Osman Arslan yazdı: Seyahat Notları II: Sen Misin Yoksa Hayalin Mi Vefasız Kosova?

Prizren, Taşköprüsü, çarşısı, otantik evleri, kavehaneleri, şadırvanı, meydanıyla asırlar önce buz devrine girmiş ve dondurulduğu soğukta bozulmadan tutulan bir Osmanlı şehri olarak kalmış.

Osman Arslan yazdı:  Seyahat Notları II:  Sen Misin Yoksa Hayalin Mi Vefasız Kosova?
Osman Arslan yazdı:  Seyahat Notları II:  Sen Misin Yoksa Hayalin Mi Vefasız Kosova? Zehra

Prizrenli Sûzi Çelebi Gazavatname’sinde der ki: “…Bir Türk azdur deyü etme bahâne/Odun bir şu’lesi besdür cihâne…” Selanikli olan Mustafa Kemal, kendisinden beş asır önce kendi kültür toprağında söylenmiş bu dizelerde, ünlü sözü için esin bulmuş olabilir mi? 

Prizren, Taşköprüsü, çarşısı, otantik evleri, kavehaneleri, şadırvanı, meydanıyla asırlar önce buz devrine girmiş ve dondurulduğu soğukta bozulmadan tutulan bir Osmanlı şehri olarak kalmış. Kendinizi dört asır geriye sarılmış hissediyorsunuz. O kadar sıcak ki“Sen misin, yoksa hayalin mi, vefasız Kosova?”sitemleşmemiz yersiz değil. Nasıl sevgili bir ülke bu? Nasıl Anadolu’ya cilvelenen kentler?

1998-99 ne belalı yıllardı! İçeride 28 Şubat bizi tutsun, dışarıda Sırplar kardeşlerimizi kessin! Ne lânetli bir tezgahın içinden geçmişiz. Hiç unutmuyorum. Çıkardığımız dergide yazım: “Bugün Kosova Çanakkale’dir! Kosova düşerse Türkiye düşer!” O vakit görmemiştim buraları.

Şimdi Kosova’dan yazıyorum: Burası Türkiye!

Prizren'e Şar dağlarını aşarak varıyoruz. Şar dağları, Üsküp'ten Kosova'ya kadar uzanan zirveleri 2 bin m.yi yoklayan ihtişamlı sıradağlar. İçinde, balta girmemiş ormanlarda gider gibi ilerliyoruz. Kıvrım kıvrım yollar, yollara sarkacak kadar gür ormanlar, yağmur,sis ve tepelere serpilmiş köylerle tam bir Karadeniz. Şar dağları boyunca uzanan köyler Arnavut ve Türk köyleri. Hemen hepsi müslüman. Gostivar'dan 90 km yi 3 saatte alabildiğimizi söylesem nasıl netameli yollardı, anlaşılır sanırım. Yolda, Sırplarla çatışmanın olduğu yerlerde yer yer şehitlikler görüyor, buralarda durarak ilerliyoruz. Doğa harikası bir yerdeyiz. Doğa Tırizmi Şar dağlarının Prizren'e bakan yüzünde canlanmaya başlamış. İhtişamlı manzaralara bakan dağ otelleri yapılmış. Bu serinlikte, sislere sarılıp çay yudumlamak başka güzel. Buralarda çay pek yok. Kahve ve özellikle mocchiata yaygın.
Prizreni saatlerce yaşamaya dolamıyorsunuz. Safranbolu veya Beypazarı'nda hissedebilirsiniz kendinizi. Bir farkla ki Kiliseler tepede Camilerin yanındalar.

Prizrende bir Hacıbektaş tekkesine uğradık. Dergah, ziyaretçi akınında, lakin post boş duruyor. TİKA buralarda etkin rol oynamış. Eski camiler Osmanlı'yı bütün şade, samimi ve mütevazı dindarlığı ile yaşatıyor.
Kosova tanıyanı az ılan bir devlet. Alman askerlerinin gezmesi belli noktalarda beklemesi insanı huzursuz ediyor.

Priştne başkent olmakla değer kazanan bir il. Prekaz'da Sırp kasaplarına karşı kahramanlığı ile nam bırakan Adem Yesari’nin 60 kişilik aile halkıyla 3 gün Sırp ordusuna direnen kahramanlık anısını yaşatan müzede, bağımsızlığın filizlendiği yerde, çağdaş Sultan Murat gibi bir Kosova(Kösova) fatihi yaşıyor. 

Murat Hüdavendigar ki, Sırp Obiliç’in kahpe hançeriyle bu topraklarda şehit verdiğimiz evliya Sultanımızdır… Bizde Hakan, bayrak’ın insan halidir. Bayrak yoksa İstiklal Marşında (törende) Hakan’a (Cumhurbaşkanı’na) dönülür, hazrolda. Bayrak gibi Hakan da asla düşmez. Eğer düşmüşse Hakan, orası artık vatandır. Bunu hiçbir şey değiştiremez. Kosova bize vatandır. Oraya Hüdavendigar’ımızı diktik biz.

8 Ağustos 1389… Böyle bir sıcak Ağustos günüydü. I. Kosova Meydan Muharebesi öncesi duaya durmuştu Hüdavendigâr. Bir fırtına başlamıştı. Göz gözü görmüyordu. Osmanlı geldiği seferde tuzağa düşmek üzereydi. Askerin telef olması endişesi doruktaydı. Kosova tozdan seçilmiyordu. Hüda’sına elini açtı Sultan bu esnada:“Yâ Rabbî! Bu fırtına, şu âciz Murad kulunun günahları sebebiyle çıktıysa, onun yüzünden mâsum askerlerimi cezâlandırma!.. Allâh’ım! Onlar ki buraya kadar sâdece Sen’in adını yüceltmek ve İslâm’ı teblîğ etmek için geldiler!... İslâm askerleri için rûhumu teslîme râzıyım... Beni gâzî kıldın. Sonunda lutfen ve keremen şehîdlik de nasîb eyle!.. Âmîn!” ve Kur’an tilavetine başladı. Zaten Bursa bilirdi onu; geri çevrilmiş duası yoktu. Rabbine “İslam’ı kurtar, askerleri bağışla, karşılığında beni al” demişti. Bir yağmur geldi, fırtına da, toz da ortadan kalktı. Billur gibi açılan havada, kös sesleri ile inleyen ovada Allah Allah seslerini yükselten kılıçlarla Haçlılar hezimete uğradı. Ve Hüdâ’sı, yanına aldı Hudavendigar’ı. Hudavendigar, yani ‘merhametli hükümdar’ unvanını son nefesiyle de hak ettiğini gösterdi.

Yeşillikler arasında, duygu yüklü, tarih dokulu, acılarla burkulmuş dili bzden, dini bizden; öz vatanımız Kosova. Mehmet Akif’in baba şehri Kosova’nın İpek şehri.

 ‘Öz’ işte, Mehmet Âkif:
“Nerede olsam karşıma çıkıyor bir kanlı ova/ Sen misin yoksa hayalin mi vefasız Kosova/Hani binlerce mefahirdi senin her adımın/ Hani sinende yarıp geçtiği yol Yıldırım'ın/Hani asker, hani kalbinde yatan şah-ı şehid/ Söyle Meşhed öpeyim secde edip toprağını/ Yok mudur Murad'ın sende iki üç damla kanı”

Ben bitiremem. Bahtiyar Vahapzade bitirsin. Yavuz Bülent’in “Üsküp’ten Kosova’ya kitabını her Türk okumalıdır. Amma okuyup da ağlamayana da men Türk demem” Yavuz Bülent’i çok Zaman’da durdu diye gönlümüzden sildik. Lakin Yazarlar Birliği konferanslar verdiriyor halen. Sene-i devriyesi geçmiş Temmuz’un, serbest. Öyleyse? Kosova ve Arnavutluk'ta FETÖ yapılanması çok güçlü imiş. Ama halk 15 Temmuz'da darbe girişimine karlı Türkiye için toplanıp dua etmiş. "Müslümanın ferasetinden korkun" ne kadar doğru bir söz.

Allah’ım sen Kosova’ları koru!
Kosova'dan Karadağ'a yöneliyoruz.


 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...