Elijah J. Magnier yazdı: Suriye: İki süper gücün uçurumun kenarındaki yürüyüşü

İki süper güç, uçurumun kenarında yürüyor. Rusya ve ABD, ikisi birden uçurumdan düşecek veya Trump kuyruğunu bacaklarının arasına sıkıştırarak bu oyunun dışına çıkacak ve yenilgisini kabullenip Rusya ile yüzleşmek için Doğu Akdeniz'den daha az tehlikeli bölgeler bulmaya çalışacak.

Elijah J. Magnier yazdı: Suriye: İki süper gücün uçurumun kenarındaki yürüyüşü
Elijah J. Magnier yazdı: Suriye: İki süper gücün uçurumun kenarındaki yürüyüşü Zehra

ABD Başkanı Donald Trump, göreve başladığından bu yana ilk kez Rus mevkidaşı Vladimir Putin'e açık bir tehdit yöneltti: “Bedel ödeyecek.” Bu tehdit, Suriye Ordusu'nun, Suudi Arabistan'ın Şam'daki son kalesi olan ve Doğru Guta'da yer alan Duma bölgesine bir kimyasal saldırıda bulunduğu iddiasıyla ilgili.

Trump, belki Suriye Ordusu'nun ülke coğrafyasına yayılmış çeşitli mevzilerini belki de Şam'daki başkanlık sarayını vurmayı düşünüyor ve tabii ki ordusunun nerede ve ne zaman saldırıya geçeceğini söylemiyor.

Öteki taraftan, Rusya, askerlerine yönelik herhangi bir tehdit karşısında pasif kalmayacağını ve karşılık vereceğini söylüyor. Rus görevlileri, Eylül 2015'ten bu yana Doğu Akdeniz'de tüm önemli merkezlerde, Suriye'nin tüm askeri birimlerinde aktif olarak yer alıyor ve Selefi gruplara karşı saldırıları koordine ediyor. Bu nedenle, neredeyse kesin olarak denilebilir ki, doğrudan Suriye Ordusu'nu hedef alan bir saldırı, Rusya'ya da büyük kayıp getirecektir.

Böyle bir saldırı, Rusya tarafından verilecek bir karşılığı tetikleyebilir. Biliniyor ki Putin, Rusya'nın iç koşulları dahilinde; Rus politikacıları, Rus Ordusu ve Rus halkı önünde zayıf görünmek istemiyor. Rusya, uluslararası arenaya yalnızca nükleer silahlara sahip bir ülke olarak değil, 1991'deki Perestroika'dan bu yana süregelen ABD'nin dünya düzenindeki baskınlığına son verecek bir denge kurmak amacıyla da yeniden döndü.

Peki ABD'nin, Suriye'ye yapılacak bir askeri harekattan çıkarı ne olacak?

Anaakım medya, Suudi Arabistan, Katar ve Bahreyn tarafından finanse edilen think tanklar ve Trump'ın istihbarat grubu, Trump'tan Suriye'ye girmesini ve Esad rejimini ‘'özgürlük savaşçıları''nın kontrolünde bir Suriye ile değiştirmesini talep ediyor. “Özgürlük savaşçıları” ifadesi ise, Trump için oldukça tanıdık; zamanında Trump tarafından çokça eleştirilmiş bir grubu işaret ediyor.

Bu talepler, sosyal medyada Selefi gruplara yakın aktivistler tarafından yayımlanan ve Duma'ya yapılan kimyasal saldırıda sivillerin öldüğünü iddia eden bir viral videodaki içeriğe dayanıyor.

Dünya, bu videoyu herhangi bir kanıt, onaylanmış bir kaynaktan ya da uluslararası bir inceleme komitesinden referans olmadan haber yapan anaakım medyaya inanmayı tercih ediyor. Anaakım medyanın Suriye'deki savaş boyunca devam eden yalanları sayılamayacak kadar çok. Bu yalanları meydana getiren gazetecilik, gerçekleştiği onaylanmış olayları raporlamaktan ziyade, “rejim değişikliği” fikri temelinde motive olmuş bir haber sunma biçimi.

Ceyşü'l-İslam grubu, Suriye'nin kuzeyine çıkışlarını koordine eden Rusya ile uzun zamandır diyalog halindeydi ve bu süreçte dünyanın bölgeye uluslararası bir inceleme heyeti göndermesi imkân dahilindeydi. Ancak bu seçenek gerçekleşmedi. ABD'nin savaşa ve kana susamışlığı, Selefi grupların iddia ettikleri olayların yaşanmadığının görülmesi durumunda kendine meşruiyet yaratacak bir zemin bulamazdı.

Akla yakın bir ihtimale göre, ABD'nin asıl peşinde olduğu, Esad'ı ortadan kaldırmaktan ziyade, Putin'in Doğu Akdeniz'deki hakimiyetini kırmak. ABD, Rusya'nın Ortadoğu ülkelerine, (ve uzak kıtalardaki diğer ülkelere) ABD'nin üstünlüğünü reddetme imkânı sunmasını bitirmek istiyor.

Bir diğer problem de şu ki, ABD, Putin ve Esad'ın, İran'ın da yardımıyla savaşı kazandığı; kendisinin ise rejim değişikliğinde ve Afrin'deki Kürt müttefiklerini korumakta başarısız olduğu gerçeğini sindirmekte zorlanıyor. Öyle ki, ABD, NATO partneri Türkiye'nin Rusya ve İran ile ittifak yapmasını dahi durduramadı.

Ayrıca Selefi İslam (El-Kaide ve IŞİD) kartları, Suriye'deki seküler rejimi yıkarak yerine kanlı bir radikal İslami rejim kurma görevlerinde başarısız oldular. Bu tekfiri grupların isteği, Suriye'deki tüm azınlıkların (Hristiyan, Şii, Alevi) varlığını ortadan kaldırarak Ortadoğu'yu siyah bayraklarla kaplamaktı. Ortadoğu'yu mezheplerin savaştığı bir arenaya dönüştürerek Libya gibi düşmüş devletler yaratmak, Rusya ve İran tarafından izlenen stratejiler sayesinde, Doğu Akdeniz'de mümkün olmadı.

Esad'ın, savaşın kazananı olarak Guta'daki zaferini kutlamak üzereyken, tüm dünyayı karşısına almasına neden olacak bir kimyasal saldırı gerçekleştirmesi aptalca olurdu. Bu süreçte, Duma zaten kuşatılarak kontrol altına alınmış ve binlerce cihatçı zaten bölgeden ayrılmıştı.          

Duma'daki Selefi grupların zaman kazanma isteği ve dünya kendileri lehine bir müdahale yapana kadar bölgede tutunmaktaki ısrarı sonucu, geçen hafta yapılan müzakereler başarısızlığa uğradı. Gruplar, Rus muhataplarına çeşitli bahaneler sunarak şu taleplerde bulundular:

- Gruplar içinden 1000 kişi şehirde kalarak polislik görevini alacak.

  • - Yıllarca vergi ve bağışlarla toplanan 900 milyon dolar, Suriye'nin kuzeyine çıkan grup üyeleri ile Guta dışına aktarılacak.
  • - Duma'da Suriye istihbarat servisinin bulunmasına izin verilmeyecek.

Tüm bu talepler Rusya ve Suriye hükümetleri tarafından reddedildi. Fakat hükümetler sonradan anladı ki Selefi gruplar bir şeyi bekliyordu, bir umut: kimyasal saldırı. Tüm bu sebeplerden, Rusya ve Suriye, bölgedeki askeri hakimiyetine devam ediyor. Bugün, 165.000'in üzerinde Selefi ve sivil, Doğu Guta'dan ayrıldı ve geriye kalan %20 - %30 arası nüfusun da ilerleyen günlerde ayrılması bekleniyor.

Şam, tamamen temizlenecek ve sahada hiçbir güç -ABD'li Orgeneral Joseph Votel'in dediği gibi- Suriye'de rejim değişikliği yapamayacak ve/veya rejimi yenemeyecek. Bu yüzden, ilerleyen günlerde Suriye üzerine gerçekleşebilecek bir saldırının sonuçlarının hiç kimseye faydası olmayacak.

Dahası, Ortadoğu'da gerçekleşebilecek bir savaş, tek bir kuruş için dahi, çeşitli bahanelerle Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirliklerinin cebini karıştıran Trump'a milyonlarca dolara mal olabilir.

Bu bir masraf meselesi veya insani değer sorunsalı değil. Çünkü Suudi Arabistan 3 yıldır, ABD, Fransa ve İngiltere desteğiyle, on binlerce Yemenliyi dünyanın bakışları altında, göz kırpmadan öldürüyor.

Bu kesinlikle bir ‘'kimyasal saldırı'' meselesi değil. Rusya, dünyayı sahnelenen bu bahanenin Selefi gruplar tarafından hazırlanmakta olduğu ile ilgili, haftalar önce uyarmıştı. Mesele insani kayıplar ise ABD, Irak'taki (ve ABD'nin maceraperestliğinden pay alan başka pek çok bölgedeki) ambargonun sonucu olarak yüz binlerce insanın ölümünden sorumludur; fakat bu meselede sıfıra yakın bir hassasiyet göstermekte ve bu kayıpları tâli hasar olarak görmektedir.

Peki yüzlerce Tomahawk füzesi boş başkanlık sarayına karşı ne yapabilir? Bu füzeler, sahada kayda değer bir farklılık yaratabilirler mi? Suriye Ordusu'nun havalimanlarını ve askeri üslerini bombalayarak Esad yenilebilir mi? Hayır, bu durum sadece ölülerin sayısını artırır. Suriye'nin savaş kayıpları 400.000'e yakın kadın, erkek ve çocuktan oluşuyor. Bu sayı 401.000 veya 405.000 veya 410.000 olabilir, neyi başarmak için? Bunun tek cevabı şu: Putin'in yüzüne bir tokat vurarak onu zayıf göstermek: kendi müttefiklerini, arkadaşlarını savunmaktan aciz bir devlet başkanı.

 Amaç, var olan denklemde Rusya'yı zora sokacak bir denge yaratmak. ABD, “arkadaş”a sahip değil, yalnızca ortak çıkarları paylaştığı yapılar var; ancak Rusya dikkat çekici müttefiklere sahip. Bununla beraber, Rusya'nın müttefiklerinin kendilerine yönelebilecek bir ABD saldırısına karşı kendilerini yetersiz hissettikleri de söylenebilir.

Evet, tüm bu olasılıklar mevcut. Fakat çok daha tehlikeli başka olasılıklar da var.

- Ya Suriye düzinelerce füzenin karşılığı olarak İsrail'e bombardıman ile karşılık vermeye karar verirse? Şam, hâlihazırda İsrail'e karşı saldırı için bir gerekçeye sahip. Geçtiğimiz hafta Humus kırsalındaki hava üssüne gerçekleşen, 8 Suriyeli ve 7 İranlı görevlinin öldüğü İsrail saldırısı, bu gerekçenin temelini oluşturuyor ve İran, Suriye Ordusu'na Selefi gruplara karşı destek vermeye hazır.

- Ya ABD, Suriye Hava Kuvvetleri'ni tahrip ederse? Bu çok yüksek bir olasılık değil, çünkü Rusya, Suriye hava sahasında oldukça aktif ve Selefi gruplara gözdağı vermeye devam ediyor. Bu olasılık şayet gerçekleşirse, Suriye Hava Kuvvetleri için, daha modern jetlere sahip olmak için bir avantaj olur.

- Ya Rusya Suriye'ye karşı faaliyet gösteren her yapıya karşılık vermeye karar verirse? Ya Rusya ABD'ye yönelik tehdidini uygulamaya geçirirse? Amerikan halkı, içlerinden çok azının haritada yerini gösterebileceği bir ülke uğruna ölmeye hazır mı? Amerikalılar, Moskova'nın Doğu Akdeniz'de etkisinin artmasından Washington'ın duyduğu rahatsızlıktan ötürü, çocuklarının ölüsünü almaya hazır mı?

Bu, Trump'ın olası sonuçları ölçüp tartmadan, kafasını kuma gömerek giriştiği oldukça tehlikeli bir oyun. İki süper güç, uçurumun kenarında yürüyor. Rusya ve ABD, ikisi birden uçurumdan düşecek veya Trump kuyruğunu bacaklarının arasına sıkıştırarak bu oyunun dışına çıkacak ve yenilgisini kabullenip Rusya ile yüzleşmek için Doğu Akdeniz'den daha az tehlikeli bölgeler bulmaya çalışacak. Trump, Rusya'nın karşılık veremeyeceğini tasavvur ederek yeni ve daha geniş bir koalisyon arayışında olabilir mi? Gelecek günler, yanıtı tüm dünyaya gösterecek.

Çeviri: Öykü Altunbaş

www.medyasafak.net

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...