Zeki Bayraktar yazdı: Naşize Kadını Dövelim Mi, Tav’layalım Mı?

Resulullahın en iyi anladığı ve tatbik ettiği Kuran, 610-632 yılları arasında kendisine nazil olan Kuran değil mi?

Zeki Bayraktar yazdı: Naşize Kadını Dövelim Mi, Tav’layalım Mı?
Zeki Bayraktar yazdı: Naşize Kadını Dövelim Mi, Tav’layalım Mı? Zehra

Nisa 4/101’deki ‘iżâ darabtum fî-l-ardi’ ifadesi için ‘yer yüzünü dövdüğünüz zaman’ demiyor, ‘sefere çıktığınız zaman’ diyoruz. 

İbrahim 14/75’teki ‘Daraba(A)llâhu meselen’ ifadesi için ‘Allah dövdü’ demiyor, ‘Allah bir misal verdi’ diyoruz.

Kehf 18/11’deki ‘fedarabnâ ‘alâ âżânihim’ ifadesi için ‘kulaklarını dövdük’ demiyor, ‘kulaklarına perde çektik’ diyoruz.

Nur 24/31’deki ‘velyadribne biḣumurihinne’ ifadesi için ‘başörtülerini dövsünler’ demiyor, ‘ ‘başörtülerini göğüslerine salsınlar’ diyoruz.

Hadid 57/13’teki ‘feduribe beynehum bisûrin’ ifadesi için ‘dövüldüler’ demiyor, ‘duvar ile araları ayrıldı’ diyoruz …

Ama Nisa 34’teki ‘vadribûhun(ne)’ ifadesini görür görmez anında ‘dövün onları’ mealini çakıyoruz! Niye? 

Çünkü buradaki muhatap kadın! Vurun abalıya!

Üstelik de diyoruz ki; ‘Nebi-Resulümüz Kuranı en iyi anlayan ve tatbik eden örnek rehberdi (33/21), o eşleri ile ciddi sorunlar yaşadı, hatta bir keresinde boşanmanın eşiğine bile geldi (66/1-5), ama o hiçbir zaman eşlerini dövmedi.  Onlara bir fiske dahi vurmadı, hatta bunu aklından bile geçirmedi, ashabını da bundan men etti…’

El-hak doğru, peki nedir derdiniz?

‘Evet Resulullah eşlerini asla dövmedi ve ashabını da bundan men etti ama Kuran kadınların dövülmesini emrediyor, çünkü o zaman ki Arap toplumunda bu vardı, şimdi biz yadırgıyoruz ama o zaman normaldi bu’!!! 

Yahu bu ne yaman bir çelişki? Kuran 15 asır önce indi de Resulullah günümüzde mi yaşadı? Resulullahın en iyi anladığı ve tatbik ettiği Kuran, 610-632 yılları arasında kendisine nazil olan Kuran değil mi? Kuran’ın tavsiyesinden daha güzel/ideal bir tavsiye mi var ki Resulullah bu tavsiyeye uymuyor ve hatta ashabını bundan men ediyor? 

Biz Nisa 34’ü şöyle meallendiriyoruz;

“Kendileri ile nüşuz yaşadığınız (kalkıp gideceğinden şüphe ettiğiniz) kadınlara gelince; onlara güzel sözler söyleyin ve yataklarından ayrılarak onları oraya/yataklarına bırakın/salın. Eğer sizin için -bu şekilde- tav olurlarsa (gönüllü olarak size dönerlerse) artık onlar için başka bir yol aramayın. Allah yücedir, büyüktür.’’ (Nisa 34) 

Neden böyle bir meali tercih ettiğimizin gerekçelerini ona yakın delil ile makalemizde izah ediyoruz. Sadece bazı örnekler;

1)Erkeğin nüşuzundan bahseden Nisa 128’de sulh/barış amaçlanıyor. O halde mütekabiliyet gereği bu ayetteki amaç da barış olmalıdır. Dövülen kadın ise barıştan uzaklaşır. 

2)Ayetin devamında ‘bu şekilde size itaat ederlerse başka yol aramayın’ deniyor. İtaat, tav’an yani gönüllü olarak yapılan bir fiildir. Demek ki amaç kadının tav edilmesi yani gönlünün kazanılmasıdır. Hiçbir kadının gönlü ise dövülerek -kerhen- kazanılamaz (müminler ‘işittik ve itaat ettik’ derken(24/51) işittik ve gönüllü olarak –tav’an- boyun eğdik demiş olurlar. Zira Allaha tav’an değil de kerhen boyun eğenler mü’min değil münafıktırlar, çünkü onlar tav’an değil kerhen boyun eğmişlerdir).

3)Ayete yer alan ve genelde de ‘önce öğüt verin sonra yatağınızı ayırın sonra da dövün’ şeklinde tercüme edilen ‘fe’izûhunne vehcurûhunne fî-lmedâci’i vadribûhun(ne)’ ifadesi tehdit ve şiddet dozu giderek artan 3 farklı fiili değil, aynı anda/senkronize olarak yapılacak ardışık 3 fiili ifade eder. Zira lafızda ‘sümme/sonra’ değil ‘ve’ bağlaçları vardır. Ve bu ve bağlaçları tefrik/ayırmak için değil cem/birleştirmek içindir. Yani koca, kendisini terk etmeyi düşünen karısını yatağında yalnız/rahat bırakarak ama ona güzel sözler söylemeye devam ederek (böylece onu salt bir cinsel obje olarak görmediğini, ona değer verdiğin, sevdiğini ispatlayarak) gönlünü kazanacak ve onu kendisi için yeniden tav edecektir. Ki karısı da ona –kerhen değil- tav’an geri dönmüş olsun. Ayette amaçlanan Burdur.

4)Darabe kelimesi türevleri ile birlikte 58 yerde geçer ve otuza yakın sözlük anlamı vardır. Bunlardan biri de darb/dövmedir. Ama Kuranda bu kelime hiçbir ayette ‘insanın dövülmesi/tokat’ anlamında kullanılmamıştır. Mesela zina haddinde tatbik edilecek dayak/sopa için ‘feclidu-celde’(24/2), Musa Nebinin yumruklaması için ‘vekezehu’(28/15), Sare validemizin yüzünü tokatlaması içinde sakket’(51/29) ifadeleri kullanılmıştır. Yani Kur’anda insan bedenine vurmanın muhtelif türleri yer almış ama bunların hiçbirinde darabe kelimesi kullanılmamıştır. 

Not: Bu konuda daha detaylı bilgi için Kitap ve Hikmet Dergisi’nin Ocak-Şubat 2017 sayısında yer alan ‘Naşize kadını dövelim mi tav’layalım mı? başlıklı makalemize bakılabilir.  


 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Tarık Tufan Yazdı: Kalk Kudüs’e Gidelim Sevgilim
Tarık Tufan Yazdı: Kalk Kudüs’e Gidelim Sevgilim
İşgalci İsrail, yaralılara yardım eden hemşire Rezan El Neccar'ı şehit etti...
İşgalci İsrail, yaralılara yardım eden hemşire Rezan El Neccar'ı şehit etti...