Abdullah Sevim yazdı: Sadaka Belayı Def Eder..

Abdullah Sevim yazdı: Sadaka Belayı Def Eder..

"Melek, insanı iyilik işlemeye yönlendirir. Kim içinden iyiliğe yönelten bir ses duyarsa bilsin ki bu meleğin sesidir..."

Abdullah Sevim yazdı: Sadaka Belayı Def Eder..
Abdullah Sevim yazdı: Sadaka Belayı Def Eder.. Zehra

Her ne kadar düşünceli olsa da sert bir mizacı vardı Tarık Bey'in.

Hafta içindeki yoğun mesaisinden sonra vakit buldukça şehrin dışındaki bahçesine gelir, gerekli bakımları yapardı. Yine böyle bir günün sonunda yorgun argın dönüş yoluna koyulmuştu. Yürürken bir yandan Anadolu’nun güzelliğine şahitlik ediyor, çevresini izledikçe mutlu oluyordu. Yeşilliğin ve mavinin farklı tonlarıyla ziyadeleştiği bu manzara elbette keyif veriyordu. Beton yığınları arasından, toprağa adım atmak gerçekten de bambaşkaydı.

Hızlı ve emin adımlarla yürüyordu, bir anda ilerde kendisine doğru yaklaşan köyünden bir bayanı gördü. Onu görür görmez hemen tanıdı. Bu bayan köyünde dul olup, her ay yetimlerine yardım ettiği bayandı. Normalde bütün harcamaları için kalem tutar, söz verdiğine göre de Allah için vereceği miktarı oraya yazardı. Bu ayda vermesi lazımdı, fakat maddi olarak zor durumda olduğu için, ilk kesintiye gitmek istediği bu hayır parasıydı. Ve öyle de yaptı, bayanı, parayı vermemek için görmezden geldi, gönlünden gelen ses ise buna razı gelmedi. Peygamber Efendimizin buyurduğu hadis aklına geldi:

"Melek, insanı iyilik işlemeye yönlendirir. Kim içinden iyiliğe yönelten bir ses duyarsa bilsin ki bu meleğin sesidir..." (Tirmizi, Tefsir, 3.)

“İçinden aman daha gitti zaten acelemde var.” Diyerek kendini yatıştırdı.

Usulca arabasına doğru yürüdü. Şoför koltuğuna oturup hızla kontağı çevirdi ve yola koyuldu.

Yol güzel, her şey istediği gibiydi. Camı indirip güzelim orman havasını çam kokusunu soluyordu. Veren Allah, yoktan var edip nelerde sunmuş, diye şükrediyordu.

Hava sıcak olmasına rağmen bu bölge gerçekten çok ferahtı. Bunları düşünürken ormanlık alandan bir kaç km ötede arabası tökezlemeye başladı ve durdu.

“Hadi bakalım.” Diyerek iç çekti.

Kaputu açtı baktı baktı... Kendinin yapabileceği bir şey olmadığını anladı. Telefona sarıldı uzak olmasına rağmen tanığı bir ustayı çağırdı ve beklemeye koyuldu. Beklerken, Bugün hafta sonu mesafe uzak bakalım masraf ne kadar çıkacak diye hatırlanıyordu.

Usta arabasıyla yanaştı. İndi selam vererek işe koyuldu.

Üç saat sonra, iş bitmiş adam arabayı tamir etmiş ve sıra ücretini ödemeye gelmişti.

Tarık Bey : “Borcumuz ne kadar ustam dedi.

Usta: “ Sen yabancımız değilsin 500 TL” dedi.

Tarık Bey alaycı tavırla : “ iyi ki tanıdığız Bahri Ustam” dedi ikiletmeden parayı verdi ve arabasına binip yola koyuldu.

Yolda giderken kafası dank etti, üzgün bir halle tabi ya: Yetimler! Diye hayıflandı. Nasıl oldu da gaflete düştüm de yetimlerin hakkını vermedim. Şimdi vereceğimin kaç katını ödedim. Olan olmuş iş işten geçmişti. Bu defa aklına,

Peygamber Efendimizin  “Sadaka belayı musibeti def eder.”

Hadisi geldi yaptığı hatayı anladı ve tövbe etti, bir daha da böyle gaflete düşmeyeceğine dair ahdetti.

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Atasoy Müftüoğlu Yazdı: Kuran’ı Kerim  muhafazakarların yoğun saldırılarına uğruyor.
Atasoy Müftüoğlu Yazdı: Kuran’ı Kerim muhafazakarların yoğun saldırılarına uğruyor.
Cevdet Işık yazdı: Silah Ve Zeytin Dalı, Ortadoğu’da Şiddetin Kökenleri
Cevdet Işık yazdı: Silah Ve Zeytin Dalı, Ortadoğu’da Şiddetin Kökenleri
pendik escort kartal escort pendik escort sex hikaye kurtkoy escort