Nesrin Aksoy yazdı: Bir Yaz Macerası- Karadeniz-1-

Merzifon’da arkadaşlarımızı ziyaret edip o geceyi geçirdikten sonra sabah küçük bir Merzifon turu yaptık.

Nesrin Aksoy yazdı: Bir Yaz Macerası- Karadeniz-1-
Nesrin Aksoy yazdı: Bir Yaz Macerası- Karadeniz-1- Zehra

Merzifon’da arkadaşlarımızı ziyaret edip o geceyi geçirdikten sonra sabah küçük bir Merzifon turu yaptık. Önce Çelebi Mehmet Medresesini ziyaret ettik. Maalesef Amasya Büyükağa Medresesine göre oldukça bakımsızdı. Medresenin hemen yanında Medreseönü cami diye bilinen ahşap işlemeciliğinin harika eserlerinden biri olan camiyi ziyaret ettik. Camide o sırada cıvıl cıvıl çocuklar yaz kursundaydılar. bizim ufaklık durur mu daldı hemen abilerinin arasına camide koşturmaya başladı. Medreseönü caminden sonra Merzifon'nun en dikkat çekici eseri Kara Mustafa Paşa Cami ve şadırvanı ziyaret ettik. Şadırvanın kubbesinin içine İstanbul. Galata ve Beyazıt kuleleri arasında Haliç ve dönemindeki halleriyle Unkapanı ve Galata köprüleri ayrıca Amasya. kalesi, nehir kıyısındaki su değirmenleri, Beyazıt cami, Viyana kuşatması resmedilmiş. Bunu Amasya’daki Beyazıt Külliyesinin şadırvanında da görmüştük. Amasya ve İstanbul arasında bir özlem var ve bunu çeşitli şekillerle resmetmişler. Merzifon bedestenini de dolaştık. Merzifon Saat Kulesi diğer saat kuleleri gibi merkeze değil medresenin köşesinde bir minare gibi yapılmış. Köşeleri prizma şeklinde olan kulenin her tarafından bir saat yer alıyor.

Kısa Merzifon turundan sonra yola çıktık.  Samsun'un Çarşamba İlçesinin 3 km. kadar doğusundaki Gökçeli Mezarlığı içinde bulunan cami, ahşaptan yığma tekniğinde inşa edilmiş, inşa kitabesi bulunmayan caminin kayıtlı bir vakfiyesi de bulunmayan Göğceli camine gittik.  Türkiye sınırları içinde ayakta kalabilen, en eski ahşap cami olarak kabul edilmekteymiş. Zemininde deprem takozunun kullanılmış olması nedeniyle deprem sırasında beşik gibi sallandığı ancak yıkılmama özelliği bulunan cami sanırım bu yüzden kıbleye doğru eğimli bu özelliği sayesinde caminin yıkılması halinde ise secde eder gibi kıble yönüne yıkılacağı söyleniyor. Çatı tahtalarında kök boyalarıyla yapılmış kalemişi nakışları, yapılırken hiç çivi kullanılmaması, ağaçların balta ile yontularak düzeltilip yapılması ile Selçuklu ve Abbasi veya gezici irşat ekibi tarafından 1195 yılında yapıldığı tahmin edilen cami görülmeye değer. 

Samsun'da İstanbul trafiğini aratmayan bir trafikten 3 saattte ancak çıkabildik. Ordu'da durmadık ama Ordu genel olarak bana Karadenizden çok Ege veya Marmara tatil kentlerini  anımsattı. Ordu’dan geçtikten sonra akşam konaklayacağımız Giresun’a ulaştık. Giresun kalesine çıkıp Giresun manzarası eşliğinde Karadeniz’de gün batımını izleyip geceyi geçireceğimiz öğretmenevine eşyalarımızı koyar koymaz Giresun’un caddelerine kendimizi attık. Akşam yemeğimizi yiyip çocukları uyuttuktan sonra öğretmenevinin çay bahçesinde huzur içinde çayımızı yudumladık diyemeyeceğim çünkü alışık olmadığımız martı çığlıkları sanki kulağımızın dibindeymiş gibiydi.  Çay bahçesinin hemen karşısında bir kilise vardı sabah burayı da ziyaret edelim dedik ama unuttuk. Ertesi gün sabah kahvaltımızı yaptıktan sonra Giresun’u gezmek için kaldığımız yerden ayrıldık.

Daha önce kilise olan şu anda  müze olarak hizmet veren Giresun müzesine gittik. Tarihi eserlerin yanında çok enteresan el işçiliği bir soba gördük. Ayrıca müzenin bahçesinde bir de mahzen bulunuyor. Giresun’dan çıkıp sis dağına doğru yola çıktık. Navigasyounun bize gösterdiği ilk sapaktan Sis Dağına döndük. Baya maceralı bir sis dağı yolculuğu oldu. Gittik gittik gittik yollar bitti. Araba gitmez oldu. Geçtiğimiz köylere geri dönüp sorduk. Dediler oradan da gidilir buradan da şuradan da meğer buralarda yaylalara her yerden çıkılırmış. Onların gösterdiği bir yerden daha gitmeye başladık yine gittik gittik ama önümüzden sekerek geçen ceylandan sonra yine yol bitti.  Saatlerce Sis Dağına varmaya çalıştık döndük durduk.  En sonunda Sis Dağına çıkamadan dönmeye karar verdik. Ana yola çıkıp devam ettikten sonra meğer asıl çıkılacak işlek olan yolun daha ileride olduğunu fark ettik. Yorulduğumuzdan ve  Trabzon Çal mağarasına gideceğimiz için ve de önümüzde daha gideceğimiz bir sürü yayla var onlara çıkarız diye düşündüğümüzden Sis Dağına gitmekten vazgeçtik. Ve rotamızı Çal mağarasına çevirdik. Bundan sonrası da yazımızın diğer kısmına kalsın.

ERZİFON BEDESTEN

 
MERZİFON TAŞHAN
 
 
 
 
 
 ÇARŞAMBA/ GÖĞCELİ CAMİ

 

          
GİRESUN KALESİNDEN
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...