Munise Şimşek Yazdı: Filistin Köylerinin Umut ve Acıyla Yazılan Tarihi...

Filistinli mülteciler 1948’de yitirdikleri hayatları, toprağı, köy kültürünü çocukları ve torunlarına anlatmak için köylerinin tarihini yazmışlar. Filistinliler için sayıları 120’yi bulan bu kitapları yazmak, ulusal bir görev ve İsrail işgaliyle mücadele etmenin farklı bir yolu.

Munise Şimşek Yazdı: Filistin Köylerinin Umut ve Acıyla Yazılan Tarihi...
Munise Şimşek Yazdı: Filistin Köylerinin Umut ve Acıyla Yazılan Tarihi... Zehra

1948 Arap-İsrail savaşı sonrasında boşaltılan ve yok edilen 400’den fazla Filistin köyü hakkında 120 tane köy tarihi kitabı yazılmış. Bu ilginç bilgiden Amerikalı akademisyen Rochelle A. Davis’in Koç Üniversitesi Yayınları tarafından Türkçeye kazandırılan Yerinden Edilenlerin Coğrafyaları: Filistin Köy Tarihleri isimli çalışması sayesinde haberdar oluyoruz.

Davis, sanat tarihi öğrencisiyken Arapça öğrenmek amacıyla yaklaşık 3 yıl Kudüs’te kalır. 1990 yılında Doğu Kudüs’teki bir kitapçıdan Birzeit Üniversitesi tarafından basılan iki kitap satın alır fakat Arapçası yeterli düzeyde olmadığından bu kitapları okumaya da, ne anlattıklarını anlamaya da muvaffak olamaz. Kitaplar bir köşede keşfedilecekleri zamanı bekler.

1995’te Arap bir arkadaşı (Sahire Dirbas) benzer bir kitap daha verir kendisine. Artık Arapçası iyi bir düzeye ulaşmıştır ve dikkatli bir şekilde okuduğunda bu kitabın, Filistin’deki Selame köyüne ait bir köy tarihi olduğunu görür. Konu ilgisini çeker okumaya devam eder. Birkaç yıl önce Kudüs’ten aldığı kitapların okunma vakti gelmiştir artık. Onların da birer köy tarihi olduğunu fark eder.

Sonrasında Davis, benzerlerinin de olabileceğini düşünerek bu kitapların peşine düşer. 1998’de Amman’daki Abdulhamid Şuman Kütüphanesi’nde yaklaşık 30 adet Filistin köy tarihi kitabına daha ulaşır. Çabaları neticesinde 110 kitabı toplamaya muvaffak olur. Toplamakla yetinmez, 2002’de bunlar üzerine akademik bir çalışma yapmaya karar verir ve yollara düşer. Davis’in, Yerinden Edilenlerin Coğrafyaları: Filistin Köy Tarihleri kitabı bu uzun soluklu çalışmanın meyvesi.

Köylerin tarihini yazmak ulusal bir görev

Yazar elindeki köy tarihlerini incelemekle yetinmemiş. Ciddi bir saha araştırması da yapmış kitabını yazarken. Lübnan, Suriye, Ürdün, Mısır ve Gazze Şeridi’ndeki mülteci kamplarını gezerek kitapların yazarlarına veya yakınlarına ulaşmaya çalışmış. Ayrıca bu kitapları okuyan Filistinli mültecilerin de görüşlerine başvurmuş. Sonuçta ortaya Filistin mültecilerinin hayatlarına dair kıymetli bir eser çıkmış.

Gelelim bu kitapların neden yazıldığına. Hem de sıradan insanlar tarafından. Yazar, hem incelediği kitaplara dayanarak hem de onları kaleme alan kişilerle yaptığı görüşmelerden hareketle şöyle cevaplıyor bu soruyu. “Köy kitaplarının yazarları tarihlerini kataloglayarak, açıklayarak, anlatarak köyleriyle ilgili bilgileri ve hatıraları gelecek kuşaklara aktarmayı hedefliyor.” Filistinli mülteciler 1948’de yitirdikleri hayatları, toprağı, köy kültürünü çocukları ve torunları için kaydetmek istiyorlar. Bazıları kitaplarında kendi hatıralarını aktarırken bazıları hayatta olan yaşlı akraba ve yakınlarından da yardım almış. Yazara göre bu kitapları kaleme alan Filistinliler, köylerinin tarihini kaydetmeyi ulusal bir görev biliyorlar.

Köy tarihleri, 1948’den önce Filistin’deki köy hayatı hakkında ilginç bilgiler veriyor: köylerin konumu, geçim kaynakları, ne ekip biçildiği, köylerde yaşayan ailelerin soyağaçları, tarihi mekânlar, adetler, düğünlerde söylenilen şarkılar, folklorik gelenekler vs. Yine kitaplarda aile arşivlerinde bulunan haritalar, kartlar ve fotoğraflar da paylaşılmış. Bu yerel tarih çalışmaları ayrıca bize 1948 Arap-İsrail Savaşı’nda yaşananları da birinci ağızdan anlatıyor. Nekbe’nin Filistinlilerin benliğinde nasıl derin izler bıraktığına dikkat çekiyor. Ayrıca hepsi, Filistinli mültecilerin kamplardaki hayatları anlamak adına önemli birer kaynak.

Hepsi 1980’den sonra yazılmış

Filistin köy tarihleri kitaplarının -ihtiva ettiği bu bilgiler kadar- yazılmaya başlandığı tarih de oldukça dikkat çekici. Zira bu kitapların hepsi 1980’den sonra yazılmış. Dudaklarımızdan hemen “neden bu tarih” sorusu dökülüveriyor öyle değil mi?

Bu soru üç boyutlu bir cevabı gerektiriyor: Birincisi; köylerinden uzaklaştırılan Filistinlilerinin 1948 öncesindeki hayatı genç kuşaklara aktarmak arzusu. Çünkü yaşlıların vefatıyla o günleri yaşamış insanların sayısı gün geçtikçe azalıyor. İkincisi; 1980’ler Filistin mücadelesindeki bir kırılmaya da tekabül eder. Bu tarihte artık Arap milliyetçiliği tamamen önemini yitirmiştir. Ayrıca büyük umutlarla desteklenen Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) de 1982’de silah bırakarak Tunus’a taşınır. Davis’e göre Filistinliler; uzak ve artık büyük ölçüde itibarını kaybetmiş bir lider kadrosunun peşinde gitmektense kendi seslerine, hikâyelerine ve tarihlerine yoğunlaştılar.

Üçüncüsü ise ilk iki sebebin kombinasyonu diyebiliriz: hayal kırıklığı ve bu duruma uygun yeni bir mücadele biçimi üretme. Mülteci kamplarında yaşayan ve kendilerini bir devlet veya siyasi bir hareket üzerinden tanımlayamayan Filistinliler, köyü romantize eden ve yücelten bir vizyon geliştiriyorlar. Böylece milliyetçi bir söylemle Filistinli kimliğini coğrafi köken ve toprak –tabii daha lokal bir alan- üzerinden yeniden tanımlıyorlar.

Vatan topraktan daha fazlasıdır

Di’b Kenan, İşva’ köyü üzerine kaleme aldığı kitapta şunları söylüyor: “Vatan topraktan ibaret değildir, bundan fazlasıdır. Bebekliğin tarlaları, çocukluğun oyun alanları, gençliğin hevesleri, ihtiyar heyetleridir. Kaygılarla, umutla ve acıyla dolu anıların bütünüdür. Bir yerde duran bir taşın da, bir ağacın da bir anlamı vardır. (…) Vatanlarının dışında doğmuş bir kuşak, orada yaşamış ve oradaki yaşam tarzlarını bilen insanlardan hakikati kendi önlerine koymalarını talep etme hakkına sahiptir. Genç kuşak ancak bu şekilde durumu anlayabilir.”

Ayrıca Filistinli mülteciler köylerine duydukları derin özlemi kaktüsle özdeştirmişler. Bunun sebebini Filistinli sanatçı Rana Bishara şöyle açıklıyor: “Çünkü kökleri azimlidir ve attığınız her yerde büyür ve Filistinliler de zorunluluk karşısında aynı şeyi yapıyorlar. Arapçada kaktüse ‘sabır’ denir ve Filistinliler sabrı, yaygın olarak, gelecek için bir umut silahı olarak kullanırlar.” Yok edilen Filistin köylerinde geriye kalan tek canlı kaktüsler olduğu için onlar direnişin sembolü olmuştur.

“Dünyaya anlatacağım”

Yazımızı 2014 yılında vefat eden Filistinli şair Semih el-Kasım’ın İsrail tarafından yok edilen Filistin köyleri için yazdığı “Dünyaya Anlatacağım” şiirinden kısa bir alıntıyla bitirelim:

Dünyaya anlatacağım, dünyaya…

Feneri kırılmış bir evi anlatacağım,

Bir süseni kesen bir çapayı anlatacağım,

Ve bir saç örgüsünü yıkan, bir yangını.

Hiç içilmemiş bir fincan sabah kahvesini,

Bir annenin hiç fırına verilmemiş ekmeğini,

Üzerinde otların bittiği kerpiçten bir çatıyı.

Dünyaya anlatacağım, dünyaya…

 

 Munise Şimşek/Dünyabizim

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...