınızı tekrar çıkarmaya üşenmezseniz ziyaret edebilirsiniz onu. Kapalı olabilir, sinirlenmeye gerek yok. Harf devrimine küfür edeceksiniz ya hani bir ara, o zaman bunu da eklersiniz yanına. Şimdi olmaz. 

Süleymaniye'nin güzel kabirleri

Kanuni’yi sağınıza alıp ilerlediğinizde yine sağınızda küçük bir yol daha belirir. Birkaç adımda o yolu bitirir, asıl güzellere kavuşursunuz. Sessiz sakin birileri karşılar sizi. Muhammed Zahid Kotku ve hemen yanında Halil Necati Coşan. Yeterince güzel vardır orada. Ama sanki bir de eksik vardır. Kalbinizin bir parçası başka yerde atmaktadır. Dünyalar güzeli bir adam daha buralarda olmalıdır. Onun hakkıdır bu hazire. Ama birilerinin kaprisine kurban gitmiştir. Birilerinden onay çıkmamıştır. Buralarda değildir işte. Henüz küfür etmiyoruz unutmayın! Biraz sakinleşir, biraz kendinizi dinlerseniz, peşine düşerseniz kalbinizin o parçasını Eyüp’te bulursunuz. Mahmud Esad Coşan, 2001 yılından beri oradadır. 

Esad Coşan, bir ömre sığdırılabilecek ne varsa hepsini sığdırmayı başarmış nadir insanlardandır. Akademik çalışmalar yapıp profesör ünvanını almış, birkaç tane dile tam anlamıyla hakim olmayı başarmış, -bunu yaparken anadiline en ufak bir zeval getirmemiş- bunun önemini "Batı dillerinden en az birini, kendi kültürümüzün temeli olan Arapça'yı, Farsça'yı, Osmanlıca'yı iyi öğrenmeye girişmeliyiz." sözleriyle dile getirmiş, yıllarca hadis sohbetleri yapmış, dergiler çıkarmış, dergilerde yazılarını yayınlamış, aile eğitim seminerleri, genç seminerleri şeklinde her kesime yönelik seminerler düzenlemiş, nezaketi üzerine harika bir şekilde oturtmuştur. "Kültürel meselelerle ciddi olarak ilgilenin." diye bir öğütte bulunmuş ve bunu sözde bırakmayıp kendi yaşayışıyla göstermiştir. sosyal faaliyetlerin önemine sık sık vurgu yapmış, ticaretin bile sosyal alana hizmet etmesi gerektiğini savunmuştur. 

Her alanda!

Esad Coşan ve çevresindekilerin el atmadıkları alan yok gibidir. Sağlık, eğitim, basın yayın… Hakyol Vakfı, Seha Neşriyat, Vefa Yayıncılık, İslam dergisi, Kadın ve Aile, Gül Çocuk, İlim ve Sanat, Teklif (Hukuk dergisi), Panzehir (Sağlık dergisi), Sağduyu gazetesi, AKRA FM...  Akla gelebilecek bir çok alanda faaliyet göstermişlerdir. Bunları yaparken de cemaat taassubuna girmeden, Müslümanların Türkiye'de ve dünyada nitelikli kimi varsa onlardan da istifade ederek yapmaya gayret etmişlerdir işlerini. Hatta bu anlamda ilk oldukları bile söylenebilir.   

Buralarda yapılacak her şeyi yapan Esad Coşan, Avustralya’ya gider. Ömrünün geri kalanını orada geçirir. Orada da boş duramaz, sürekli koşuşturur. Yine bir koşuşturmaca esnasında, bir cami açılışına giderken, trafik kazasında hayatını kaybeder. O da 63 yaşında ölen güzellerden olmuştur. Bu kaza sevenlerini büyük hüzne boğmuştur.   

Ayrıcalıklı  olamazmış!

Cenaze Türkiye'ye getirilir. Süleymaniye’ye, olması gereken yere, yıllarca peşinden koştuğu, ayak izlerine basarak ilerlediği ve aynı zamanda kayın pederi olan zâtın yanına gömülmesi için Bakanlar Kurulu Kararı gerekmektedir. Karar çıkarılır. Ancak “Hiçbir kişiye, sınıfa veya zümreye ayrıcalık tanınamaz.” gibi bir gerekçeyle Cumhurbaşkanı bu kararı onaylamaz. Bu ikinci darbe, sevenlerinin hüznünü katlasa da cevap, cami avlusunda verilir. Fatih Camii'nde kılınan cenaze namazının ardından Eyüp’e yürüyen insanlar, o caddenin belki de şu güne dek görmediği kadar büyük bir kalabalık oluştururlar. O gün oradaki kalabalık, Esad Coşan’ın ne kadar “ayrıcalıklı” olduğunu göstermiştir. 

Video paylaşım sitelerine göz atarsanız, Esad Coşan için aklınızda oluşacak ilk şey, inanılmaz nazik ve tatlı olmasıdır. Kendi devrinde tabiri caizse asan kesen hocalardan geçilmezken o tam aksi yolu tercih etmiştir. Huzur veren, sakin bir ses tonuyla anlatacaklarınız anlatır. Sesinin yükseldiğine kolay kolay rastlayamazsınız. Ben izlediğim bir çok kayıtta yalnızca bir kere denk geldim. İnsanların manevi konulara olan ilgisizliğinden yakınıyordu. Yani sesini yükseltmekte haklıydı! Genel olarak ise hep sükunetini korumuştur. Ara ara yaptığı esprileriyle ve daha sık olarak anlattığı kısa hikayeleriyle sohbetine renk katmayı ve dinleyenleri diri tutmayı başarmıştır. Bir çok konuşmasında dikkatli dinlendiğinde fondaki çocuk sesleri yakalanabilir. Çocukların korkutularak değil, özgür bırakılarak eğitilebileceğini kabul etmiş ve bu yüzden onları baş tacı etmeyi tercih etmiştir. 

İbadetlerimden tad alamıyorum diye yakınan birine, "Tad almak için ibadet etmiyorsun. Borcun olduğu için ediyorsun. Eğer tad istiyorsan ileride tatlıcı var. Hem sahibini de tanırız, cemaatimizdendir. Git orada bir şeyler ye." diyebilir ve bunu derken kızmaz, sinirlenmez, tam aksine nükte yaptığını hissettiren bir tavrı vardır. 

Sade Hayat Derneği'nden haberdarsınızdır. Esad Coşan da sade bir hayattan yanadır. Bunu "Evlerimizde sadece akla uyan, işe yarayan lüzumlu, faydalı eşya bulunsun." diyerek dile getirmiş, lükse, şatafata, aşırılığa her zaman karşı çıkmıştır.

"Nesi yanlış yahu"

Esad Coşan hiçbir zaman çevresindekilerden üstün biri olmamıştır. Herkes gibidir. Herkesin oturduğu sofraya oturur, herkesle birlikte yemeğini yer, herkesi dikkatle dinler, fakat herkesten farklı olarak salıncağa biner! Bu farklılığı ise fark olmanın aksine herkes gibi olmanın, kasılmamanın, böbürlenmemenin işaretidir. "Mutlaka sizin dışınızdaki insanların güzel taraflarını görmeyi öğreneceksiniz. Kusurlu olarak kendinizi göreceksiniz." sözü, sanırım alçakgönüllülüğünü ve daha birçok vasfını anlatmaya yeter. 

Esad Coşan'ı seviyoruz ve rahmetle anıyoruz. Tasavvuf, tarikat kavramlarına uzak duran insanların, bir insanı bu kadar sevmenin, birine bağlanmanın doğru olmadığı şeklindeki itirazlarına ise bizzat onun dilinden cevap veriyoruz. "Bir insanın bir diğerini sevmesinin neresi yanlış yahu!"

Dünyabizim

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
enes     2018-09-27 siz uzaktan video vasıtasyla tanımışssınız Esad Coşan efendiyi, bir de canlı olaarak ve yakinen tanısaydınız keşke. Ne nimet ve bereket idi rahmetlinin yanında bulunmak., her hali peygamber efendimize s.a.s benzer ve muazzam keşif sahibi idi... ALLAH şefaatlerine nail eylesin.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...