Yasin Kuruçay, öğretmene şiddeti yazdı: Doktor olmak, adam olmaktan önemli görülürse...

"Güzel ve süslü cümleler sorunu halletmiyor bunun için eğitimin merkezine sınavları değil, toplumun tümünü ilgilendiren insani erdemleri ve ahlaki değerleri yerleştirelim"

Yasin Kuruçay, öğretmene şiddeti yazdı: Doktor olmak, adam olmaktan önemli görülürse...
Yasin Kuruçay, öğretmene şiddeti yazdı: Doktor olmak, adam olmaktan önemli görülürse... Zehra

İslami Analiz köşe yazarlarından Yasin Kuruçay, "(Öğretmene) Şiddet Nasıl Önlenir?" başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Kuruçay yazısında, öncelikle sorunu doğru anlamak gerekiyor diyerek başlıyor ve ardından sorunun tam olarak ne olduğunu tespit etmek için bir dizi soruyu gündeme getiriyor. Soruların ardından şiddeti yaratan asıl sebeplere değinen Kuruçay, neoliberal yaşama ve düşünme alışkanlıklarına dikkati çekiyor ve sonrasında da doktor olmanın, adam olmaktan daha önemli görülmesi gibi tespit ettiği bir takım asıl sorunları sıralıyor.

Kuruçay çözüm olarak da "Güzel ve süslü cümleler sorunu halletmiyor bunun için eğitimin merkezine sınavları değil, toplumun tümünü ilgilendiren insani erdemleri ve ahlaki değerleri yerleştirelim" önerisinde bulunuyor.

Bahsi geçen yazının bir kısmı şu şekilde:

Kadına şiddet, çocuklara şiddet, taciz haberlerinden sonra son zamanlarda yeni bir gündemimiz daha oldu: Öğretmene şiddet vakaları. Hemen her gün yeni bir öğretmene şiddet skandalını okuyoruz. Öncelikle sorunu doğru anlamak gerekiyor.

Nasıl oluyor da geleceğimizi ve nesillerimizi inşa edecek kişiler olan öğretmenler, inşa edemedikleri nesillerin şiddetine maruz kalıyorlar?

Nasıl oluyor da “hocam bu bizim emanetimiz, eti de kemiği de senin” diyen veliler, öğretmenlere sopa kaldırır, bıçakla saldırır oldu?

Nasıl oluyor da bize bir harf öğretenin kölesi oluyorken, istemediğimiz bir tavrını gördüğümüzde öğretmenlerimizi şikâyet hatlarına ihbar eder hale geldik?

Nasıl oluyor da sorunu derinlemesine analiz etmesi gereken aydınlar ve STK’lar öğretmene şiddete yönelik projeler üretmiyorlar da sadece “tepki” veriyorlar?

Bence asıl sorulması gereken sorular bunlar.

Şiddet tabii ki aynı zamanda tepki verilmesi gereken trajik bir olay. Ancak asıl sorunumuz şiddet değil. Asıl sorunumuz şiddet, kadın hakları, taciz gibi sorunlara olan yaklaşım tarzımız. Asıl sorun şiddeti yorumlarken, analiz ederken zihin dünyamıza yön veren kavram haritaları. Asıl sorun problemi şiddetin failine ve mağduruna odaklı algılamak. Oysaki şiddeti yaratan sebeplere odaklanmamız gerekir.

Şiddeti yaratan asıl sebep neoliberal yaşama ve düşünme alışkanlıklarıdır.

Şiddeti yaratan asıl sebep haz ve rekabet kültürüdür.

Şiddeti yaratan asıl sebep on yıllardır öğrencilerin yaşamlarının merkezine ahlaki ilkelerin ve değerlerin değil, sınavların konulmuş olmasıdır.

Şiddeti yaratan asıl sebep ölçülemeyen insani değerlerin, sınav sonucu gibi ölçülebilen sayılara mahkum olmasıdır.

Asıl sorun niceliğin egemenliği ve niteliğin buharlaşmasıdır.

Asıl sorun doktor olmanın, adam olmaktan daha önemli görülmesidir.

Asıl sorun para kazanmanın, gönül kazanmaktan daha önemli görülmesidir.

Asıl sorun itibarın makama ve kariyere indirgenmesidir.

En yakın arkadaşını başarısından dolayı çekemeyen, onu kıskanan, onun başarısızlığından içsel haz alan bir öğrenci kitlesi olduğunu öğrenciler ve eğitimciler iyi bilir. Okul ya da sınıf birincisi olmak için öğrencinin ve ailesinin yaşadığı stresi ve bunalımı en iyi aileler bilir.

Bu olumsuz sonuçta biz eğitimcilerin de, anne babaların da, sistemi kuranların da suçu var. Biz de tıpkı “diğerleri” gibi çocuklarımızın başarısını mutluluğundan ve ahlakından daha çok önemsiyoruz. Biz de dersleri zayıf olunca çocuğumuz cehenneme gidecekmiş hissine kapılıyoruz.

Çocuğumuzun doktor, avukat, mühendis olması için dershaneler, kurslar, özel dersler, kaynaklar havada uçuşuyor. Ama adam olması için, erdemli bir insan olması için, iyi bir Müslüman olması için, iyi bir vatandaş olması için ekstra hiçbir şey yapmıyoruz. Çocuklarımızı elalemin çocuklarıyla kıyaslayıp rahatlıyoruz. Davranış ve ahlak sorunlarını çocukluk, ergenlik gibi gelişim dönemlerinin sonucuna havale edip suçluluk duygusundan kurtuluyoruz.

Güzel ve süslü cümleler sorunu halletmiyor.

Çözüm her zamanki gibi ahlak ve değer merkezli bir eğitim sistemi kurmaktır. Ama iş, ahlak ve değerler alanına geldiğinde söylenecek her fikri “ataerkil”, “geleneksel”, “ayrımcı”, “laiklik karşıtı” gibi ithamlarla baştan mahkûm eden bir düşünme tarzı var maalesef.

Evet, öğretmene şiddeti kınayalım. Ama nasıl kınayalım? 

Yazının tamamına erişmek için tıklayınız

 
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...