Osman Arslan yazdı: Seyahat Notları III Karadağ: Çünkü buralarda katledilecek Müslüman yoktu...

BUDVA MERSİN, DUBROVNİK ANTALYA VE FLORANSA GİBİ..

Osman Arslan yazdı: Seyahat Notları III Karadağ: Çünkü buralarda katledilecek Müslüman yoktu...
Osman Arslan yazdı: Seyahat Notları III Karadağ: Çünkü buralarda katledilecek Müslüman yoktu... Zehra

Bugün Adriyatik Denizi sahil kentlerindeydik. Karadağ’ın Ulçin, Budva illerini ve Hırvatistan’ın Dubrovnik ilini gezdik. Arnavutluk üzerinden geçtiğimiz Karadağ’da geri kalmış bir ekonomi, gayrı nizami bir hayat ve kaba bir halk ile karşılaştık. Adriyarik sahilleri Karadağ ve Hırvatistan’a verilmişken toplam genişliği 10 km olan bir sahil bandı, “Alın, sizin de belki canınız deniz çeker” diye Bosna Hersek’e adeta atılmış. Harita, utanç verici.  Üçyüz kilometre deniz sınırı olan Karadağ, Balkanlar’ın Mersin’i, Antalya’sı. Enfes koylar ve sahiller cümbüş yeri gibi. Tüm koyları insan kaynıyor. Sveti Stefan adlı dini lider milli kahramanları da olmuş. Doğduğu ada-kasaba sembole dönüşmüş. İlginç olanı, son haritanın çizilmesine yol açan Sırp saldırılarında Karadağ hiç savaşmadan ayrı bir devlet sahibi olabilmiş! “Neden?” sorusuna bir Hırvat Müslümanı dostum “Çünkü buralarda katledilecek Müslüman yoktu” diye cevap veriyor.  Karadağ, denize paralel uzanan dağları ile Akdeniz bölgesi kokusunu veren bir bölge. Turizm için gelenler Avrupa’nın orta ve alt sınıfı. Bakımsız, karmaşık ve çarpık bir ülke. Budva özenilmiş haliyle biraz fark atıyor.      Karadağ’da konaklama veya yemek yeme amacıyla konuştuğumuz insanlar; Arnavut Ramazan ve Prizrenli Ergin rahat bir Türkçe konuşuyorlar. Ergin, plakada 16 yazdığı için özel ilgi gösterdi: “Ailemin hepsi Bursa’da be abi!” diyerek. Kendileri gibi, Karadağ’a sezonluk turizm sektöründe çalışmak için gelen çok nüfus bulunuyor. Diğer Balkan ülkeleri gibi Karadağ’da da yerel Balkan dillerini hemen herkes biliyor. Fakat Karadağ’da İngilizce konuşabilen birine ancak Budva’da lüks bir tesiste rastlayabildik.  Ekmek kaygısı ile gurbette çalışan Müslümanlar, belli ki Makedon, Sırp ve Karadağ hükümetlerinin ortak planı. Zira göç, asimile, aile parçalama ve dejenerasyon için yoksulluğun ve cahilliğin halklara kader yapılması, bilindik emperyalist tezgah. Burada mükemmel işliyor.             Hırvatistan’a geçtiğimiz andan itibaren büyülü bir atmosfere de geçiyoruz. Her karesi özel peyzaj ve tasarım dokunuşu almış gibi duran bir ülke. Tertemiz, bakımlı, enerjisi yüksek, huzurlu ve gösterişli… Taş binaların verdiği otantiklik, doğanın güzelliği ile eğitimli insanlar buluşunca başka bir ihtişam doğuyor. Bütün Balkanlar içinde Hırvatistan yıldız gibi parlıyor.

Dubrovnik ve Split iki benzer şehri. Dubrovnik’te Floransa ve İsviçre’yi bir arada yaşıyorsunuz. Dünya harikası bir kent, gözünüzü kamaştırıyor. Deniz ve şehrin sarmaş dolaş olduğu ve bu kadar estetik bir görünüm kazandığı sanırım ancak iki kent daha sayılabilir. Turistlerin elit olduğunu gözlemliyorsunuz. Avrupa’nın zenginleri buraya geliyor. Bir akşam yemeğine oturunca 100 Euro bırakıyorsunuz.

Budva civarından feribotla Hersek Nova’ya geçip Dubrovnik’e gitmek pratik oluyor. Dubrovnik ve Split’i gece görmenizi özellikle öneririm. Rüya gibi şehirler.

Gelir düzeyi o kadar yüksek ki Boşnak, Arnavut, Makedon, Sırp buraya nasıl gelsin!… Yollar, düzen ve sistemli işleyiş insana Avrupa Birliği standartlarının yaşam kalitesine katkısını da gösteriyor. Bu bakımdan ülkemizin Başka Balkan ülkelerinden 20 yıl ileride olduğunu söylerken, Hırvatistan’ın bizimle rahatlıkla boy ölçüşebileceğini düşünüyorum.

Yeşil pasaport taşıdığımız halde diğer ülkeler nazaran sorgu sual ve kuyruk burada fazla. Bu Hırvatistan, gücü sayesinde olmalı ki Bosna’ya Adriyatik şehrinde bir Neum Kentini bırakmış. Biz de buna tavır aldık: Gidip Neum’da, Bosna sınırlarında, o lütfettikleri yerde konaklayacağız!           Ecdâd, Adriyatik sularını, buraları alıp göreli 622 yıl olmuş. Edirne’den çıkıp Trakya, Makedonya, Arnavutluk, Karadağ, Bosna Hersek topraklarını adalet ve hürriyetle sulayarak çeyrek asırda gölgesine almış. Buraları gezerken yapılan işin büyüklüğünü anlıyorsunuz.

Görmek başka bir şey. Bir okur olarak, “çok okuyan mı bilir çok gezen mi?” Sorusuna artık “Çok okuyan bilir, çok gezen anlar” diye cevap veriyorum.

Balkan dağ demek. Gerçekten, yeryüzü tam dalgalanmışken donmuş gibi burada; dağlardan dağlara uzanıyor coğrafya. Makedonya’nın Büyük Karab Dağı, Manastır’ı sırtında taşıyan Pelister Dağı, Üsküp’ü Kosova’ya uzatan Şar Dağları, Kartalı bayrak yapan dağlar ülkesi Arnavutluk ve Karadağ… silsile halinde uzanıyor. Makedonya ile Arnavutluk’u ayıran Ohri Gölü derin ve dingin bir geniş alan veriyor.

Karadağ adını ülkeye Türkler vermiş. Türkçe’de coğrafya ile birlikte renkler geçerse bir yön bildirir. Kara, kuzeyi gösterir. Karadeniz gibi, Karadağ gibi. Ak, Batıdır; Akhisar, Akşehir, Akyaka… gibi. Yeşil Doğuyu işaret eder Yeşilpınar, Yeşilhisar… gibi. Sarı, güneydir, Sarıova, sarıca gibi. Trakya’da tutunan Türk akıncılarının Kara(kuzey) dağı topraklarında şimdi Müslüman oranı yüzde 15′lerde…

Karadağ’ın hangi millet olduğunu da burada netleştirdim kafamda: Sırp bunlar. Yoksa her şeye bu kadar kolay kavuşamazlardı.

Buralarda seyahat edeceklere önerim booking üzerinden rezervasyon yaptırarak ilerlemeleri. Hem ucuz hem de en iyi yerleri bulabiliyorsunuz. Öte yandan buralarda sabah 9′da oteli boşaltmanızı istiyorlar, planı ona göre yapmak gerekiyor.

Burada aynı karma halkı gördüğümüz ayrı coğrafyaların Yugoslavya sonrasında yapay ve küçültülmüş sınırları bana hiç de kalıcı olacak izlenimi vermedi. Başta Arnavutların haklı bir huzursuzluğu var. 12 milyonu bulan halkı 4 devlete bölüştürmüş Arnavutluk’u daraltmışlar.

Makedonya, Kosova ve Bosna sınırları aynı şekilde. Yani Müslümanların arasına ihtilaf ve savaş tohumları daha kurgulanırken ekilmiş. Arnavutların her fırsatta bayraklarını bir kimlik göstergesi gibi ortaya çıkarmaları gizli bir kötü kadere isyan gibi dikkat çekiyor. Belli ki derinde bir başkaldırı var.

Buralara, bir vahim tarih dilimi daha gelecek gibi. Bir tarihten sonra Suriye’de olduğu gibi Türkiye burada da barış ve daha az kan için etkin rol oynayabilecek mi?

Bizsiz burada Müslümanlara huzur vermezler.

Devamı gelecek..

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Şehadetinin 27. Yılında Bosna Şehidimiz Selami Yurdan Kudüs-Der’de anlıyor…
Şehadetinin 27. Yılında Bosna Şehidimiz Selami Yurdan Kudüs-Der’de anlıyor…
Serdar Duman, Türkiye ve ABD arasındaki ‘güvenli bölge’ uzlaşısını yazdı:
Serdar Duman, Türkiye ve ABD arasındaki ‘güvenli bölge’ uzlaşısını yazdı: