Nesrin Aksoy yazdı: Burada Güneş Var, Umut Yok!

Ama bir yer var ki orada doğan güneşin bir anlamı yoktur. Güneş doğar ve batar sadece. Umut değildir orada yeni günün adı. Yapacak hiçbir şey yoktur orada.

Nesrin Aksoy yazdı: Burada Güneş Var, Umut Yok!
Nesrin Aksoy yazdı: Burada Güneş Var, Umut Yok! Zehra

Karanlığı yararak insanoğluna yüzünü gösteren güneş, sıcaklığıyla yeni bir günü müjdeler bize... Ağaran gün, yeni umutlara gebedir, doğan güneşle birlikte... Umut dünyasıdır bu dünya, herkes kendi dünyasında, herkes kendi hülyasındadır. Her gün, bugün başka diye, bugün dünden güzel diye, bugün daha güzel olacak diye umut taşır bize.  Yaşamak bir umuttur içimizde.

Ama bir yer var ki orada doğan güneşin bir anlamı yoktur. Güneş doğar ve batar sadece. Umut değildir orada yeni günün adı. Yapacak hiçbir şey yoktur orada. Yeni günün anlamı sadece bir gün daha hayatta kalmaktır.  Bangladeş sınırında Arakanlı Müslümanların kaldığı Moynarghona kampıdır oranın adı.

Taiyaba, bu kampta kalan binlerce kadından sadece biri. Yüzüne acı ile çizgiler çizilmiş, mutluluk çizmeye yer kalmamış.  Taiyaba’nın evine doğru giderken kampın artık sıradan hallerinden biri olan açıkta akan kanalizasyonlardan geçerek gidiyoruz. Karşımızda bambu ve naylonlarla örülü içinde insan yaşadığına bin şahit isteyen derme çatma bir baraka. Betonerme veya tenekeden ev yapmaya izin yok mülteciler kalıcı olmasınlar diye. En azından kampta evleri yakılmıyor Budistler tarafından. Ya da evine bir şey olursa evine zarar vermekten 6 yıla kadar hapis cezası yok burada.  Müsaade istiyoruz içeri giriyoruz. Evinin kapısı her daim açık, çünkü kapı yok. Ama geleceğe dair tüm kapıları kapalı, çünkü umudu yok. Ürkek çekingen Taiyaba. Kimbilir neler yaşadı? Katliamla veya tecavüzle ölmeden kampa sığınan şanslı kadınlardan. Arakan’da Müslümanların evlenmeleri yasak değil ama yasaktan daha beter. Evlenmek isteyen Müslüman kadın ve erkek devlete ayrıca vergi veriyor. Devlet izin vermezse evlenemiyor. Taiyaba’nın kocası yok, akıbeti de meçhul. Bu küçücük fırından beter sıcak barakada yedi çocuğuyla yaşam mücadelesi veriyor, geleceğe dair hiçbir umut beslemeden. Tek derdi bir gün daha hayatta kalabilmek. Bu kamp şartlarında o da ne kadar mümkünse.

Mesela buralarda yemeğin tuzunun, suyun soğuk olmasının, çayın demleme ya da sallama olmasının önemi yok. Bir lokma ekmek bulan şanslı, çay ise ultra lüks. Taiyaba’nın mutfağında görünen iki kap, bir ocak. Tencereler boş, üç beş çalı çırpı bekliyor yakılacak. Ama yemek ne pişecek o da meçhul. Minik kızı annesinin arkasına saklanıyor bize ürkek ürkek bakarak. Sımsıkı tutuyor Taiyaba’nın eteğinden hayata tutunmanın ne demek olduğunu bilmeden. Diğer köşede yastığı taş, yorganı gökyüzü olan büyük kızı kıvrılmış uyuyor. Çünkü uyuyunca hissetmiyor açlığını. Umutlar bitince yaşamanın da beklemenin de anlamı kalmıyor onlar için. Bir onların yaşadığı hayata bakıyorum bir kendime. İçimin yangınından kalbim duman altında kalıyor her yer sisli ve bulanık.  Zihnim uyuşuyor, gözlerim kararıyor.

Kaybolmak için çok uzaklara gitmenize gerek kalmazmış kimi zaman. Kendi içinde de kaybolurmuş insan. Bu manzara karşısında ben hem uzaklarda hem içimde kayboluyorum yanan yüreğimi tutarak. Kilometrelerce uzakta olan bu kardeşlerimizi ümmetin unuttuğu Arakanlı kardeşlerimizin hesabını Allah’a nasıl vereceğimizi derin derin düşünerek utançla önüme eğiyorum başımı. Sessizce oradan uzaklaşıyorum Taiyaba’nın yüzüne bakamadan. 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Coşkun Uzun Yazdı: Direnişe Bin Selâm...!
Coşkun Uzun Yazdı: Direnişe Bin Selâm...!
Nesrin Aksoy yazdı: Burada Güneş Var, Umut Yok!
Nesrin Aksoy yazdı: Burada Güneş Var, Umut Yok!