Abdurrahman Arslan: Kafe ve AVM’lerde sosyalleşen insanlar evlerinde yabancılaşmaktadır

Abdurrahman Arslan, Erdemli Gençlik ve Uludağ Üniversitesi Fikir ve Münazara Topluluğu’nun düzenlediği “Değişen Toplumsal Algımı ve Yeni Dinamikleri” başlıklı konferansta konuştu.

Abdurrahman Arslan: Kafe ve AVM’lerde sosyalleşen insanlar evlerinde yabancılaşmaktadır
Abdurrahman Arslan: Kafe ve AVM’lerde sosyalleşen insanlar evlerinde yabancılaşmaktadır Zehra

Sosyolog-yazar  Abdurrahman Arslan, Erdemli Gençlik ve Uludağ Üniversitesi Fikir ve Münazara Topluluğu’nun düzenlediği “Değişen Toplumsal Algımız ve Yeni Dinamikleri” başlıklı konferansta konuştu.

Gençlerin dini eğitime karşı soğuk bir tavır içerisinde olduğundan bahseden Arslan, “Yoğun bir şekilde imam hatip liseleri açılıyor. Ama genç kuşaklar için modern ya da seküler eğitim daha cazip.” şeklinde konuştu.

“Sorunlarımızı düşünmesi gereken yeni nesiller buralarda vakit geçirirken İslâmi bir kamusallığın imkanları da ellerimizden akıp gitmektedir. Buralarda insan parçalanmış bir zamanın içinden, kendine ait bir mantığı olan ilişkiler dünyasına katılır.” diyen Arslan, “Bu da aynı zamanda farklı bir sosyalleşme demektir. Buralarda sosyalleşen kendi evine yabancılaşmaktadır. Bu ilişkiler herhangi bir hakikat fikrinin taşıyıcısı olmayan bir kültürün parçasıdır. Niteliği farklı olan bu sosyalleşme, insanı, gerçek sosyalleşmenin mekanı olan eve, ev halkına karşı yabancılaştırmaktadır.” ifadelerini kullandı. 

Abdurrahman Arslan’ın “Değişen Toplumsal Algımız ve Yeni Dinamikleri” başlıklı sunumundan notlar şu şekilde: 

-İnsan bugün haz ve duygu temelinde yeniden inşa edilmektedir. Bunun en büyük etkeni televizyondur. Yakın zamana kadar evin dışında bir kamusal alandan bahsediyorduk. Artık kamusal alanı televizyon temsil ediyor. Televizyon da evimize girdiği için evimiz kamusal alanın bir parçası olmuş durumdadır. Özel alan yavaş yavaş ortadan kalkmaktadır. 

-Gözlemlerimize göre, gençler dini eğitime karşı soğuk bir tavır içerisindedir. Yoğun bir şekilde imam hatip liseleri açılıyor. Ama genç kuşaklar için modern ya da seküler eğitim daha cazip.

-Çağdaş kültür ve yeni bireycilikle birlikte itaat ve kulluk kavramları da dönüşmeye başladı. Özellikle genç nesillerde itaat kölelik gibi algılanmaya başladı. Bugün, çok farkında olmasak bile, çağdaş Müslüman, postmodern bireyciliğin içinde özgür bir kul olmak istiyor. Çelişkili gibi gelebilir, ama ortaya çıkan manzara bu. Bu ikisinin birbiriyle uyuşmayacağı, İslam açısından da kabul edilemeyeceği aşikardır. Bizim arzularımız içinde bu vardır. Kulluktan da vazgeçemiyoruz çağdaş bireycilikten de. Bu nedenle İki zihinli bir Müslüman akılla karşılaşıyoruz. Müslüman aklın bütünlüğü ortadan kalkmıştır, diyebiliriz.

-Bireyci kültür genç nesilleri aileleriyle geçimsiz hale getirmektedir. Ailelerle dialog kurulamadığına dönük şikayetler, aslında bu yeni gelen bireyci kültür ya da zihniyetin Müslüman genç üzerindeki yıkıcı etkisidir. Bu bireyci kültür içerisinde aile bağları insanlara kısıtlayıcı ilişkiler olarak gelmektedir. 

-Aile Türkiye’de bir çözülme süreci yaşıyor. Bireyci kültür bunu çok daha fazla hızlandırabilir. Biz Müslümanların bu konuda biraz daha hassas olması gerekir. 

-Tüketim toplumunda ahlaklı kalmak mümkün değildir. Eğer ahlak büyük günahlara indirgenmemişse... Bir süper markete gittiğinizde, sizin ahlaklı kalmanız mümkün değil. Oralarda israfa dönük hassasiyetin, kanaatin aslında terk edilmesi gerekir. Çünkü İhtiyaçlar alabildiğine çeşitlenmiştir. Böyle bir durumda ahlakın kuralları sizi frenlemiyor demektir.

-İtaat kavramı kuşaklar arasında ciddi bir sorun yaşatıyor. Bu konuyu büyük şehirlerde yaşayan insanlar olarak yeniden düşünmeliyiz. İtaat anne ve babadan başlayan, büyüklere uzanan, oradan da ilim ehline kadar giden geniş bir alanı kapsıyor. Ancak Müslüman kesim ilim ehline gereken saygıyı göstermiyor ve ilim ehlini itaat edilebilecek biri olarak da görmüyor. Belki “İlim ehli var mı ki itaat edelim?” diyeceksiniz. Bence bu kadar da her şeyi yıkıp yakmamak gerekir. Evet, bir ilim ehli kavramımız vardır. Dinimiz hakkında bilgi sahibi olan bir insana gereken saygıyı göstermeliyiz, diye düşünüyorum. 

-Beni bağışlayın, ama ben ilim ehlini akademik bir yerde aramıyorum. İslam’ın bilgi geleneğinde, epistemolojik geleneğinde, hatta amel ya da sünnet geleneğinde, ilim ehlinin yeri vardır. Ne olduğunu da biz biliyoruz. Bence akademik düşünce o özneyi bize yetiştirip veremez. Bundan dolayı da medreseyi savunuyorum. Postmodern dünyada, postmodern bilgiye karşı İslâmî bir bilgi arayışında olacaksak medresede aramamız gerektiği kanaatini taşıyorum.

-Bugünün Müslümanları neyi bulmak istiyorlarsa Kuran’da onu arıyorlar. Bağlamlarından kopartılmış ayetlerin başka bağlamlar içerisinde yeniden anlamlandırıldığı bir süreç yaşıyoruz. Bu, yeni bir dindarlık olarak da geliyor. Müslüman içsel olarak fakirleşiyor, ama dış görünüş itibariyle de dindarlığı yoğun bir şekilde çağrıştıracak bir görüntünün içerisinde oluyor. Müslümanın afaki ve enfüsi dünyasındaki uyum alabildiğine bozulmuş durumda.

-Bugün insanların en çok vakit geçirdiği yerler kafe ve AVM’lerdir. Buralarda mescid olması görünüşte dindarlara bir hizmet gibi algılanır. Aslında böyle değil. Buralar tüketim alanları olduğu için insanların oralarda harcayacağı vaktin kesintiye uğramaması için mescidler vardır. Zaman ve mekan gidene değil, kafeye veya AVM’ye aittir. Mescid olacak ki zamanınızı geçiresiniz. 

-Postmodern bir mekanın ve zamanın aslında tüketicileri olmuşlardır. Bunu, İslam’ın ibadet ve tefekkür dünyasına bir müdahale olarak görüyorum. 

-Sorunlarımızı düşünmesi gereken yeni nesiller buralarda vakit geçirirken İslâmi bir kamusallığın imkanları da ellerimizden akıp gitmektedir. Buralarda insan parçalanmış bir zamanın içinden, kendine ait bir mantığı olan ilişkiler dünyasına katılır. Bu da aynı zamanda farklı bir sosyalleşme demektir. Buralarda sosyalleşen kendi evine yabancılaşmaktadır. Bu ilişkiler herhangi bir hakikat fikrinin taşıyıcısı olmayan bir kültürün parçasıdır. Niteliği farklı olan bu sosyalleşme, insanı, gerçek sosyalleşmenin mekanı olan eve, ev halkına karşı yabancılaştırmaktadır.

İslamianaliz

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...