Bahir Aydın: Büyük Şeytan ABD Kürecik’te kurulan Radar üssü ile İsrail'i koruma altına almıştır. Bu üs kapanmalıdır.

2012’de Malatya’nın Kürecik ilçesine kurulan ABD yapımı AN-TPY-2 radarının kaldırılması için bugüne kadar farklı eylem ve gösteriler yapılmış olsa da bir sonuç elde edilmiş değil.

Bahir Aydın: Büyük Şeytan ABD Kürecik’te kurulan Radar üssü ile İsrail'i koruma altına almıştır. Bu üs kapanmalıdır.
Bahir Aydın: Büyük Şeytan ABD Kürecik’te kurulan Radar üssü ile İsrail'i koruma altına almıştır. Bu üs kapanmalıdır. Zehra

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da zaman zaman çattığı ve söz konusu rejimin terör devleti olarak nitelediği İsrail’in güvenliği Türkiye’de sağlanıyor. 2012’de Malatya’nın Kürecik ilçesine kurulan ABD yapımı AN-TPY-2 radarının kaldırılması için bugüne kadar farklı eylem ve gösteriler yapılmış olsa da bir sonuç elde edilmiş değil. Son olarak kendilerine TÜRKİYE DİRENİS CEPHESİ DOSTLARI olarak tanımlayan bir grup Kürecik’te yasal bir yöntemle basın açıklaması düzenlemek için Malatya valiliğine müracaatta bulundu. Cumhurbaşkanı’nın “terör rejimi, katil devlet” olarak tanımladığı Siyonist İsrail’i protesto etmek isteyen grup, Vali’nin engeline takıldı.

Kurulduğu günden bu yana tartışma konusu haline gelen Kürecik Füze Kalkanı üssü gündemdeki yerini korumaya devam ediyor. İsrail’in güvenliğini sağlayan erken uyarı radar üssün kaldırılması için yasal girişimler ise sonuçsuz kalıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da hedefi haline gelen söz konusu İsrail’in güvenliği Türkiye topraklarında sağlanmasına son verilmesi için Kürecik’te basın açıklaması yapmak isteyen gruba Malatya valisi izin vermedi. Bu konu grup sözcüsü Bahir Aydın ile konuştuk.

7SABAH’tan Fehmi Kızılkaya Bahir Aydın’la Malatya Kürecik’te kurulan NATO erken uyarı radar üssü’nü konuştu.

İşte o söyleşi:

Malatya Kürecik’te kurulan NATO erken uyarı radar üssü ilk günden bu yana halkımız tarafından tepkiyle karşılanıyor. Sizin de uzun zamandır konuyla ilgili birtakım girişimleriniz oldu. Kamuoyu tarafından sıkça gündeme gelen Kürecik NATO radar üssü hakkında bilgi verir misiniz?

Malatya Kürecik’te kurulan NATO radar üssü ilk günden bu yana halkımızın büyük bölümü tarafından tepkiyle karşılanıyor tespiti doğru bir tespit olmakla beraber asıl sorun tepki vermesini istediğimiz cenahın bu tepkiyi vermeyişidir. Üzülerek itiraf etmek gerekir ki, bu tepkiyi en iyi şekilde sosyal demokratlar ortaya koydu. Muhafazakâr çevreden yükselen itirazlar çok cılız kaldı.

Tabi bu olay aslında biz dindar geçinen kesimlerin dibe vurduğunun net örneğini oluşturdu.

Evet dediğiniz gibi bizim de konuyla ilgili girişimlerimiz oldu.

Sizin ve kamuoyunun da bildiği üzere ülkemizin her yanı NATO üsleri ile donatılmış durumdadır. Neredeyse ülkemizde NATO üslerinin bulunmadığı bir yer kalmamış maalesef.

Fakat Kürecik radar üssünün ülkede bulunan diğer NATO üslerinden farklı bir üs olduğu ve kurulumunun zamanlaması başlı başına düşünmemizi gerektiren en önemli konulardan biridir.

Kürecik radar üssü aslında NATO üssü değil desek yerinde bir tespit olur sanırım. KÜRECİK'te Amerika yapımı AN/TPY- 2 radar üssü direk Amerika tarafından bize kurulması emredilen ve İsrail'in korunmasına yönelik bir üstür. 2012'de Amerika'nın direk emriyle Malatya iline 64 km uzaklıkta bulunan yerde  ( Akçadağ ilçesi Kürecik köyü mevkiinde) kurulmuştur.

Gözlerden kaçan diğer bir hususta Amerika'nın isteğiyle kurulan bu üssün zamanlamasıdır.

Arap baharının başlaması ile Kürecik radar üssünün kurulumu birbirinden bağımsız bir olay değildir. Büyük Şeytan ABD bu üs vasıtasıyla İsrail'i koruma altına almıştır.

Kürecik radar üssünün İsrail'e atılması muhtemel füzelerin erkenden tespit edilmesinde kullanıldığı yönündeki kanaatler ve analizler yabancı basında da yer almış bilgilerdir.  Peki, Türkiye'ye düşecek hiçbir füzeyi vurmakla ilgili görevi olmayan bir üssün ülkede konuşlandırılıyor olması kimin işine yarar. Katar ve İsrail'de yer alan diğer iki radarla beraber tamamlayıcı bir görevi var bu üssün.

İşin acı ve zillet olan yanı da bu üssün, ötekileştirilen, hor görülen, ezilen, Amerika ve İsrail’i ümmetin düşmanı bilen Müslüman halkların desteğiyle iş başına gelen ve bizden olan yani kardeş olduğuna inandığımız iktidarın onayıyla kurulmuş olmasıdır.

Bu üs İsrail için hayati önem taşıyan bir üstür. 2000 km'lik bir alanda her türlü hava aracını belli bir yüksekliğe ulaştığı anda tespit ediyor.  İsrail'e fırlatılabilecek balistik füzeleri önleme amaçlıdır. Bu üsle Türkiye ve Müslüman halklar âdeta İsrail'in gözcüsü konumuna düşürülmüştür.

Söz konusu radar üssü kalkanın özelikle Türkiye’de kurulmasının sebebi nedir?

Tabi özellikle Türkiye'de kurulmasının birçok nedeni vardır.

Amerika ve İsrail bölgede kendilerine en yakın müttefiklerden biri olarak Türkiye'yi görmektedir. Türkiye de bu iki ülkeden defalarca darbe yemesine rağmen onların peşinden ayrılmamaktadır. Ayrıca Türkiye, İran gibi büyük bir Müslüman ülkeyle komşudur. Tüm proje Türkiye ve İran'ın İsrail uğruna savaştırılması ve bu kaostan yararlanan İsrail’in büyük İsrail’i kurma projesinin başarılı kılınması yönündeki şeytani planlarıdır.

Bu konuda halklar, iktidarların böyle bir yanlışa düşmemeleri adına yöneticileri sağlıklı kararlar almaları yönünde uyarmalıdır.

Bu üssün İsrail’in güvenliği için kurulduğunu söylüyorsunuz. Ancak Türkiye hükümetinin zaman zaman İsrail’e karşı çok sert çıkışları var. Dolayısıyla karşı olduğu bir rejim olmasına rağmen, aynı zamanda böyle bir üssün kurulmasına izin vermesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Israil'in güvenliğini sağlamak amaçlı kurulduğunu söylüyor olmamız sadece bizlerin düşüncesi ve analizi değildir.

Bu analiz ve söylem Ortadoğu'da cereyan eden olayları ve 1948'de kurulan Siyonist rejimin oyun ve entrikalarını bilen takip eden bağımsız düşünen herkesin kabul ettiği bir durumdur.  Amerika'nın bu sebeple kurduğu üsle ilgili dünyanın farklı ülkelerinin basınına düşmüş birçok haber vardır.

Özellikle Türkiye'de de bu kirli oyuna dikkat çeken siyasiler vardı. Bunların başında da CHP'nin Malatya milletvekili Veli Ağbaba gelir. Ağbaba konuyu hem Mecliste gündeme getirmiş hem de Kürecik radar üssüne yürüyerek dikkatleri bu yöne çekmeye

Çalışmıştı. Tabi böylesi önemli bir konuyu gündeme taşıyan Veli Ağbaba'yı tebrik etmeden geçmek olmaz diye düşünüyorum. Kendilerini bu konudaki uğraşlarından dolayı tebrik ediyoruz.

İktidarın İsrail’e çok sert çıkışı meselesine gelince;

Aslında bu konuya en güzel ve yerinde cevabı bizim cenahtan eski Yeryüzü dergisinden tanıdığımız Burhan Kavuncu 5 Mayıs'ta sosyal medya hesabından şu şekilde verdi:

'Ak Parti "dış güçlerle "mücadelesinde samimi olduğunu ABD’yi incirlik ve Kürecik'ten kovarak göstermelidir. Hem ülke topraklarında düşmanın askerî varlığına imkân vereceksin hem de ona karşı savaştığını söyleyeceksin. İnandırıcı olmak için tutarlı olmak zorundasınız.' Bana göre,

Bu sorunun cevabındaki belirleyicilik iktidarın söylemleri değil eylemleridir.

Karşı olduğu bir rejim olması meselesine gelince, karşı oldukları rejimle ilişkilere bakmamız gerekir. Normalde Türkiye'nin Siyonist İsrail'le tüm ilişkilerini çoktan kesmesi gerekirdi.

Söylem ve eylemlerin zıt olduğu bir durumda söylemler artık boşta kalmaktan öteye geçemez. Yani inandırıcılığı kalmaz. Yalancı çobana döner.

15 Temmuz darbe girişimiyle birlikte sürekli gündeme gelen bir Kürecik var. Bu iddialar en yetkili isimler tarafından ileri sürüldü. Söz konusu darbenin bir ihanet girişimi olduğu halde, bu üslere karşı bir yaptırım uygulanmıyor. Bu konuda sizin görüşünüz nedir?

15 Temmuz darbe girişimiyle sizin de dediğiniz gibi hükumetin içinden en yetkili isimler darbe girişiminin arkasında Amerika'nın olduğunu basının karşısında açıkladılar, fakat açıklamadan sonra işler yine bildiğimiz seyirde devam etti maalesef.

Bu söylemi, halkın tüm kesimlerini sokağa çıkma ve onları motive etme yönünde kullanmış olabilirler. Çünkü bu ülkede yaşayan halkların çoğu Amerika ve İsrail’e karşı mesafeli ve bu cepheyi kesinlikle düşman görür.

İktidarlar ve sihirbazları her ne kadar Amerika ve İsrail’i dost ve müttefik olarak görmek isteseler veya görseler de halk aslında Amerika ve İsrail’i böyle görmüyor.

Tabi darbe girişimi bastırıldıktan sonra İktidarın özellikle İncirlik ve Kürecik ile ilgili yaptırım yoluna gitmemesi halk arasında ciddi soru ve şüpheler uyandırdı.

Türkiye biliyorsunuz ki bir NATO üyesidir. Bölgede Amerika ve İsrail pek çok girişimini NATO perdesi arkasına gizleyerek yapmaktadır.  Türkiye'ye karşı yapılanlar da bundan beri değildir. Türkiye NATO'dan çıkmadığı sürece bu ikircikli davranışlardan vazgeçmesi beklenmemeli.. Bu konu sadece iktidarla da ilgili değildir. Astana  süreci, S 400 alımları, Şangay işbirliğine yanaşmaları iktidarın NATO ve üsler konusundaki bir karşıt denge kurma çabaları olarak yorumlayanlar da var. Bu görüşlerin haklı olduğu hususları reddetmiyoruz... Mesele iktidarın irade zaafı içinde olmasıdır. Kararlı bir duruş sergileyemiyor.

Geçmiş zamanlarda da bu üs için toplumun büyük bir kesiminden tepkiler vardı. Siz bunu eyleme dönüştürmek istediniz? Bu eylemle neyi hedefliyorsunuz?

Başta da dikkat çektiğimiz konu bu üslere tepki koyanların İslamcı camia değil sol kesim olduğu yönünde idi. Maalesef İslamcı camia bu konuda sınıfta kaldı. Bu konuda asıl tepki vermesi gereken kesimin tepki vermemesi bizi bu konuda sahaya daha fazla inmeye itti.

Bu konu her ne kadar Siyonist ve emperyalist karşıtı tüm onurlu halkların sahip çıkması gereken bir konu ise de, özelde dindar kesimin sahiplenmesi gereken bir konudur.

Çünkü Amerika ve İsrail denilince ilk akla gelen Filistin ve Kudüs meselesidir.

Amerika ve İsrail denildiğinde sömürü, zulüm, kan, vahşet, kaos ve şeytani planlar akla geldiği gibi Müslümanların ilk kıblesi olan Mescidi Aksa'nın işgali akla geliyor.

Bunu eyleme dönüştürmek istememiz hem anti Siyonist ve antiemperyalist olmamız hemde Müslüman bireyler olduğumuz içindir.

Bu eylemlerle hedeflediğimiz şeyler ise;

Kudüs'ün unutturulmaya çalışılmasına olan itirazımız, Kudüs'ün özgürlüğünün gerekliliği noktasındaki inancımız, Kudüs'ü işgal eden Siyonist rejimin tanınmaması yönündeki talebimiz, Siyonist işgalci rejim adına gözcü olunmaması yönündeki duruşumuz ve ülkemizde bulunan tüm NATO üslerinin kapılarına incir ağacı dikilmesini isteyişimizdeki kararlılığımızdır. Bu ülkede yaşayan tüm halkların isteğine tercüman olmak istiyoruz.

Bu ülkede yaşayan her bir birey, her dönem ve her şartta iktidarları ülkedeki NATO üslerinin kapatılması yönünde uyarmaları ve zorlamalıdır.

İktidarların da halkın bu haklı taleplerini dikkate almaları gerekir.

Amerika'nın katil ve büyük şeytan olduğu, İsrail’in de bölge halklarının bağrına saplanmış hançer olduğu gerçeğini kabul etmeleri lazımdır

Sanırım birkaç kez meşru bir yöntemle izin talep ettiniz. Ancak meşru talebiniz yetkililerce reddedildi. Bize süreci ve karşılaştığınız engelleri anlatır mısınız?

Evet, tam 6 kez yetkili mercilerden İsrail'in gözcülüğünü yapan Kürecik ve ülkede bulunan diğer tüm NATO üslerinin kapatılması yönünde kitlesel basın açıklaması yapmak için izin başvurumuz oldu.

İlk başlarda bize kimler olduğumuzu, amacımızı, ne yapmaya çalıştığımızı, atacağımız sloganları, taşıyacağımız pankartları bunun gibi bir sürü soruları sordular yetkili kurum ve kişiler.

Tabi biz hiç kendilerini yanıltmadan bu ülkede yaşayan anti Siyonist ve antiemperyalist Müslümanlar olduğumuzu belirleyerek atacağımız slogan ve taşıyacağımız pankartları ve halka yönelik vermek isteyeceğimiz mesajı kendilerine söyledik.

Bu işte, bizim muhatabımızın Amerika ve İsrail'in oluşundan ziyade iktidarın muhatabımız olduğunu belirttik.

Bizim bu ülkenin evlatları olduğumuzu söyledik.

Bu ülkede karar mercilerinin Amerika ve Israil değil bizzat ülkeyi yöneten hükümet olduğunu söyledik.

Amerika ve İsrail'in bu ülkemizde kendi yararlarına hizmet eden üsleri kapatmalarını Amerika ve İsrail’den talep etmemizin abes olduğunu ve bu ülkeyi yönetmesi için seçtiğimiz hükümetin bunları kapatması gerektiğini açık açık beyan ettik.

Artı ülkede bulunan tüm NATO üslerinin ülkeyi korumaya yönelik üsler olmadığını aksine ülkenin bölünmesi parçalanması ve kaosun devam etmesi için kurulduğunu söyledik.

Bu kadar açık konuşmamıza rağmen valilik ve kaymakamlık her defasında bize OHAL ve güvenlik sorunlarını bahane göstererek izin vermedi.

Oysa biz ilk dört izin talebimiz için her Malatya'ya gidişimizde, Malatya ilinin her cadde ve sokaklarında Filistin bayrağının asılı olduğunu ve Filistin'e destek çadırının kurulu olduğunu görüyor idik.

Bizi diğerlerinden ayıran ise sadece adres farkı idi. Diğerleri iktidarın yönlendirmesi için bir araya gelip kahrolsun İsrail kahrolsun Amerika diyenlerdi ki bunlar milyonlardı.

Oysa biz ise ey iktidar senin görevin İsrail ve Amerika ile olan ilişkilere son vermek bizim görevimiz ise sokağa inmektir diyecektik ve bir avuç insan idik...

Zaten hayatımızın her anı kahrolsun Amerika kahrolsun İsrail demekle geçiyor.

Belli zaman ve olaylar sonrası yönlendirme sonucu bu sloganları atmanın hiç bir önemi yok.

İktidarın görevi ayrı, halkın görevi ayrıdır. Herkes kendi görevini yapmalı diye düşünüyorum. İktidarın işi halkın sokakta dile getirdiği talepleri uygulamaya koymaktır.

Bundan sonra nasıl bir yol haritası izleyeceksiniz? Taleplerinizden geri adım atmanız mümkün mü?

Hayır! Biz, taleplerimizden kesinlikle geri adım atmayacağız. Allah nasip ederse ayın 15inde Malatya ili Akçadağ ilçesi kaymakamlığına gidip 7. Kez müracaatta bulunmayı düşünüyoruz.

Allah'a inanmış bizler, Amerika İsrail ve Suud'un yaşam sürdüğü bir yeryüzünde, nefes alıp verdiğimiz müddetçe onların insanlığın ve İslam'ın düşmanları olduğunu söyleyecek özellikle ülkemizde onlara hizmet eden tüm projelere karşı olduğumuzu haykırmaya ve dikkat çekmeye uğraş vereceğiz.

Ülkemizin bir gün mutlaka bağımsız bir ülke olacağına NATO’dan çıkacağına, Amerika İsrail ve Suud'un dost değil düşman ilan edileceğine olan inancımızı koruyacağız.

Son olarak kurduğunuz platform hakkında bir soru sormak istiyorum. Kendinizi “Türkiye Direniş Cephesi Dostları' olarak tanımlıyorsunuz. Kamuoyuna bu isim ile ilgili neler söylemek istersiniz?

Genelde dünya özelde de Batı Asya'daki devletlerin siyasetine yön veren, istediği kuklayı iktidara taşıyan, emek vermeden hazıra konan, insanlığı sömüren, zulmeden, kan emici olan, fitne ve fesadın yayılmasında öncü olan, insanların arasına fitne sokan, insanları ayrıştıran , hedef saptıran, varlığını kan dökmeye bağlayan, Müslümanların bir araya gelmesini önleme adına nifak saçan, Mezhepçilik, ırkçılık, bölgecilik gibi hastalıkları bölge insanına enjekte eden, kendi çıkarları uğruna bölgeyi ateşe veren, bir lira kazanma uğruna karşı tarafı milyon lira zarara uğratan, kendilerini dünyanın efendisi olarak gören, işgalci olan, insanlığın kendilerine hizmetkar olması için yaratıldığına inanan, başkasının kutsal ve değerlerini ayakları altına almaktan zevk alan, hırsız, cani, katil olan bir rejim ve dostlarının  ( İsrail, Amerika, Suud ve dostları) oluşturduğu bir cenah var ve biz bu cenahı Şer cephesi veya diğer ismiyle Sioemperyallerin oluşturduğu cephe olarak okuyoruz.

Bu Şer Cephesinin tüm kirli oyunlarına karşı 40 yıldır mücadele eden, bedel ödeyen, en değerlilerini bölgenin en değersizlerini koruma adına feda eden, bölgedeki sorunların bölgenin asli unsurları tarafından bir araya oturarak hal edilmesini isteyen, gasıp ve müstekbirleri bölgeden uzaklaştırmaya çalışan, mazlumların yanında zalimlerin karşısında dik durabilen, oynanan her oyunu boşa çıkaran ve bu Şer Cephesinin Projelerine karşı onurla, azimle dik duran bir direniş cephesini görüyoruz. ( İran, Suriye, Filistinli Direniş Grupları, Lübnan Hizbullah'ı, Yemen Ensarullah'ı, Nijerya İslami Hareketi)

Bölgede var olan bu iki cepheyi görünce bizler de insani ve İslami duruşumuzdan dolayı kendimizi,

"Türkiyeli Direniş Cephesi Dostları " olarak tanımladık.

Bu tanımlamayı yaparken bölgede oynanan oyunları gördüğümüzden dolayı böyle bir tanımlama ihtiyacını hissettik.

Bölgemizde iki cephenin olduğu gerçeği de bir hakikattir.

TÜRKİYE DİRENIS CEPHESİ DOSTLARI denilince aklımıza gelen ilk şey,  Siyonizm ve emperyalizm karşıtı veya NATO, BOP gibi projelere karşı olan her kesimi içine alan bir oluşumdur.

Yoksa hedefimiz yeni bir yapılanma ortaya çıkarmak değildir.

Bu birlikteliğin hedefi,  bölgede oynanan oyunları fark edip, bölgenin ateş topuna dönmemesi için Hakk'ın ve haklının sesi olan direniş cephesine muhabbet duyanların bir araya gelip yasal haklarını kullanmaya çalışmalarıdır.

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Coşkun Uzun Yazdı: Direnişe Bin Selâm...!
Coşkun Uzun Yazdı: Direnişe Bin Selâm...!
Nesrin Aksoy yazdı: Burada Güneş Var, Umut Yok!
Nesrin Aksoy yazdı: Burada Güneş Var, Umut Yok!