Şule Yılmaz yazdı: Müslüman Kadınların Doktor Ablası Gülsen Ataseven

Allah’a giden yollar nefesler adedincedir' düsturunca bir insan, vakıf gönüllü olmaya niyetli ise, hangi mesleği yaparsa yapsın onu hizmete çevirmesini bilip, buradan Allah’ın rızasına yol bulabilir. Böyle bir kimse için bütün mekânlar ibadethâne; gönlüne girdiği, yarasına merhem olduğu her yürek de Allah’ın bir emanetidir.

Şule Yılmaz yazdı: Müslüman Kadınların Doktor Ablası Gülsen Ataseven
Şule Yılmaz yazdı: Müslüman Kadınların Doktor Ablası Gülsen Ataseven Zehra

'Allah’a giden yollar nefesler adedincedir' düsturunca bir insan, vakıf gönüllü olmaya niyetli ise, hangi mesleği yaparsa yapsın onu hizmete çevirmesini bilip, buradan Allah’ın rızasına yol bulabilir. Böyle bir kimse için bütün mekânlar ibadethâne; gönlüne girdiği, yarasına merhem olduğu her yürek de Allah’ın bir emanetidir. İşte böyle vakıf gönüllü erlerden birisi, Doktor Gülsen Ataseven. 

Doktor Gülsen Ataseven, yarım asra yaklaşan hizmet hayatıyla, sivil toplum çalışmaları konusunda öncü bir hekim. Ataseven, başörtüsü yasağı yüzünden mağdur edilmiş ilk hanımlar arasında yer alıyor. Ancak o, hizmet faaliyetlerinden asla taviz vermemiş bir değer. Ona, bütün kadınlar ve tıbbiyelilerin “Doktor Ablası” deniyor.

Başörtüsüyle tıp fakültesinde okuyan ilk kız öğrenci Gülsen Hanım. Aynı zamanda tıp fakültesini birincilikle bitiren başarılı bir doktor. Askeri tıbbiyede okurken kaldığı yurtta mescit açtıran, başka öğrencilerin de kendi gibi namaz kılmasına vesile olan mümine bir hanım. Mütevazı ve mütedeyyin bir doktor olarak, Müslüman hanımların, annelik serüveninde onlara rehberlik eden, maddî-manevi onları yönlendiren, doğumuna yardımcı olduğu her bebeği kucağına aldığında, Allah’ın bir mucizesine şâhitlik ettiği için Rabbine şükreden bir gönül doktoru…

50 yıldır sivil toplum faaliyetlerinin içinde

Doktor Gülsen Ataseven 1940 yılında Gaziantep’te doğdu. Askeri eczacı olan babasının tayinleri sebebiyle, her sınıfı başka bir Anadolu şehrinde okudu. 13 yaşında babasını kaybedince İstanbul’a geldi. İstanbul Kız Lisesi’ni 1957 yılında bitirdi. Aynı yıl İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni kazandı. Bir yıl karacı, üç yıl denizci üniforması ile Türkiye’nin ilk kadın askerleri arasında yer aldı. 1963 yılında, sivil olarak tıp fakültesini bitirdi. Birincilikle bitirdiği öğrenimi sonunda, İhsan Aksel Ödülü’nü aldı. 1968 yılında, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde ihtisasını tamamladı ve kadın doğum uzmanı oldu. 1997 yılına kadar muayene hekimliği yaptı. Kendi isteği ile emekli oldu.

1964 yılından beri sivil toplum kuruluşlarının platform, dernek, vakıf, girişim gruplarının kuruluşu, üyesi, başkanı, danışmanlığı gibi görevlerde bulundu. Kadınların, toplumsal sorunların çözümünde aktif rol almasını teşvik etti. Eşi Prof. Dr. Asaf Ataseven ise, uzun yıllar Bezmialem Vakıf Gureba Hastanesi’nin başhekimliğini yaptı. İki çocuğu ve beş torunu var. TBMM tarafından 2009 Üstün Hizmet Ödülü ile ödüllendirildi.

“İlmini muhtaç olandan esirgeyene, gökteki kuşlar ve denizdeki balıklar lanet eder” 

İstanbullu bir ailenin ikinci çocuğudur Gülsen Ataseven. Eczacı Yüzbaşı olan babasının mesleği sebebiyle ilkokulun her bir sınıfını başka bir ilde okumuştur. Ortaokula giderken babasını kalp yetmezliğinden kaybeder. Ölmeden önce babasından, nerede olursa olsun asla namazı terk etmemesi konusunda nasihat dinler ve bu nasihat asla unutulmayacak ve bir tek vakit kazaya bırakılmaksızın namaza sıkı sıkıya tutunacaktır.

1955’de bir gazete haberi ile hayatı değişir. Askeri Tıbbiye’ye kız öğrenci alınacağı ilan edilmiştir. 1957’de İstanbul Kız Lisesi’ni birincilikle bitiren Gülsen Ataseven, aynı yıl Askeri Tıbbiye’ye kayıt yaptırır. 1960 yılında çıkan bir kanunla Askeriye’de kız öğrencilerin eğitimine son verilir. Hem çalışıp hem okuyarak, tıptaki son iki yılını güçlükle tamamlar. Tıbbiye’de okuduğu yıllarda öğrendiği bir hadis-i şerif, hayatının temel eksenini oluşturur: “İlmini muhtaç olandan esirgeyene, gökteki kuşlar ve denizdeki balıklar lanet eder.”

Elli yılı aşkındır sivil toplum çalışmaları yapan Dr. Gülsen Ataseven, İstanbul ve Türkiye genelinde birçok organizasyonun içinde kurucu, danışman veya aktivist olarak yer alıyor. 1964 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni birincilikle bitirmesine rağmen başını örttüğü için mezuniyet töreninde ödülünü alamayan Ataseven, günümüzde uygulanan başörtüsü yasakları için şöyle diyor: “Burada sadece başörtülülerin kaybetmesi değil, ülke çapında sosyal ve ekonomik bir kayıp da söz konusudur. Keşke başörtüsü gerekçesiyle binlerce genç kızımızın ve kadınlarımızın eğitimlerine, kariyerlerine ve hizmet etmelerine engel olunmasaydı.

Halka hizmet ibadettir

Gülsen Ataseven, ilk sivil toplum çalışmalarına 1960’lı yıllarda başladı. Birkaç arkadaşı ile belirli aralıklarla bir araya geliyor ve toplumsal konuları konuşuyorlardı. Her biri mahallelerinde komşuları araştırarak yoksulları belirliyor ve ortak bir çalışma ile ihtiyaçları gideriyorlardı. Bu birliktelik önce Hanımlar İlim ve Kültür Derneği, arkasından da farklı sivil toplum kuruluşlarının kurulmasına öncülük etti.

Eşi rahmetli Asaf Ataseven ile “Halka hizmet ibadettir” düsturu üzerine bir hayat inşa ettiler. Prof. Dr. Asaf Ataseven, hayatını yoksullara sağlık hizmeti veren Bezmialem Valide Sultan Vakıf Gureba Hastanesi’ne vakfetti. Gülsen Ataseven ise kadın çalışmalarına ağırlık verdi. “Kırk yıl önce kurulan Hanımlar İlim ve Kültür Derneği, insanî değerlere sahip bir nesil yetiştirmek misyonuyla yola çıkmıştı. Derneğin çocuk kulüplerinde büyüyen çocuklar bugün milletvekili, sosyal hizmet veren kurumlarda yönetici, liselerde müdür, öğretmen, hastanelerde doktor, üniversitelerde öğretim görevlisi oldu.” diyen Gülsen Ataseven, yapılan çalışmaları şöyle özetliyor: “Hanımlar İlim Kültür Derneği, kısaca HİKDE ilk bakışta bir yardım derneği gibi görünebilir. Çünkü ihtiyacı olanın yardımına koşmak, okul, yurt yaptırmak, burs vermek, her gün sıcak yemek dağıtmak gibi pek çok faaliyeti büyük bir başarıyla yürütüyor. Fakat HİKDE aslında, insanî değerlere sahip bir toplum yetiştirmek gibi ağır bir yükle yola çıkıp, sayısı 54’e varan sivil toplum kuruluşunun doğmasına sebep olan bir dernek.

“Gerektiğinde yer süpürdüm”

Birçok STK’nın kurulmasında da öncü olan Dr. Gülsen Ataseven, STK çalışmalarında devamlılığı ve başarıyı nasıl sürdürebildiğini şöyle anlatıyor: “Tarihimizde vakıfların, özellikle vakıf kuran kadınların, ekonomik ve sosyal hayata yapmış olduğu katkıları örnek aldım. Elimden gelenin en iyisini yaparak, STK’larda hizmet etmeyi görev bildim. Prensiplerden taviz vermedim. Her zaman kuruluşun menfaatini bireysel menfaatin önünde tuttum. Diyalogun devamını sağlamanın önemine inandım. Gerektiğinde yerleri süpürmekten çekinmedim, gerektiğinde mikrofonda topluluklara hitap ettim. STK çalışmalarına paralel, ailevî ve meslekî sorumluluğumu hiç ihmal etmedim, onların rızasını her zaman önemsedim.”

Binlerce insanın yetişmesine vesile olan Müslüman kadınların doktor ablası Gülsen Ataseven, ilerlemiş yaşına rağmen çalışmalarına devam ediyor. “Allah’a giden yollar nefesler adedincedir” düsturunca bir insan, vakıf gönüllü olmaya niyetli ise, hangi mesleği yaparsa yapsın onu hizmete çevirmesini bilip, buradan Allah’ın rızasına yol bulabilir. Böyle bir kimse için bütün mekânlar ibadethâne; gönlüne girdiği, yarasına merhem olduğu her yürek de Allah’ın bir emanetidir. İşte böyle vakıf gönüllü erlerden birisi, Doktor Gülsen Ataseven.

 

Şule Yılmaz/Dünyabizim

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...