Suudi Arabistan’da milyarderler için hapishaneye dönüştürülen otelde neler yaşandı?

Tanıkların söylediğine göre, tutuklu oldukları aylarda, çoğu baskıya ve fiziksel istismara maruz kaldı

Suudi Arabistan’da milyarderler için hapishaneye dönüştürülen otelde neler yaşandı?
Suudi Arabistan’da milyarderler için hapishaneye dönüştürülen otelde neler yaşandı? Zehra

Suudi Arabistan hükümeti yüzlerce güçlü iş adamı ve kraliyet mensubunu kasım ayında Riyad’daki Ritz-Carlton Otel’de toplamıştı. Hükümet yolsuzluklarla ilgili sıkı önlemler aldığını duyurmuştu.

New York Times’ta yer alan habere göre, Suudi Arabistan ekonomisinin devleri olan iş adamları şu anda ayak bileklerine takılan kelepçelerle izlenmekte.Askeri güce önderlik etmiş ve magazin dergilerinde gösterişli bir biçimde boy göstermiş prensler şu anda güvenlik görevlileri tarafından gözetim altında tutulmakta. Özel jetlerle gezen ailelerin şu anda banka hesaplarına ulaşımı engellenmiş durumda. Bu kişilerin eşlerinin ve çocuklarının da seyahat etmesi yasaklandı.

Kasım ayında Suudi hükümeti çoğu kraliyet mensubu yüzlerce etkili iş adamını yolsuzluk karşıtı kampanya olarak isimlendirdikleri süreç kapsamında Riyad’da Ritz-Carlton Otel’de tutulmuştu.

Tanıkların söylediğine göre, tutuklu oldukları aylarda, çoğu baskıya ve fiziksel istismara maruz kaldı. Bu önlemler sürecinin ilk günlerinde gözaltında tutulanlardan en az 17’si fiziksel şiddet, istismar sebebiyle hastaneye kaldırıldı ve bir tanesi gözaltı sırasında öldü. Ölen kişinin bedenini gören bir kişinin tanıklığına göre kişide darp izleri gibi fiziksel istismar emareleri mevcuttu. Hükümet fiziksel işkence suçlamalarını kesin bir dille reddetti.

Serbest bırakılan iş adamları dışarıda şeffaf ve yasal bir süreç içerisinde değil. Gözaltına alınanların bir kısmı yüksek miktarlarda paralarını hükümete bırakmış, bir kısmı da kendi imzasıyla kıymetli taşınmaz mallarını ve şirketlerin hisselerini hükümet kontrolüne devretmiş. Hükümet serbest bıraktığı iş adamlarının ve ailelerinin mal varlıklarına belirsizlik içerisinde el koymuş durumda.

Daha önce gözaltında tutulanlardan biri araç takip cihazı takmaya mecbur edilmiş. Bu kişi işlerinin çökmesi sebebiyle depresyona sürüklenmiş. Bu kişinin bir yakını şu anda içerisinde bulundukları ve hâlâ kendilerinin olup olmadığına emin dahi olmadıkları ev de dâhil her şeyi kendi imzalarıyla hükümete devrettiklerini belirtti.

Bu kısıtlamalar sürecinin mimarı veliaht prens Muhammed Bin Salman, Amerikalı yatırımcıların ilgisini çekmek için bu ay ABD’ye gitmeye hazırlanıyor. Suudi Arabistan yetkilileri Muhammed Bin Salman’ın, kadınlara araç kullanma özgürlüğü vermek, eğlence fırsatlarının yaygınlaştırılması ile ilgili planlar ve yabancı yatırımcıların cesaretlendirilmesi ile ilgili hamleler olmak üzere, reformlarını ön plana çıkarıyor.İstismarla ilgili suçlamaların hepsini reddediyorlar ve Ritz-Carlton otelde yaşananları tamamen yasal bir süreç olarak resmediyorlar. 

Fakat Suudi yetkililer, kraliyet ailesi mensupları ve onların akrabaları ile yapılan görüşmeler fiziksel istismarın da olduğu ve kişilerin özel malvarlıklarının Kral Salman’ın kontrolüne zorla geçirildiği, şüpheli ve baskıcı bir operasyonu açığa çıkarıyor.

Muhammed Bin Salman tarafından yürütüldüğü görülen aileler arası kan davasına benzer kampanyanın bir parçası olarak, 2015’te yaşamını yitiren Kral Abdullah’ın çocuklarına baskı uygulanıyor. Kral Abdullah’tan miras kalan milyonlarca doların hükümete geri verilmesi bekleniyor. 

Hükümet tarafından sürecin şeffaf bir biçimde yürütüleceğinin söylenmesine rağmen süreç gizlilik içerisinde yürütülüyor. Süreçle ilgili belgelerin, tutanakların kamusal alanda ifşa olmasından kaçınılıyor. Seyahat engeli ve misilleme olabileceği korkusu da gözaltında tutulan kişilerin süreçle ilgili özgürce konuşabilmesini engelliyor.New York Times haberi için kendisiyle konuşulan kişiler risk almamak için ancak isimlerinin kullanılmayacağı garantisiyle konuştu.

New York Times’a e-mail yoluyla cevap veren Suudi Hükümet yetkilileri, soruşturmanın tamamen Suudi Arabistan kanunlarına göre yönetildiğini belirtti. Soruşturma altındaki her şeyin hukuk danışmanlarına açık olduğu ifade edildi. Ayrı ayrı ilişki kurulmaya çalışılan hükümet yetkilileri ve Suudi yetkililer kısıtlamalarla ilgili bilgi vermekten kaçınıyor.

Başsavcılığın yolsuzluğa karşı kurulan bölümü tarafından pazar günü yapılan açıklamadan ayrı olarak hükümet tarafından yapılan açıklamada, Kral Salman ve veliaht Prens Muhammed bin Salman’ın yolsuzluğun kökünü kurutmada bütün güçleriyle ve şeffaflık içerisinde kararlı oldukları ifade edildi. ABD Başkanı George W. Bush döneminde Suudi Arabistan Büyükelçiliği yapan Robert Jordan, Suudi hükümetinin sürecin başlangıcında şeffaf olacaklarını belirttiklerini fakat bu sözün yerine getirilmediğini söyledi.  Jordan, hiçbir şeffaflık ve hukuk kuralı olmadan, yatırımcıların her an yatırımlarına el konulabileceği ya da Suudi ortaklarının her an tutuklanacağı endişesine sürüklendiğini sözlerine ekledi.

Çoğu kraliyet mensubu işadamları beş yıldızlı otelde hapsedilmişti

Kasım ayında bir kısmı dünyanın en zenginleri arasında yer alan 200’den fazla iş adamı toplanıp Ritz-Carlton otelde gözaltında tutulmuştu. Bunların içerisinde Kral Abdullah’ın oğullarından biri olan Prens Mutaib bin Abdullah, GAP, Zara vb. birçok mağaza zincirinin Suudi Arabistan’daki temsilciliklerinin sahibi Fawaz Alhokair, Kızıl Deniz liman şehri Jidda’dan en yaşlı işadamı Salah Kamel de bulunmaktaydı. Gözaltına alınanlar arasında birçok prens, iş adamı ve bir önceki hükümette bulunan yetkili isimler vardı. Gözaltında tutulanlar intihar etmesinler diye önlemler alınmıştı, televizyon izleyip oda servisini çağırabiliyorlardı onun dışında internet ve telefon bağlantıları yoktu. Gözaltında tutulanların aileleri ile yüz yüze olmayan kısa görüşmeler yapmalarına izin veriliyordu. Birçoğu avukatıyla görüşemiyordu fakat Prens Alwaleed haftalık olarak bazı yöneticileriyle görüşebiliyordu. O da ocak ayına kadar kamusal alanda hiç gösterilmemişti. Ocak ayında kraliyet mahkemesi, Alwaleed’in hücrede tutulduğunu iddia eden BBC haberine karşı, Reuters’tan bir gazetecinin Alwaleed ile görüşmesine izin verdi. “Bir yanlış anlaşılma olduğunu ve bunun düzeltileceğini” belirten prensin fark edilir derecede kilo verdiği ve sakal bıraktığı görülmüştü. Eski Büyükelçi Jordan, daha önceden bildiği prensin söyleşide çekilen videosunda garip davrandığını ve ortamın yapay göründüğünü ifade etti. Hükümetle ne tarz bir anlaşma yaptığı bilinmemekle birlikte prens söyleşiden sonra birkaç saat içerisinde serbest bırakılmıştı.

Prens Alwaleed’in sahip olduğu televizyon kanallarının baş yöneticiliğini yapan Turki Shabanah, Prens’in hükümetle herhangi bir anlaşma yapıp yapmadığı ile ilgili hiçbir fikrinin olmadığını belirtti. Bu yöntemlerin Suudi yatırımcılar için de yabancı yatırımcılar için de normal olmadığını belirten Shabanah, “sistemin hızlı bir biçimde geçmişi temizleyip, yeni bir geleceğe başlamaya ihtiyaç duyduğunu” söyledi.Ritz-Carlton’daki gözaltı sürecinde fiziksel şiddet ve istismarın olduğuna dair haberler mevcut.

Gözaltında hayatını kaybeden Suudi askeri yetkilisinde fiziksel şiddetin ve işkencenin izlerine rastlandığı iddia edildi.

General Kahtani’nin gözaltında şüpheli ölümü ile ilgili e-posta aracılığıyla soruları yanıtlayan Washington’daki Suudi Arabistan büyükelçiliği yetkilisi, “yolsuzluklara karşı yürütülen bu soruşturma sürecinde işkence, şiddet ve istismara dair tüm suçlamalar gerçek dışıdır” dedi. Ayrıca yetkili, gözaltında tutulanların yasal danışmanlığa ve sağlık hizmetlerine tam erişimleri olduğunu sözlerine ekledi.

Habere göre, görüşülen birçok kişi, General Kahtani ve yakın olduğu Kral Abdullah’ın aile üyelerinin generalin öldürülmesi ile ilgili kamusal alanda konuşmaktan, tartışmaktan olası bir misilleme sebebiyle çekindiklerini belirtti. Bu süreçte Kral Abdullah’ın oğullarından bir diğeri Prens Mishaal bin Abdullah, arkadaş çevresinde generalin ölümüyle ilgili şikâyetlerini dile getirmişti, sonrasında Prens Mishaal de gözaltına alınarak Ritz-Carlton’a kapatıldı.

Ritz-Carlton’daki baskıların bütün amacı gözaltına alınanların kendi imzalarıyla malvarlıklarını devretmelerini sağlamaktı

Bazı örneklerde hükümet öne çıkan uluslararası şirketleri yardıma çağırdı. Veliaht Prens Muhammed 2015 yılında Arap dünyasının en büyük özel medya şirketi MBC’yi almakla ilgilendiğini göstermişti. Bu yatırımın yüksek kazançlı olmayacağı tahmin edilmesine rağmen, MBC’nin geniş bir televizyon uydu ağı mevcut ve bu kanallar milyonlarca Arap’ın evine giriyor ve bu da MBC’ye, Arap kamuoyundaki görüşleri büyük oranda yönlendirebilme gücü getiriyor.  Bu şirketin sahipleri de gözaltına alınanlar arasındaydı. MBC’nin satışı sürecini uluslararası muhasebe şirketi PWC inceledi. PWC temsilcileri raporlarını tamamlamak için MBC şirketinin Dubai’deki temsilcileri ile de görüştü. İsminin anonim kalmasını isteyen PWC’den bir  yetkili, hükümetin yolsuzluklara karşı mal varlıklarının takibi ile ilgili girdiği süreçte PWC’nin hükümete yardım edici hiçbir rolünün olmadığını belirtti.

Hükümet bu süreçte büyük bir kazanç elde edeceğini düşünüyordu ama bu süreçte çok fazla nakit kazanç sağlayamadı. Çünkü gözaltına alınan şirket sahipleri paralarının büyük kısmını yurt dışı bankalarında muhafaza ediyor ve ciddi bir hukuki süreç yaşanmadan hükümet bu paraları elde edemez. Şimdiye kadar da hükümetin krallıkta bulunan yabancı yatırımlara el koyduğuna ya da Suudiler’in yurt dışına çıkardıkları paralarını elde edebildiğine dair açık belirtiler mevcut değil.

Kraliyet aileleri arası rekabet

Kral Abdullah’ın 2015’teki ölümünden sonra Abdullah ailesinden veliaht prensler şu anda hükümette bulunan Kral Salman ve ailesi için en büyük rakip olarak görüldü. Bu sebepten de Kral Abdullah’ın oğulları da Ritz-Carlton otelde gözaltında tutulanlar arasındaydı. Kral Abdullah 10 milyar dolarlık bir miras bırakmıştı. Kral Abdullah’ın mirası 30’dan fazla çocuğuna erkek çocuklarına 340’ar milyon dolar ve kız çocuklarına da 200’er milyon dolar olmak üzere paylaştırılmıştı. Kral Abdullah’ın çocukları bu paranın miras hakları olduğunu savunurken Veliaht Prens Muhammed bin Salman ise “Abdullah Vakfı” üzerinden geldiği için bu paranın bir yardım derneğine ait olduğunu ve miras hakkı olamayacağını söylüyor.Prens Turki bin Abdullah

Hükümet ocak ayında yaptığı açıklamada 56 kişinin hala gözaltında tutulduğunu ve mahkemeye çıkarılacağını belirtti. Serbest bırakılanlar ise özgür olmadıklarını ifade ediyor. Seyahat yasakları var, hesaplarına erişimleri yasak. Ayaklarında kelepçe ile serbest bırakılanların bir kısmı bu kelepçelerin onların hareketlerini kaydettiğini ve konuşmalarının dinlendiğini düşünüyor, ayrıca kendilerinin ve çocuklarının mal varlıklarını devretmeleri hususunda seyahat engeli vs.nin kaldırılması karşılığında baskı altında tutulduklarını belirtiyorlar. Gözaltına alınanlardan birinin yakını bu sebeplerden dolayı Ritz-Carlton’ın içinde ya da dışında olmalarının fark etmediğini sözlerine ekliyor. Gözaltına alınanlardan birinin iş arkadaşı “Kimse Ritz’de olanlar hakkında konuşamaz. Sonuçta onların hepsi Suudi Arabistan’da yaşamak zorunda” dedi.

İslamianaliz

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Tarık Tufan Yazdı: Kalk Kudüs’e Gidelim Sevgilim
Tarık Tufan Yazdı: Kalk Kudüs’e Gidelim Sevgilim
İşgalci İsrail, yaralılara yardım eden hemşire Rezan El Neccar'ı şehit etti...
İşgalci İsrail, yaralılara yardım eden hemşire Rezan El Neccar'ı şehit etti...